4.5

102 9 41
                                        

Bu bölümde küçük bir vahşet yazdım size...🩸✨👄👁️

Kimin öldüğünü tahmin etmek ister misiniz?💀

İyi okumalar o zaman:)🥟🍍🐥

--- ----

5 dakika önce...

Yongbok, Hyunjin vagondan çıktığından beri sessizce yerde oturuyordu. Bakışları bir an olsun kapıdan çekilmemişti. Dolmuş gözleri dakikalar sonra eski haline döndü ve netliğini kazandı. Nayeon'un arkasında olduğunu önüne düşen gölgesinden anlıyordu.

-"Planının işe yaradığına inanamıyorum." dediğini duydu. Az önce yaptığı mükemmel oyunculuk yüzünden duyuları henüz açılmış değildi. Başını arkasına çevirdiğinde karşısında duran Nayeon'a yorgun bir bakış attı:

-"Ben de...ben de inanamıyorum." diye mırıldandı ayağa kalkarken. Sırtında oluşan ağrı anlık yüzünü buruşturmasına neden olsa da umursamayıp kendini koltuğa attı. Eli kanayan dudaklarındaydı. Sızısını hissettikçe zihni onu o ana döndürüyor ve başının dönmesine neden oluyordu. Hatırladıkça kendinden nefret edeceği bir anı biriktirmişti Hyunjin ile.

Nayeon da geçip karşısına oturdu ve camdan dışarıyı izlemeye başladı:

-"Uzun vadeli olmasa da şimdilik hayatta olmamı sana borçluyum."

-"Hyunjin'in buna inanacağını düşünmemiştim."

Nayeon bir süre bakışlarını camdan çekmedi. Soğuk VIP vagonundaki sessizlik ağırdı.

-"Şimdi...İkimize de bir şey yapmayacak değil mi?" diye sordu tereddütle. Bakışlarını yere bakan Yongbok'a çevirmiş, gergin yüz hatlarını izlemeye başlamıştı.

-"İkimizden birinin doğruyu söylediğini düşünüyor. Kim olduğunu henüz anlayamadığı için öldüreceğini sanmıyorum."

-"Benimkine daha çok inanmış görünüyor ama."

-"Aslında benimkine inanmak için de nedeni var. Sonuçta beni daha öncede kaçmaya çalışığım için çok azarladı. Azarlamakla da kalmadı..."

Nayeon Felix'in bakışlarının daldığını gördüğünde neler düşündüğünü anlamıştı. Seslice iç çekerken oturduğu koltukta geriye yaslandı. Hakkında ismi dışında hiçbir şeyini bilmediği ve hayatını ikinci kere kurtaran çocuğa baktı. O olmasaydı yemeği yemişti ve diğer hizmetliler gibi Hyunjin'in deneği olmuştu. Aradan çok zaman geçmişti ama hala teşekkür etmediğinin de farkındaydı.

-"Teşekkürler Felix..." Çekingen bakışlarını ellerine döndürdü. Sosyal bir kız değildi. Hiçbir zamanda kimseye minnet duymamıştı. İnsanların söylemeyi çok kolay gördüğü bu tarz cümleleri kurarken zorlanıyordu.

Başını kaldırıp kendisine baktığını gördü. Kendisinden daha genç olup olmadığından emin değildi ama üniversite öğrencisi olduğu belliydi. Yüzündeki yaraları ve kanayan dudağını izlerken ona acıdığını hissetti. O şanssızdı. Hyunjin'in yanında ondan daha uzun süredir çalışıyordu ve nadiren hizmetlilerinden birine takıntılı olduğuna denk gelmişti. Felix'in onlardan biri olup tüm bunlar için çok dayanıksız olduğunu görmek içini acıtıyordu.

-"Bana Felix diye seslenme..." dedi çocuk özrünü görmezden gelerek. "Lütfen..." diye eklediğini duydu garip bakışlarla suratına bakarken.

-"Neden?"

Tereddüt edişini gördüğünde derin yaraları olduğunu düşündü. Çocuğu her gördüğünde Hyunjin'den biraz daha nefret ediyordu.

-"Annem sadece bana 'Felix' diye seslenirdi." diye mırıldandı çocuk sarı saçlarını karıştırırken. "Hyunjin de bunu bildiği için....öyle sesleniyor."

Mr. V's BunnyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin