Psikopat katil Kim Taehyung ve onun peşini bırakmayan hırslı müfettiş Jeon Jungkook
Her cinayetin ardından katil tarafından bırakılan güller, müfettiş Jungkook'un koleksiyonunu çoğaltıyor. Ona bir adım daha yaklaşıyor, istemeyeceği kadar dahil oluyo...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
--- ---
Aşağı, yukarı, aşağı...ve tekrar yukarı. Yuna artık sert darbeleri hissetmemeye başladığında devam ederse öleceğini anlamıştı. Neden buradaydı, neden bunu yapıyordu? Ve daha önemlisi işe yarayacak mıydı? Beyni bu sorulara cevap aramaktan sıkılmıştı. Artık algılayamıyordu bile. Yalnızca gözünün önündeki tahta parçasını izliyordu. Tahta masanın kanla kaplanana köşesi.
Tekrar aşağı...
Kafasının parçalandığını alnından akan kanlardan anlayabiliyordu. Midesindekiler neredeyse ağzına gelmişti. Karnındaki bıçak yaraları ve aldığı ilacın belirtileri olarak kıvranıyordu durduğu yerde. Nefes alamıyordu doğru dürüst.
Başka çaresi mi vardı? Sesini daha farklı nasıl duyurabilirdi yukarı? Ses telleri işlevini yitirmişken...
Dudaklarını birbirine bastırırken kendini geriye doğru attı. Daha fazla dayanamayacağını hissediyordu. Etraf neredeyse kan gölüne dönmüştü. Alnından akanlarla birlikte kırmızıların içinde yattı. Çıkardığı garip hırıltılar arasında oksijeni bulmaya çalıştı tozlu odada. Ciğerlerinin pes edip patlayacağını düşünmeye başlıyordu. Kendi zorlu nefes sesini zorla bastırıp sarsılan başıyla tekrar yukarıyı dinlemeye koyuldu. Ses kesilmiş miydi? Duyduğu ses yanlış mıydı yoksa? Okullarına denetim için gelip duran polisin sesinin duyduğunu sanıyordu. Baştan beri yanlış mı duymuştu!?
Tabi ya aptal! Dedi içinden bir ses.
Polisin katilin evinde ne işi olsun!?
Hayır,hayır,hayır.
Yüzü buruşurken yukarıdaki sesler artık duyamayacağı şekilde kısılmıştı. Midesi tekrar isyan etmeye başladığında kendini zorla yana çevirdi. Kanla karışık ton balığı kusmaya başladı. Ya katilin dolabındaki balığın tarihi geçmişti ya da boynuna enjekte edilen lanet sıvı midesini bulandırıyordu. Son bir kez daha tekrardan kalkıp halatla bağlanmış ellerini hiçe sayarak başını masaya vurarak ses çıkartmak istedi. "Ben buradayım!" demek istedi. Ama artık ayakta durabileceğinin sanmıyordu. Lanet ilaç ayaklarından bacaklarına tırmanmış, uyuşturmaya başlamıştı bile. Başını tekrar kanların arasına betona yatırdığında uyuşuk göz kapaklarını kırpıştırdı.
Hayat neden bu kadar acımasızdı?
Duyduğu silah sesiyle gözleri fal taşı gibi açılırken zorla doğrulmaya çalıştı. Başta yanlış duyduğunu düşündü. Her ne kadar beyini ona oyun oynuyor gibi gelse de ses oldukça gerçekçiydi. Ve aklında yeni bir soru doğdu:
Silah kimin elindeydi? Bay psikopat silah taşıyor olamazdı değil mi?
Telaşla nefes alışverişi hızlanırken inip kalkan göğsünün hareketleri dışında taş kesildi ve dışarıyı dinlemeye koyuldu.