22. BÖLÜM

935 26 5
                                        

Gece

Sabah olduğunda herkes kahvaltıyı yapıp Hira'yi görmek için hazırlanmaya başlamışlardı. Bugün Gökçeler evin tadilatı ve eşyaların yerleştiği haberi alınca gitmek zorunda kalmışlardı. İlk başta üzülsemde bundan sonra hep birlikte olduğumuz aklıma gelmişti. Hazan'da (Gece'nin üvey erkek kardeşi oluyordu unutmayın:) bir şeyler saçmalayıp beni Gökçelerde kalmaya eninde sonunda ikna etmişti. Onları uğurladıktan sonra bizde hastaneye gitmiştik. Ve şuan zaten hastanedeydik. Hira uyanmıştı, serumu bittikten sonra taburcu olacaktı. Şuan annemler, abimler, yengemler ve Hazal'da Hira'nın yanındaydı. Ben ise sessizlikten sıkılıp serum kokusuna dayanamayıp koridorda beklemeye karar vermiştim. Telefonumda keşfette gezinirken yanımda bir çöküş hissetmiştim. İstemeyerek kafamı kaldırıp baktığında Baran olduğunu görünce gülümsedim.

"Hayırdır sen niye buradasınki şimdi?"

Baran "Geçmiş olsuna gelmek istemiştim seni burada yalnız görünce merak ettim"

"Annemler Hira'nın yanında serum kokusuna dayanamayıp koridora çıktım hem burası esiyordu o yüzden"

Baran "Hmm anladım, sen nasılsın peki?"

"Ay sorma bugün Gökçeler evin hazır olduğunu duyunca daha fazla rahatsız etmek istemediklerini söyleyip hemen gittiler tabi ben ne kadar yalvarsamda boşunaydı"

Baran "Zaten artık yine birliktesiniz en azından buna şükret yani"

Dediğinde kafamı sallayıp yüzümde hafif bir tebessümle yere bakmıştım.

Baran "Biz seninle hiç başbaşa konuşamadık ya"

"Aynen öyle oldu"

Baran "Anlatsana çocukluğunu nasıl çocukluktu"

Baran'ın dediğiyle gözlerim dolmuştu ama çaktırmamaya çalışıp gülümsedim. Boğazıma yine yumru oturmuştu ve kalbine sancılar girmeye başlamıştı.

"Berbattı ya, hangisini anlatayım ki?"

Baran "Kendini kötü hissedeceksen anlatma bence"

"Yok, yok ben zaten birilerine anlatmaya ihtiyacım var benim ben çocukluğumdan beri yuttum yuttum yani artık kusmam lazım onları"

Baran "Çok iyi bir çocukluk yaşamadın galiba"

"Malesef yaşayamadım, yani sürekli dışlanmak mı? Öz ailen sandığın insanlar tarafından sevilmemek mi? Üstüne üstlük esnafcılardan tecavüz yada taciz edilmek mi? Bir çocuğun başına gelecek en kötü şeyler geldi başıma benim"

Baran'ın dediklerimle sapsarı olması bir olmuştu. Bana baktığında resmen dediklerimle beti benzi atmaya başlamıştı.

Baran "G-gece biz seninle bu konuyu başka yerde konuşsak olur mu? Burada konuşulacak şeyler değil çünkü bu konular"

"O-olur"

Dedim titreyen sesimle. Aslında kendimi çok garip hissediyordum onun karşısında. Hiç kimseye çocukluğumu anlatmaya cesaret edemezdim hatta tek kelime bile edemezdim ama Baran öyle değildi ilk defa birisine çocukluğumu anlatmaya cesaret etmiştim. Baran ayağa kalktığında ona baktım.

Baran "Seni çok güzel bir yere götüreceğim hem orada rahat rahat anlatırsın"

Kafamı sallayıp ayağa kalkmıştım. Hastaneden çıktığımızda arabaya binmiştik. Yol yaklaşık yarım saat falan sürmüştü. Geldiğimiz yere bir göz gezdirince buranın güzelliğine hayran kalmıştım. Şaşkın şaşkın bu güzel yere bakarken Baran'ın ne ara kapının önüne gelip açtığını anlamamıştım. Arabadan inince şaşkınlıkla Baran'a baktım oda bana gülümseyerek arabanın kapısını kapattı.

Baran "Çocukluğunu anlatırken buranın sana iyi geleceğini düşündüm. Kötü anılarını anlatırken manzaraya odaklanıp kriz geçirmezsin hem"

Düşüncesi benim çok hoşuma gitmişti. Yüzümdeki gülümseme büyüyünce kolumdan tutup beni dağ evine benzeyen bir evin içersine soktu. Ev çok güzel dekorasyon edilmişti bu sefer evi süzüp yavaş adımlarla bir kapıya doğru ilerlemeye başladım. Kapının önüne gelince Baran bana arkamdan seslenmişti.

Baran "Kapının önünde öylece durma bence aç kapıyı umarım çok bayılacaksın zaten manzarası en güzel olan oda o oda"

"Yaa ben o zaman açıyorum kapıyı"

Baran'ın ufak kahkaha attığını duydum. Lakin beklemediğim bir şey oldu, kalbim yerinden neredeyse fırlayacak gibiydi. Kaşlarım çatılırken Oğuz'a hissettiğim duyguların aynısını Baran'da duyduğumu fark etmiştim. Baran'ın gülüş seslerinden neredeyse çok etkilenmiştim ilk defa ayaklarım, dizlerim ve ellerim heyecandan titriyordu. Ve bu hiç normal bir şey değildi çünkü bu zamana kadar benim ellerim ayaklarım heyecandan titrememişti. Baran gülmeyi kesip konuşmuştu.

Baran "Bence aç kapıyı hemen, kendine heyecan yaratmana gerek yok"

Yalandan bir tebessüm edip kafamı arkaya çevirdim. Daha önce önünden geçtiğim mutfağın kapısının önünde durup elleri ceplerinde bana bakıyordu. Ona hak verip kafamı sallamıştım.

"Bencede ben hemen bu odaya girmeliyim"

Deyip kafamı geri çevirdim ve kapıyı açtım. Odaya bakınca neredeyse ağzım açık kalmıştı. Odanın bir kısmı camdan oluşuyordu ve dışarıdaki o güzel manzara görünüyordu. Manzara dağlardan ve huzur veren yeşilliklerden oluşuyordu. Gerçekten tam bir Karadeniz manzarasıydı. Kendimi koltuklardan birine atıp manzaraya dalmıştım. Ben hala hayranlıkla bakarken Baran elinde iki kupa ile girmişti.

Baran "Bu muhteşem Karadeniz mamzarasının tadını ancak bu çaylarla çıkarabilirdik"

"Çok mantıklı düşünmüşsün bu güzel manzara çaysız olmaz"

Yanıma yaklaşarak kupalardan birini uzatınca hemen elime aldım. Oda kupasını ortadaki büyük sephaya koyup yanıma oturdu. Bir kaç dakika sessizlik varken ikimizde bu manzarayı izleyip arada çaylarımızdan bir yudum alıp tadını çıkarıyorduk. En sonunda Baran sessizliği bozmuştu.

Baran "Kendini hazır hissediyorsan anlatmaya başla bakalım"

Derin bir iç çekmiştim.

"Ben anlatmaya hazırımda"

Baran "Da, ne?"

"Sen duyacaklarına hazır mısın? Emin ol bana çocukluğumun özetini anlatınca bile betin benzin akmıştı"

Baran "Hayır, hayır ben dinlemeye hazırım istediğin kadar içini dökebilirsin"

Yüzümde buruk bir tebessüm olmuştu. Belki bu duyduklarını kaldıramayacaklardı ama onu daha fazla sıkmayıp anlatmam lazımdı. Derin bir iç çekerek anlatmaya başladım.

Son 🪐

GECE KUŞU Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin