27. Bölüm

4.1K 135 13
                                        


İhanet, acı, kandırılmış hissi, öfke, kin ve nefret.

Kelimeleri ile anlatması ne kadarda kolay değil mi? İki cümle kuruyorsun, bitiyor. Oysa o hisseleri yaşadığınız
zaman, tüm dünya yok olsa umrunda bile olmaz. Dünyadan soyutlanmış, sadece çektiğin acıyı umursuyordun. Gözlerinin önünden yaşadığınız şeyler bir bir geçiyordu. İhanet acı veriri, muhtemelen bu hayatta bir çok kisi tatmıştı bu duyguyu. Kimi sevgilisi, diğeri arkadaşları yada en kötüsü ailesi tarafından. Bu acıya dayanabileceğimi sanmıyordum. Kötü bir şey, anlatılmayacak, kelimerlere dökülmeyecek bir duyguydu. Herhalde insanın hayatı boyunca yaşayabileceği en acı, en acımasız şeydi.

Gözlerim karşımda girayın durduğuna inanmıyordu, kulaklarım ise duyduklarını reddediyordu. Kalbim avazı çıktığı kadar bağrırken, beynim şoktaymış gibi düşünemiyordu.

Yanımda duran batuhan beni kollarının arasına almasayadı, düşecektim. Ayaklarım vücudumu taşımakta zorluk çekiyordu, birden bire yıllardır oturmamışım gibi dizlerim titiriyordu. Batuhan ile beraber yere sinirken, bakışlarımı birkez girayın gözlerinden çekmemiştim.

Onun karşısında ilk defa güçsüz kalmıyordum. Beni bir çok kez ağlarken görmüştü. Canım acıyordu, şimdi en çok güvendiğim insanlardan biri bana ihanet etmişti. Gözlerimden yaşlar akarken, sessizce fısıldadım.

"Neden? Değdi mi?"

Boş sokakta üçümüz dışında kimseler gözükmüyordu. Yağmur yavaş yavaş atıştırıyordu, gökyüzü gercekten benim için mi ağlıyordu? Uzun bir süre benim hıçkırıklarımdan başka birşey duyulmadı. Ne batuhan beni teselli edebildi, ne de giray ağzını açtı.

"Neden mi? Gercekten neden mi?"

Sesi boş sokakta yankılanırken, göz kapaklarımı sıkıca kapattım. Bağırması, olduğum durumu daha kötüleştiriyordu. Hamilelikten dolayı, duygularım kendini kısa bir sürede belli ediyordu. Başımı usluca salladım ve bakışlarımı yerden çekip, girayın nefret ile bakan gözlerine sabitledim.

Benden neden nefret ediyordu? Ben ona birşey yapmamıştım. Onu sevmiştim, kardeşim abim kadar. Onun için canımı bile verebilecek kadar, benim için değerini kendi bile ölçemezdi.

"Evet neden? Ben sana değer vermiştim, seni kardeşim, abim gibi sevmiştim. Ben sana birşey yapmadım ki...."

Sonuna doğru sesim kısılırken, girayın gözlerinden bir duygu geçmişti. Bu, o kadar çabuk olmuştu ki, gerçek mi hayal mi bilemedim.

"Sakın, sakın bana abi deme. Ben bunları neden yaptım gercekten öğrenmek istiyormusun? Gercekten ihanete uğramak istermisin? Ciddi anlamda o duyguyu tatmak ister misin? Dur, dur bekle, söyleyim.

Daha beş yaşındaydım lan! Sadece beş, küçüçük bir çoçuktum. Benim ne suçum vardı? Söylesene! Ne suçum? Sadece annesi ile küçük bir evde yaşayan, ama mutlu olan bir çoçuktum. Senin baban gelip, anneme gözlerimin önümde zorla sahip olması ve onu sonradan öldürmesi kimin suçu? Benim suçum mu? Kaç ay annem acı çekti, senin şerefsiz baban yüzünden, haberin varmı? Yok! Peki ya sonunda polise gitmek istediğinde onu arnından tek bir kurşun ile vurduğundan?"

Histerik bir kahkaha attıktan sonra, bana öyle bir bakış attı ki, o an yerin dibine girmek için, tanrıya yalvara bilirdim. Kalbimde olan acı, kulaklarımın çınlaması ve gözlerimin yanması. Dakikalardır bu durumdaydım, vücudum artık tükeniyordu.

Değişim Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin