3. Bölüm

16.4K 454 31
                                        


-DÜZENLENDİ 06.11.16-

Kantinde oturmuş kahvemi yudumluyordum. Düşünceliydim, verdiğim partiden sonra Berkay ile hiç konuşmamıştım, konuşmama gerekte yoktu aslında. Partinin ardından iki gün geçmişti ve ortalık sakindi. Bu beni oldukça tedirgin etsede, sesimi çıkarmıyordum.

Biliyordum, berkayın bana bir oyun oynayacağını. Endişeliydim ama, beklemekten başka bir çarem yoktu.

Cevher ise, aramız iyidi. Konuşuyorduk, neden Melisaya böyle birşey yaptığımı sorduğunda, ona herşeyi anlatmıştım. Bana hak vermişti ama ben kendimi iki gündür suçlu hissediyordum.

Minanın kolumu sıkması ile kendime geldim. Uykudan uyanmış gibi sıçramıştım. Mina kıs kıs gülerken, ben kötü bakışlar atmakla meşguldüm.

"Ne bakıyorsun öyle? Bu akşam yarışlar başlıyor, kesinlikle katılmalıyız!"

Ben onu tamamen unutmuştum. Yarışların bu akşam başladıkları, kafamdan uçup gitmişti. Aslında unutmam çok normaldi, kafamda bu kadar soru işareti varken. Hiç birinin cevabı bende değildi, fakat beynim bu soruları bana yöneltmekten yorulmuyordu.

"Katılırız sorun yok. Birşey daha var. Senin ile acilen bir konu hakkında konuşmam gerekiyor. Daha doğrusu sana danışmam lazım."

Meraklı bakışlarını bana yöneltirken, sadece 'tamam.', dedi.

Kahve bardağımı ağzıma götürdüm ve bir yudum aldım. Çok seviyordum kahveyi.

Gözlerim ile kantinde gezinirken, kuzeyi gördüm. Kuzey, Berkayın kuzeni idi. Kuzeyin benim ile bir sorunu yoktu önceden, o yüzden ona karşı bir nefret veya herhangi birşey hissetmiyordum.

Kuzeyin bakışlarımı takip ettiğimde Mina'yı buldu gözlerim. Bu ikilinin öncedende birbirlerine baktıklarını görmüştüm, fakat aralarında birşey olduğunu sanmıyordum. Olsaydı Mina anlatırdı.

Zilin sesi beni düşüncelerimden ayırırken, lanet ediyordum. Kulak zarını delen bir sesi vardı, yüzümü buruşturdum.

Minanın beni bir kez daha dürtüklemesi ile suratımı normal haline getirdim ve ona bakmaya başladım.

"Ne?"

Sorduğum soru karşısında gözlerini devirdi ve burnundan nefes verdi.

"Ne demek ne? Zil çaldı duymadın mı? Hadi sınıfa!"

Gözlerimi devirirken masadan kalkıyordum. İnsanı iki dakika bile rahat bırakmıyorlardı.

"Mina?" dedim, sırıttırken.

"Hı?"

"Acaba, zil sesini mi değiştirsek? Bu ses resmen kulağımı kanatıyor!"

"Hmmm, kesinlikle katılıyorum. Berbat bir ses."

İkimizde sinsice sırıttırken, kantınden çıktık.

"Şuan hangi dersimiz var?"

Mina bana yandan bir bakış attı ve yüzünü buruşturdu.

"Erdem hoca ile İngilizce."

Erdem hocayı hiç sevmezdim. İngilizceyi sevdiğim halde adam, resmen ingilizceden nefret ettiriyordu.

Değişim Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin