Kısa bir bölüm oldu.
Keyifli okumalar 🖤
XIV
14.
XIV- MASUMİYET
🌙
Sen yokken gittim
Korkularımın üstüne
Hiç ardıma bakmadım
Gümüş şiirler yazdım sen yokken
Çok yangın çıktı yüreğimde
Küllerini bile savurmadım
Irak denizlerin fırtınasıydım
Uzak iklimlerin sert rüzgarları
Kulaçlarken denizinde gurbeti
Kanlı savaşlarım,
Belalı sevdalarım olmadı hiç
Ama hep sustum,
Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
Bekliyorum dönüşünü yeniden,
Bir gelsen,
Hayatın önünden alsan beni
Bir gelsen,
Sellerin önünden alsan beni
Bir gelsen,
Ölümlü düşlerimden alsan beni.Çok durdum güneşe karşı bir başıma
Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin
Sen yokken,
Az dolaşmadım gönlümün kuytularında
Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda
Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında
Zifirlerinde sadece ben üşürdüm.
Hiç aldırmadım esen rüzgara
Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya
Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından
Ama bütün yangınlar beni yaktı önce
Hep ortasında kaldım vurgunların
Vurgun nedir ki? deme
Bir babanın serzenişi nasılsa öyle
Bayrakları indirilmiş,
Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken
Hep sustum,
Hep yandım, hep ağladım sen yokken.
Bir gelsen,
Yangınlardan alsan beni,
Bir gelsen,
Dünyalarımdan alsan beni,
Bir gelsen,
Şafaksız gecelerden alsan beni,
Ama ne zaman gelsen,
Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni.Parmaklarını onun beyaz teninde gezdirirken, solgun ama hâlâ çok güzel olan çehresine baktı.
Yatağın bir ucunda Yağmur bir ucunda kendi...
Sokuldu iyice yanına. Hafızasına kazıdığı her zerresini yeniden ezberler gibi bir kez daha baktı baktı... Elleriyle saçlarını okşadı.
İzinsizce!
Yetmedi! Onu içine sokmak, her uzvunda hissetmek istedi. Burnunun ucunu onun burnuna değdirdiğinde dudaklarıyla teni arasında bir nefeslik mesafe vardı... Genzine bir sızı çöreklendi. Ne yaptıysa aşamadı o mesafeyi!
Öpemedi onu!
Gözlerini yumdu kısa bir süre. Kokusuyla besledi ruhunu.
İzinsizce!
Yeniden araladı gözlerini, bakışlarıyla sevdi dokunamadığı dudaklarını.
"Hâlâ..." dedi zor çıkan nefesiyle, "Seni o kız kulesinin önünde bıraktığım gibisin..." fısıltılarını Yağmur'un ruhu duyuyordu belkide!
"Peki bana ne oldu Yağmur... ?"
Elini onun kalbinin üzerine yasladı,
"Söylesene... Sen beni o kulenin önünde mi bıraktın? Yoksa o karanlık gecede o soğuk evde mi?"
Gözyaşları yastığa bir bir akarken, kirpikleri Yağmur'un tenini okşadı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDBAHT
General FictionKaranlık gecenin çanları uğursuz ve lanetli saatleri haber veriyordu. Ruhu küle dönmüş bedeni, kendini ölüme sürüklerken, ayak parmaklarının uç kısımlarından sivri taşların tesiriyle kan akıyordu. Yararlarını hissetmiyordu, sadece koyu kan gözüne ba...