🥘15.Bölüm -Yeniden- 💙🎶

906 24 1
                                    

Ankara'da onca sene yaşadıktan sonra bir sabah hayatınızın o andan sonra hiç neden yokken birden İstanbul'da başladığını düşünün. Yatağınızdan kalktığınızı, güneşin ışıltısı olanca parlaklığıyla pencerenize vuruyorken perdeyi araladığınızı, maviliğini size hediye etmek, belki de bir şeyler söylemek isteyen denize pencerenizden baktığınızı,
huzurla üstünüzü giyinerek kendinizi sokağa attığınızı, karşı taraftaki iş yerinize gitmek için vapura binmeden önce hemen köşedeki simitçiden sıcacık ve çıtır çıtır bir simit aldığınızı, buram buram karanfil kokan çayınızı vapurun üstünde denizi izleyerek içerken, çıtır simidinizi yediğinizi, en sevdiğiniz şarkıyı dinlediğinizi, sabahın köründe işe gitmenin hiç bu kadar mutlu etmediği gerçeğini farkettiğinizi...

Güzel bir gündü bugün.

Sizi her ne mutlu ediyorsa onu düşünün. Korkmadan ve düşünürken kendinizi aptalca bulsanız bile hayallerinizi, onlara ulaşmak için neler yaptığınızı, maddi hayatınızı şöyle bir kenara itip huzuru hissettiğiniz anları isterseniz nasıl da kolay yaratabildiğinizi, benim düşünerek dilime vurduğum mutluluk kırıntılarını da aslında çocukça ve aptalca bulsanız bile yüreğinizin bir köşesinde, bir yerlerde hissettiğinizi, duyguları yaftalamanın bir işe yaramadığını, yargıların kişisel olabileceği gerçeğini hazımsayarak kabullenebileceğinizi,
sevmenin, sevilmenin, şiirlerin anlamının ve düşlerin saflığının, aslında basitçe bir çocuk masalı sayılmadığını, gerçekten hissettiğiniz gibi kaldığınızı düşünün.

Hayat böyle çok güzeldi. Hayat böyle mükemmeldi.

"Şefim Baran Abi geldi." Bana daha dün dört kelime seni bu kadar mutlu edecek deseler güler geçerdim belki.

"Tamam Ferit."

Ellerimi havluya sildim. Yemek yapmayı bitirmiştim zaten. Sadece mutfakta biraz vakit harcıyordum. Hijyen için giydiğim şeyleri yerine koyup kendi günlük kıyafetlerimi giydim.

Bahçeye doğru ilerlerken kalbim her zamankinden daha da hızlı atıyordu belki. Simasını gördüğümde yüzümde istemsizce bir gülümseme barındı. Ben bu adamı gerçekten çok seviyordum.

Yanına ulaştığımda beni gördüğü gibi ayağıya kalktı.

"Niye geldin?" Dedim aksi çıkan sesimle. Ona deli gibi sevdalı olabilirdim. Ama bu şuan ona bunu göstereceğim anlamına gelmiyordu.

"Konuşmak için."

"Konuş işim var içeride."

"Tamam. Oturmayacak mısın?"

Oturduğumda benim karşımdaki yerini aldı. İki elini birbirine ulaştırıp masaya koydu.

"Bir şey içer misin?" Diye sorduğumda hızla başını iki yana salladı.

"Ben... Ben konuştum Beliz ile."

"Eee." Merak etmiştim. Buraya geldiğine göre ayrılmış olmalıydılar. Başka açıklaması olamazdı.

"Ayrıldık." Sonrasında onun yüzünde bir gülümseme oluşmuştu. Elleriyle saçını karıştırırken tepkimi merak ederek bekliyordu.

Benim ise kaşlarım çatılmıştı. Beni böyle görünce onunda modu düşmüş olmalı ki gülümsemesi silindi. "Buna gerçekten mutlu olabileceğimi mi düşündün?" İki elimle yüzümü sıvazlarken bir yol düşünüyordum ama yoktu yoktu işte.

"Biraz zorluk çıkardı tabi." Dediğinde daha da sinirlenmiştim. "Yazık günah kıza. Nasıl da üzülmüştür şimdi. Sende bana müjde verir gibi anlatıyorsun."

O benim kötülüğümü istemiş olabilirdi ama ben öyle değildim.

"Ben müjde vermek değilde. Önümüzde bir engel yok demek için söyledim." Bu bardağı taşıran son damlaydı. Bu herif beni deli ediyordu.

𝚂𝚊𝚍𝚊𝚔𝚊𝚝𝚒𝚗 𝚁𝚎𝚗𝚐𝚒 𝙼𝚊𝚟𝚒 (Renkler Serisi)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin