21. bölüm

4.1K 178 8
                                        


Hira'nın öldüğü Zaman;

Tuhaf. Hissetiğim şey, tuhaftı. Ölüm ve kalım arasında ki ince çizgideydim, sanki. Uçsuz bucaksız bir karanlığın içinde, küçücük bir ışığı arıyordum.

Karanlıktı, olduğum yer. Zifiri karanlıkta adım atmaya korkuyordum. Nasıl olurda buraya gelmiştim ben? Her ne kadar gözlerimi karanlığa alıştırmıya çalışsamda, göremiyordum.

Etrafın birden aydınlanması ile, gözlerimi kırpıştırdım. Bu da neydi şimdi? Yavaş yavaş gözlerimi ile etrafı taramaya başladım.

Aklım hala almıyordu, nerdeydim ben?

Bir ormanın içindeydim. En son ne yapıyordum ben? Nasıl olurda buraya kadar gelmiştim? Kafamda yüzlerce soru işareti vardı.

Ormanın derinliklerinden ses geldiğinde, ayaklarımı zorla yürütüp, sesin geldiği yöne doğru gittim.

Cidde'n ne arıyordum ben burada? Başımı usulca salladım, sanki düşüncelerim dağılacakmış gibi. Yürümeye devam ettim.

Az bir Zaman sonra bir mezarlığa gelmiştim. Tanımadığım bir mezarlıktaydım. Mezarlık ne alakaydı? Rüyada felan mıydım?

İleride ufak bir insan topluluğu gördüm. Siyah rengine boyanmış insanlar, ağıt yakıyordu. Kimi ağlıyor, kimi sadece boş boş bakıyor. Gözlerimi kırpıştırdım ve onlara doğru yürümeye başladım.

Ben yaklaştıkça, sanki mezar uzaklaşıyordu. Koşmaya başladım. Mezarın dibine çöktüğümde, nefes almakta zorlanıyordum. Ne kadar da uzun koşmuştum öyle. Çiğerlerim iflas etmiş durumdaydılar.

Başımı kaldırdığımda, şok olmuştum. Karşımda ailem ve arkadaşlarım vardı. Onların burada ne işi vardı? Kim ölmüştü? Ve neden benim bir haberim yoktu? Yavaşça ayağa kalktım ve Minaya doğru yürüdüm, nasılda ağlıyordu benim Can'ım dostum. Tam ona sarılacaken, annem ve babamı gördüm. Onlarda mı buradaydı?

Babama yaklaştım ve onları dinlemeye başladım.

"Hakan, dayanamıyorum. Kızımın yokluğuna dayanamıyorum. Hira'nın gidişine artık dayanamıyorum."

Ben? Ben mi ölmüştüm? Ama bu i-imkansız. B-bu gerçek olamaz. Ben bir rüyadaydım değilmi? Ozaman bunlar gerçek olamaz.

Mezarın içine bir beden koyduklarında, ben olduğumu anlamıştım. Dizlerimin bağı çözüldüğünde, kendimi tutamadım ve yere yığıldım.

Bağırıyordum, ama sesim çıkmıyordu. Ağlıyordum, fakat gözyaşım akmıyordu.

Ben buradaydım, beni neden göremiyorlardı?

Minanın bayıldığını gördüğümde, zor şer ayağa kalktım ve yalpalayarak Minaya koştum.

"Mina! Ben buradayım, ölmedim. Hadi kalk, ne olur. Mina ne olur yalvarırım."

Ruhum birden çekilmişti, sanki bu dünyaya ait değilmişsim gibi. Etraf karaldığında orada öylece yatıyordum. Ama birşeyler eksikti. Neyin eksik olduğunu bilmiyordum, ama hissediyordum.

****

2 ay sonra;

Gözlerimi zorluk ile açtığımda, karşımda tanımadığım bir adam vardı. Etrafı kolaçan ederken, eski bir odada olduğumu anlamıştım. Ne işim vardı benim burada?

Değişim Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin