5.7

109 9 39
                                        

Biraz ileriden başlattım. *Nedeni yok Fantezi hehe

Yazım yanlışım olursa...küfredebilirsiniz. 

İyi okumalar----->>>> *kalp kalp kalp

--- ---

Bir buçuk saat sonrası...

Jungkook merdivenlerden çıkarmayı bırakmış ve tüm yorgunluğunun nefesini kesmesiyle zorla soluklanıp kendini kirli binanın duvarlarına yaslanmıştı. İlerlemeye zorladı kendini ama bacakları kendisiyle aynı fikirde değildi. Bir adım bile atamayınca çömeldi. Kalbi boğazında atıyormuş gibi hissediyordu. Bir eliyle duvardan destek alırken ateş saçan gözleri katın sonunda ilişti. Ses yoktu ve kendisini çok korkuyordu. Geç mi kalmıştı? Her şey için.

Çocuk ölmüş olabilirdi. Belki Taehyung arkasından kendisini öldürmüştü. Yoongi istediğini de elde etmiş olacaktı. Hiçbir şey olmamış gibi tekrar perdelerin arkasına geçecekti ve Jungkook bu olaylar silsilesi boyunca karşılaştı onlarca ceset arasında ne yapacağını şaşıracaktı. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalıydı. Bir hayatı bitirmek neden insanların gözünde bu kadar kolaydı?

Dudaklarını birbirine bastırdığında yutkunmaya çalıştı ama boğazında hissettiği sertlikle yüzünü buruşturdu. Eli ile boğazını ovuştururken çömeldiği yerden dikleşti. Ayağın burktuğuna emindi. Çünkü attığı her adımda oraya asla ulaşamayacağını fısıldayan zihnindeki cümlelerin kendisine uyguladığından daha gerçekçi ve keskin bir acı hissediyordu bileklerinde.

-"KİM TAEHYUNG!" Diye bağırdı tüm gücüyle. Sesinin boş inşaat binasında yankılanıp tekrar kulağına gelişini duyduğunda istemsizce tüyleri diken diken olmuştu. Ses olmaması ilginçti. Cebindeki telefon titrediğinde mesaj geldiğini anladı. Ama onu eline alarak zaman kaybetmeyecekti. Sendeleyerek ilerledi. Alnında akan terleri kolunun tersi ile sildi. Artık boş camlardan içeri giren ay ışığı bile önünü görmesine yardımcı olmuyordu. Sanki beyni çoktan tüm bu olaylara siyah perdesini çekmiş gibiydi.

Nihayet ev döşenmemiş, gri betondan oluşan odaya ulaştığında iki eliyle kenardaki duvarları tuttu ve içeri baktı. Gözleri irileşmişti ve yuvalarından çıkacak gibi görünüyordu. Nefes alışverişi hala yavaşlamadığından kalbine oturan acının eşliğinde göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu.

Gözlerini ağır ağır kırpıştırdığında Taehyung'u gördü. Küçük çocuk da oradaydı. Ayıcığı ise uzandığı yerden uzak bir yerde tozların arasına karışmış bir şekilde yerde duruyordu.

Titreyen göz bebekleri adamın elindeki sivri bıçağa kaydı.

Temizdi, ter temizdi. Kan izi yoktu.

Çocuk ise neyden yapıldığı bilinmeyen tekerlekleri olan bir koltuğa uzanıyordu. Gözlerinin kapalı olduğunu gördüğünde yutkundu. İçeride halat, fener, koli bandı gibi birçok şey vardı.

-"Ah, gerçekten mi?" Tae'nin arkasını döndüğünü ve o karanlıkta bile parlayan gözlerle kendisine baktığını gördü. İfadesini anlamak imkansızdı. Tamamen duygulardan soyutlanmış yüzüne bakarken e düşüneceğini şaşırmıştı. "Sana gelmemeni söylemiştim, neden bir kez olsun beni dinlemiyorsun!? Beni nasıl buldun!?"

Dişlerini sıkarken bağırdığı cümleler Jungkook'un zihninde yankılandı. Kaşları çatılmıştı. Onun ellerinin titrediğini görebiliyordu. Çocuğun başındaydı ve bakışları bir adım yaklaşırsa onu keseceğini söylüyordu.

-"ÇOCUKTAN UZAK DUR!" diye bağırdı içinden tutamadığı bir sinirle. "Masum insanlara zarar vermeyeceğine dair anlaşma yapmıştık...Trene binmeden önce!"
Taehyung sinirle kendisine döndü. Jungkook gözlerinin neden bir lamba gibi yanıp söndüğünü bilmiyordu ama korkunçtu.

Mr. V's BunnyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin