Yeni başlayanlar için kısa bilgilendirme*
Bu kitap sıkıcı olan Taekook kitapları gibi yazılmıyor. Gerçek bir konusu ve geniş kapsamlı karakterleri ile üzerine çalışılmış bir sonu size sunmak üzere bölümleri yayınlanıyor. (Tamamlandı)
Bilgilendirme bitmiştir*
👁👄👁
İyi okumalar...❤️
--- ----
22 OCAK 2020...
Üniversitenin zil sesi Yeji'nin gözlerini aralamasına neden olduğunda hayatının değişeceğinden haberi olmadığı güne yeniden uyandı. Uyuşuk gözleri dışarı çıkan bedenler arasından görmek istediğini seçti. Yine sıranın başında kalkmadan hocanın sözünün bitmesini bekliyordu.
Neyse ki her şey ve herkes normaldi. Tıpkı diğer günlerdeki gibi. Endişeleneceği bir şey olmadığı gibi güzel günlerden biri gibi hissettiren hafif bir rüzgar vardı. Belki de evrenin onun son gününü ciddiye almadan tüm güzelliğiyle dizilmesinin bir ironisiydi sadece. Asla bilemezdi. Kimse gülerek uyandığı sıradan bir günün son günü olduğunu bilemezdi.
Uzandığı sıradan dikleşirken herkes gibi çantasını toparlamaya başladı. Yine yorucu bir haftanın son gününü de uyuyarak geçirdiği için kendi kendine söylenirken bu tatilde neler yapabileceğini düşündü. Birkaç hafta sonra okul senesi bitiyordu ve bir ile ikiden kapattığı dersleri uzun süre görmeyecekti. Düşüncesi bile heyecanlanmasına sebep oluyordu yine. Toparlama işinin sonunda tek koluna attığı çantası ile onun sırasına yaklaştı. Defterine bir şeyler yazmakla meşguldü.
- "Yine en sona kaldık" dedi yüzüne kendine has gülümsemesini yerleştirirken. Çocuk ise ona bakmıyordu. Defteri kapatıp çantasına attı:
- "Daha buradan sonra kütüphaneye gitmem gerek..." yanından geçmeden önce durup arkadaşına baktı. "Benimle geleceksin değil mi?"
Yeji başını olumlu anlamda sallarken önden çıkan Soobin'i takip etti. Günün yorgunluğu ikisinin de üzerindeydi. 'Neden?' diye düşündü. 'Bir gün içinde neden iki tane beden dersi var?' Ayaklarının sızladığını hissediyordu. Yavaşlarken annesini yaptığı kurabiyeleri düşününce daha hızlı yürümeye başladı. Gün bir an önce bitmeliydi.
Hava kararmaya yakın, saat 6 gibi varmışlardı kütüphaneye. Oldukça nezih ve temiz bir yerdi. Soobin'i takip etmeye devam etti. O en iyi yerin nerede olduğunu bilirdi. Neredeyse 3 yıldır kütüphaneye gelirdi ve kütüphanenin devamlı müşterisi sayılırdı.
-"buraya gel!" diye ses çıkarmadan kendisine seslendiğini duyunca daldığı yerden bakışlarını çekerek ona döndü. Kütüphanenin en köşe yerinde oturuyordu. Onun yanına varır varmaz ölçerse 50 kilodan fazla çıkacağını düşündüğü çantasını sandalyeye seslice fırlattı. Bu hareketi kütüphanede çalışan birçok öğrencinin çatık kaşlarla kendisine dönmesine neden olmuştu. Umursamadan koltuğa oturdu. Soobin'de aynı ifade ile kendisine bakıyordu. İfadesiz ve boş bakışlarla.
-"Tamam. Bana şimdi işinin ne zaman biteceğini söyl-"
-"lütfen kısık sesle konuş, Yeji"
Yeji seslice iç çektiğinde masada öne eğilerek sesini biraz daha alçattı.
-" Burada ne kadar kalacağız?"
Soobin çantasından kitaplarını çıkarmakla meşguldü. Ağır matematik kitabını ses çıkarmamaya çalışarak önüne getirdiğinde Yeji'ye sert bir bakış attı:
-" Ödev bitince çıkarız. Konuşmayı kes"
Kız oflayarak çantasını eline aldı. Ödev yapmak ona göre çok sıkıcıydı. O ileride seçmelere katılıp idol olmayı düşünürken burada matematikle uğraşmak hiç de eğlenceli değildi. Huzursuzca Soobin'e baktı. Tüm dikkatiyle soru çözmeye başlamıştı bile. Önüne döndüğünde kitabın sayfalarını çevirip ödev kısmını açtı. Sayfanın neredeyse tamamını kaplayan uzun matematik sorusuyla baş başa kalmıştı şimdi. Yerinde kıpırdanırken soruyu okumaya başladı. Aklı ise bambaşka şeylerdeydi. Tatilde annesinin büyük annelerini görmek için şehir dışına çıkacağını hatırladı. O zaman evde tek kalacaktı ve arkadaşlarını çağıracaktı. Kim bilir belki sevdiği çocuk bile gelirdi. Annesinin yaptıklarından hiçbirinin haberinin olmasına gerek yoktu. Belki sorarsa film izleyip kitap okuduk deyip yalan söyleyebilirdi. Yapmadığı şey değildi.
Aradan yaklaşık 1 saat geçmişti. Yeji elinde telefonla arkasına yaslanmış WhatsApp'taydı. Soobin'in ders çalışmadığını görünce attığı kızgın bakışları görmezden gelerek sınıf grubuna girdi.
Yeji:
-Cumartesi kimler bize geliyor?
:Lalisa
-ben geliyorum tabi ki
Yeji:
-Başka?
:Jooyeon
-Ezik partinizde size iyi eğlenceler
:Baekhyun
-(; belki uğrarım
:Rose
-Bende gelirim<33
(Yeonjun yazıyor...)
Yeji elini kalbine bastırdığında dudaklarını dişlemeye başladı. Yeonjun'un ne diyeceğini merak ediyordu. "Lütfen gel!..." Diye mırıldandı. "Lütfen". Soobin'in kendisine olan bakışlarının farkında değildi.
Yeji:
-Başka yok herhalde:(
:Yeonjun
-İstersen uğrarım
Ağzı kocaman açılırken yerinde zıplamamak için zor durdu. Koltuğunda doğruldu.
Yeji:
-Tabii. Yani sen bilirsin. Gelebilirsin. Gelsen iyi olur.
Ne yazacağını bilemeyip saçmalamıştı. Yanakları kızarırken telefonu indirip Soobin'e baktı. Başını teste gömmüştü:
-"Hey!!" dedi sabırsız ve kısık sesiyle. Soobin'in ona sıkıntıyla oflayan bakışı bölünmekten rahatsız olduğunu gösteriyordu ama bu onun umurunda değildi.
-"Yeonjun!" dedi heyecanını bastırmaya çalışarak. "Cumartesi gelecek! İnanabiliyor musun!?"
Soobin'in yüzünden şaşırdığı belli oluyordu. Ne de olsa Yeji tüm sene Yeonjun'u ayartmak için peşinden koşmuştu. Ona hiç yüz vermeyen Yeonjun daveti kabul mu etmişti?
-" Senin adına sevindim" dedi tekrar test kitabına dönerken. "Bırak yeonjun'u artık. O benim! benim!" demek istedi yüzüne doğru. Ama sadece Yeji'nin suratına karşı gülümsemekle yetindi. Hep gülümseyecekti. Asla gerçek yüzünü göstermeyecekti.
Yeji bir süre daha mesajlaştı. Soobin arada başını kaldırıyor çaktırmadan suratına bakıyordu. Heyecanlı görünüyordu, Yeji. Hiç olmadığı kadar heyecanlı. Bir anda çantasını alıp ayağa kalktığında Koltuğunda dikleşti:
-" Nereye gidiyorsun?"
-"Artık gitsem iyi olur. Geç olmuş saat"
Soobin arkasından bakarken aklına haberler ve manşetler geldi. Gündem hiç değişmiyordu. Arkasını dönüp gitmeye hazırlanan kızı durdurdu. Ne kadar içinden gelmese de bunu söylemezse içi rahat etmeyecekti.
-" Dikkatli ol." iç çekti. "Haberleri görüyorsun. Cinayetler arttı."
Yeji'nin umurunda olduğu söylenemezdi. O hayatı toz pembe gören bir gençti. Haberler ise ona göre peri masalından farksızdı. O şu an sadece Yeonjun'u düşünüyordu.
Arkasını dönünce Soobin'e şirin gülümsemelerinden birini gönderdi. Bu Soobin'i de gülümsemeye zorlamıştı.
-" Merak etme" dedi saçlarına götürüp arkaya yatırırken. "Dikkat ederim"
Etmeyecekti. Bunu kendisi de biliyordu. Her zamanki gibi gece evine giden ıssız sokakta ıslık çalarak geçecek ve sağ salim evine ulaşacaktı. Annesinin yaptığı kurabiyelerden önce annesinin zoruyla yemeğini yiyip sonra odasına geçecekti. Yeni aldığı dergileri incelerken sıcak kurabiyelerin tadını çıkaracaktı. Ve belki de cumartesini planlayacaktı. Günlük rutinini yapacaktı. Buna inanıyordu.
Ama bu gecenin öbür gecelerden farklı olacağını kim bilebilirdi? inanmak bazen yetmiyordu.
---- ----
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mr. V's Bunny
FanfictionPsikopat katil Kim Taehyung ve onun peşini bırakmayan hırslı müfettiş Jeon Jungkook Her cinayetin ardından katil tarafından bırakılan güller, müfettiş Jungkook'un koleksiyonunu çoğaltıyor. Ona bir adım daha yaklaşıyor, istemeyeceği kadar dahil oluyo...
