Selam sevgili okurlarım, biraz geç mi geldi bu bölüm ne?✨🐦⬛
Bu arada kitap bittiğinde sorayım dedim ama yine de sormak istiyorum bu kitabı yansıtan ya da dinlediğinizde anımsatan bir müzik seçseydiniz hangisi olurdu? -türü fark etmez- Aklınıza gelirse ve belirtirseniz çok sevinirim<3🐬🦋🐞🐉
İyi okumalar--->>> (bir tane bile yazım yanlışı yapmamaya çalıştım.d)🏢🍞💚
---- ----
Taehyung bir gözünü kapatarak kestane rengi kapının deliğinden dışarıyı görmeye çalıştı. Bir yandan iki eliyle nazikçe duvarlardan destek alırken karşısında daha önce gördüğünden emin olduğu kişinin ismini anımsamaya çalışıyordu. Birkaç saniye gözlerini çekmeden öylece karşısındaki adamı izledi. O geniş omuzları nerede görse tanırdı. Sert bakışlı adam yüzünde en ufak bir mimik belirtisi göstermeden kollarını bağlamış öylece dikiliyordu.
Jungkook'un kim olduğunu sorduğunu duyduğunda kapıdan bir adım uzaklaştı. "Choi San..."
Muhtemelen ekibi ile birlikte gelmiş olmalıydı. Onları göremiyordu çünkü duvarın ardına saklanmış olmalıydılar. Gözleri yanmaya başladığında nihayet ağır ağır gözlerini kırpıştırdı ve geri Jungkook'un yanına doğru adımladı. Zihni bir anda beliren onlarca sorunun arasından ne yapacağına dair mantıklı bir cevap aramakla meşguldü. Onun burada olmaması gerekirdi. Buranın yerini kimse bilmiyordu. Biri polisi çağırmıştı.
Bakışları duvarın kenarına oturan adama döndüğünde yüzündeki endişeyi en saf haliyle gördü. Sevinmesi gerekmez miydi? Kurtulduğu ve bir türlü sonuna ulaşamadığı bu döngüden çıkma düşüncesi bile on heyecanlandırmalıydı. Yine de tamamen gergin görünüyordu.
-"Jeon..." Dedi boğazını temizlediğinde. Elini ensesine götürdüğünde ne diyeceğini bilemeyen bakışları öylece karanlık odada gezindi. Ne yapması gerektiğini aslında çok iyi biliyordu. Yine de eyleme geçirmek zordu. Park'ın küçük veledini bir an önce bulup öldürmesi gerekiyordu. İşin zor kısmı kendi sonunun nasıl olacağını çok iyi biliyorken garantisi olmayan daha da ilerisi hakkında plan yapmaktı. Damarlarında hala Hyunjin'in verdiği ilacı hissedebiliyordu. En iyi fırsatta kontrolü ele geçirmeyi planlayan bir mantar virüsü gibiydi sanki. Zihnine ulaştığında nöronlara yapışarak onları etkisiz hale getiriyor ve tamamen hayvansal içgüdünün birleştirdiği az da olan kontrol mekanizması ile harekete geçiyordu.
-"Gitmeliyiz." Dediğini duydu.
-"Hayır, ben gitmeliyim."
Bakışları yere döndüğünde onunla konuşmaktan vazgeçerek yangın çıkışına doğru yürüdü ama Jungkook'un boştaki eli ile bileklerini yakaladığını hissettiğinde ilerleyemedi. Onun yerine duraksayıp arkasına döndü. Bakışlarındaki pişmanlığı görmemesini umdu.
-"Seninle geleceğim."
Taehyung iç çektiğinde vücudunu tamamen ona döndürdü ve kendi bileğini yakalayan kolunu tuttu:
-"Daha ne kadar ileri gitmek istiyorsun?" diye sordu mırıldanırcasına. "Gerçekten bana yük olduğunun farkında değil misin?" Bu doğru değildi. Yine de Jungkook'un cevabı hızlıydı:
-"Sonuna kadar." Dedi kararlı bir sesle. Beyaz tenini kaplayan kırmızı sıvının ardındaki gözlerinin parlaklığını görebiliyordu. O an gerçekten onunla kalmak istediğini düşündü ama bu ikisi içinde bir eziyet olurdu.
-"Sana daha fazla eziyet etmek istemiyorum."
-"Burada bırakamam. Sonuna kadar sana yardım edeceğim...Yoongi'yi bulmana yardım edeceğim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mr. V's Bunny
FanfictionPsikopat katil Kim Taehyung ve onun peşini bırakmayan hırslı müfettiş Jeon Jungkook Her cinayetin ardından katil tarafından bırakılan güller, müfettiş Jungkook'un koleksiyonunu çoğaltıyor. Ona bir adım daha yaklaşıyor, istemeyeceği kadar dahil oluyo...
