14- Cesaret

216 15 4
                                        

Medya; Gece & Bölüm Şarkısı

Yeni kapağımız için 'Wattpad Kapak Yapımı' sayfasına çok teşekkürler! :) Bölümü bitirmem gereken yerde bitirdiğim için biraz kısa oldu sanırım. Oy ve yorumlarınızı esirgemezseniz çok mutlu olurum.

İyi okumalar! :*

Telefonu kulağımdan uzaklaştırdıktan sonra birkaç saniye duyduğum şeyi idrak etmeye çalıştım. Eylül'ün meraklı bakışlarına aldırmadan en yakınımdaki sandalyeye oturduktan sonra Gözde'nin telefonda beklediğini fark ettim. Ne yaptığımı bilmiyordum; hayalini kurup gerçekleştiremediğim, üstelik bu istek uğruna Can'ı kaybettiğim şeyin aynı evi paylaştığım kişiye olması garip hissettirmişti sadece.

"Çok sevindim, buluşup kutlayalım bunu." Sesime az önceki iç karmaşamı yansıtmamaya çalıştım. Ne kadar başarılı olduğum bilinmezdi tabii. Telefonu kapatırken kutlama için gün belirlemeyi de unutmadık. Eylül sabırla başımda bekliyordu, ona haksızlık ettiğimin farkındaydım ama beynimin zor kavradığı şeyi hemen anlatabilmem mümkün değildi. Eski masamıza geri dönerken sormakla sormamak arasında kaldığını fark edip gülümsedim. Benden çekindiğini görebiliyordum. Havaalanında Ateş'in koluna yapışmış, ürkek haline geri dönmüştü sanki.

"Gözde hamileymiş."

Söylediğim cümleyle gözleri kocaman açıldı ve yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı. "Bebekleri çok seviyor! Lottie'ye yaptığı bakıcılığı düşünürsek mükemmel bir anne olacağına eminim!" Heyecanla söylediği cümlelerin bir kısmını anlamasam da pastamla ilgilenmeye geri döndüm.

"Ateş ile ne zamandır birliktesiniz?"

Sorduğu soruyla ağzımdaki pastayı daha fazla çiğnemeden yuttum. Böyle bir soruya nasıl cevap vermem gerektiğini bilmiyorum. Birlikteymiş gibi gözüktüğümüzü biliyordum ama adı konulmuş ya da konuşulmuş bir şey yoktu. Aldığım yara çabuk kapanacak bir yara değildi ve ben de yeni bir ilişkiye tam olarak hazır değildim. Ateş'in yanındayken mutsuz ruh halimden kurtulduğum, güvende hissettiğim ve ona karşı bir şeyler hissettiğim bir gerçekti ama korkuyordum. Yeni yaralar almaktan, defalarca kırılmam yetmiyormuş gibi yeniden kırılmaktan, aşkın aptala çeviren etkisinden korkuyordum.

"İşler çok karışık, bilmiyorum." Pastamın kalan son parçasını ağzıma atıp kahvemden bir yudum aldım. "Gidelim mi?" dedim bitki çayının bittiğini görerek. Başını olumlu anlamda salladığında parayı masaya bırakıp kalktım. Peşimden gelirken sesini hiç çıkarmıyordu. Binadan girdiğimizde derin bir nefes aldım neden yaptığımı bilmeden. Zili çalıp açmalarını beklediğimizde içeriden ses gelmediğine göre kavga etmiyorlardır diyip sevindim. Birkaç saniye bekletilmenin ardından kapı açıldığında Cansu'nun kızarmış gözleri bizi karşıladı. Bir şey sormamıza fırsat vermeden beni geçip Eylül'e sarıldığında şaşırmadan edemedim. Kokusunu içine çekişi, saçlarını okşayışı o kadar içtendi ki bir ablam olmamasına biraz bozulmuş olabilirdim. Cansu bir şeyler mırıldanırken onları orada bırakıp içeri girdim. Ateş'in odasında olabileceğini düşünüp kapıyı çaldıktan sonra cevap beklemeden girdim. Beni gördüğünde kulaklığını çıkarıp yanına uzanmam için eliyle yatağa vurdu. Tereddüt etsem de birkaç saniye sonra kolları arasındaki yerimi almıştım. Başımı göğsüne koyarak saçlarımı okşamasına izin verdim. Bu şekilde göz göze gelemeyeceğimizi fırsat bilerek söylemem gerekeni bir çıpıda söyledim.

"Gözde hamileymiş."

Göremesem de yüzünün sıkkın bir ifadeye büründüğünü tahmin edebiliyordum. Sevinmediğinden değildi tabii ki, sadece bunun benim için ne kadar zor olduğunu bildiğinden böyle bir tahminde bulunabilmiştim. Saçlarımdaki ellerini hareket ettirmeye devam ettiğinde kendime sadece buna odaklanmam gerektiğini hatırlattım. Herkesin canını sıkan şeyler vardı ve bunların hiçbiri mutlu olmaya engel olmamalıydı. Ne olduğumuzu bilmediğim adamın kollarında ve güvendeydim, bu mutlu olmak için yeterli olmalıydı şimdilik.

Gerçek (Ara Verildi)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin