---- ----
Yongbok korkunç odada ayaklandığında Hyunjinin peşinden dışarı çıkarak Jungkook ve Taehyung'u baş başa bıraktı. Polis için endişeleniyordu. Ona ihanet ettiği için ise çok pişmandı. Aklına yarım saat önce olanlar geldi:
(Yongbok kapıda beklemesi söylendiği için önünde bekliyordu. Polis gelip çıkmaya çalışsa onlara haber verme niyeti yoktu. Belki de sonra haber verirdi. Hwang'ın bunu tahmin edeceğini düşünmemişti. Kendisine doğru gelirken şaşkınca ona döndü:
-"Sorun ne,efendim?" bu kelimeyi her kullandığında kendinden nefret ediyordu.
-"Sana bir teklifim var Felix..." yanına biraz yaklaştığında gülümsüyordu. "Eğer dediğimi yaparsan seni geri annenin yanına bırakırım."
Yongbok kaşlarını çattı:
-"Size nasıl güvenebilirim?"
Hyunjin güldü. Gülüşü çok güzeldi:
-"Kabul etmezsen sonsuza dek burada kalacaksın ama edersen eve dönme şansın olur. Sen bilirsin"
-"İnanmıyorum." Diye mırıldandı. Hyunjin bunu yapmazdı.
-"Sen bilirsin" dedi adam ve arkasına dönerken parlak sarı saçları havada uçtu. Yayvan adımlarla tekrar dönerken Yongbok düşünceliydi. Belki de Haklıydı. Kabul etmezse burada kalacaktı. Eders en azından gitme şansı olabilirdi. Bu son haftalar yaşadıklarını düşündü. Katlanılamaz boyuta ulaşmıştı.
Son bir şans... diye düşündü. Belki...
Annesinin sıcak kucaklamasını düşünürken ağlayacaktı neredeyse. Öldüğü aklına bile gelmedi:
-"Bay Hwang!" Dedi arkasından. Adam bunu bekliyormuş gibi gülümseyerek arkasını döndü. "Planınızı dinleyebilirim")
Gözleri doldu. Polisi yangın merdivenlerini çekmesini isteyeceği neden aklına gelmemişti!?
Çömeldiği yerden başını kaldırdığında çillerine düşen sarı saçlarının arasından patronunu izledi:
-"Efendim..."
Hyunjin başını kendisine döndürmeye bile tenezzül etmedi:
-"Ne var?"
-" Sözünüzde duracaksınız değil mi?"
Sesi resmen yavru bir kedi gibi çıkıyordu. Hyunjin güldüğünde hemen yanında duran çocuğun başına elini koydu ve saçlarını okşamaya başladı. Yongbok bunun asla şefkat gösterisi olmadığını biliyordu. Kötü anlamlar gizliydi:
-"Ah,Felix." dedi iç çekerken. "Seni gerçekten bırakacağımı mı sandın?"
Yongbok başını kaldırdığında patronunun ince parmakları çillerine dokundu:
-"Yalan mıydı yani?"
-"Ailen öldü, Felix. Sen artık bana aitsin"
Yongbok dolmuş gözleri ile yüzüne bakarken en ufak bir merhamet belirtisi göstermedi Hyunjin. Parmakları çillerininin üzerimde gezdi. Resmen onları okşuyordu. Felix'in dolgun dudaklarına değdiğinde ise durdu.
Yongbok'un dudakları titriyordu. Böyle olacağını tahmin etmişti. Hyunjin kendisini bırakmayacaktı. Eziyete etmeye devam edecekti. Her şey yalandı. Baştan beri bilmesine rağmen inanmayı seçmişti.
Gözünden bir damla yaş süzüldüğünde başını öne eğdi. Hyunjin ellerini çekmişti. Islak ve bulanık gözlerine rağmen hala gülümsediğini görebiliyordu. İnsanlar nasıl bu kadar acımasız olabilirdi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mr. V's Bunny
FanfictionPsikopat katil Kim Taehyung ve onun peşini bırakmayan hırslı müfettiş Jeon Jungkook Her cinayetin ardından katil tarafından bırakılan güller, müfettiş Jungkook'un koleksiyonunu çoğaltıyor. Ona bir adım daha yaklaşıyor, istemeyeceği kadar dahil oluyo...
