Büyük bir evin önünde durunca Kerem bavulları aşağıya indirdi. Bense çantamı koluma takarken aynı zamanda Göktuğun elinden tutmuştum. Eve ilerlerken Kerem bavulları içeriye götürmeye başlamıştı.
Aralık olan kapıdan içeriye girdim. Göktuğ kalacağı odayı merak ettiği için koşarak evi talan ederken bense mutfağa girmiştim. Ev hazır eşyalıydı. Birkaç ay için kiralamıştık. Dolapta bulunan bardağı alırken önce musluktan geçirdim. Sonrasında su doldurdum. İki yudumda bitirirken susuzluktan boğazımın ağrıdığını yeni fark ediyordum.
Gelen adım sesleri ile Keremin geldiğini anlamıştım.
"Burası pistir şimdi." Deyip bardağı çalkalayıp yerine geri koydum. Tezgaha sırtımı yaslarken yüzümü ona dönmüştüm.
Gülen sadece dudakları değildi. Bakışları da gülüyordu.
"Birini çağırırız. Olmaz mı?" Bunu söylerken aynı zamanda birkaç adımda yanıma gelmişti.
Başımla onaylarken "Banyo üst katta. Ben bir duş alacağım. İstersen sende ebeveyn banyosunu kullan. İstersen yanıma da gelebilirsin." Söylediği şeye dayanamayıp kahkaha atarken sesim yankılanmıştı. Gözlerinde yaramaz ışıltılar kendini belli ediyordu.
"Gidiyorum." Dedim elim ile yüzünü ittirirken. Merdivenlerden çıkarken onun kahkahasını işitmiştim.
Banyoya girip suyu ayarladım.
Hızlı bir duş alıp rahatlamıştım. Kıyafetlerimi giydikten sonra mutfağa bir şeyler hazırlamak için girdim. Kerem yemek yapıyordu.
"Ne yapıyorsun?"
Mantarları doğramaya devam ederken bana dönüp bir bakış attı ve geri işine döndü.
"Mantarlı köri soslu makarna."
"Hmm."
Buzdolabını açıp ne var diye baktım. Yeni doldurmuş olmalıydı dolabı. Büyük kasenin içindeki erikleri çıkardım. "Yıkayıp koydun değil mi?" Yıkadığını bile bile sormuştum. İçinden bir tane alıp ağzıma attım. Güzeldi. Hemde çok güzeldi. Ekşiliği de güzeldi. "Bildiğin halde hep aynı soruyu sorman yok mu?"
Çıkardığım çekirdeğini tezgâhın üstüne koyarken bir tane daha ağzıma attım. "Göktuğ nerede?"
"Çok yorulmuş. Üstünü değiştirdim uyudu hemen." Başımla onayladım.
Eriğin çekirdeklerini çöpe attım.
Eriği geri dolaba koyarken alt kısımdan siyah kola ve karışık meyve suyunu çıkardım.
Benim aksime asitleri şeyleri sevmezdi Kerem.
İki büyük bardağa doldururken yemek masasının üstüne koydum. Çatal vesaire ne lazımsa hazırladım.
Aklıma bir anı gelmişti. Belki saçmaydı. Belki olmaması gerekiyordu ama gelmişti işte.
Flashback...
Ah anne ah. Niye hep ben alıyorum bu evin ekmeklerini? Niye hep ben alıyorum acaba? Bir kerede ablam alsın. Yok o çalışıyormuş haftasonları da ben almak zorundaymışım. E bende okula gidiyorum bir şey diyor muyum?
"Bilal Abi üç ekmek."
O, ekmekleri poşete doldururken dışarıdaki meyve sebzelere de göz atıyordum. En sevdiğim meyve olan eriği görünce yüzümdeki gülümseme ile dışarıya çıkıp kasanın üstündeki poşetten aldım. Erikleri poşete doldururken "Bitirmeseydin keşke. Bende alacaktım." Gelen sesle hemen sol tarafıma baktım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝚂𝚊𝚍𝚊𝚔𝚊𝚝𝚒𝚗 𝚁𝚎𝚗𝚐𝚒 𝙼𝚊𝚟𝚒 (Renkler Serisi)
Diversos"Sen beni aldattın. Bundan ötesi var mı ha?" "Evet seni aldattım. Çünkü ben ahlaksız kadının tekiyim." - Kapak tasarımı bana aittir! - Bu isimdeki ilk ve tek kitaptır! - İlk yayın tarihi: 24.10.2021