2.5

184 18 14
                                        


Bölümleri biraz daha kısaltmaya karar verdim. Sanırım fazla uzunlardı. Fikirlerinize ve önerilerinize hep açığım. Eklememi istediğiniz idoller varsa yazabilirsiniz. Benim aklıma gelmiyor :/

İyi okumalar<33

----- ----

-"Olmaz. Kravatına dokunma bana bak."

Jungkook emirler yağdıran Taehyung'a yorgun bir bakış attığında karşısında durmaya devam etti. Önündeki sandalyede yayılmış oturuyor bir yandan kendisini süzüyordu. Gerildiğini hissetti.

-"Sorumu cevaplanan gerek. Nereye bakarsın?"

Başını yere doğru eğecekken duyduğu sesi ile vazgeçti:

-"Olmaz. Yere bakarsan yalancısın, yukarı bakarsan doğruyu bilmiyorsun."

Sıkıntılı bir nefes verdiğinde taranmış saçlarına gitti eli. Başının üstüne koydu ağrıyı azaltmak maksadıyla. Henüz zar zor kapattığı yaraları en ufak bir hareketinde açılacak gibi hissediyordu.
Tae susmuyordu:

-"Dört kelime yetecekse yedi kelime kullanma. Nazik ol ama hatırlanma, komik ol ama onu güldürme."

-"Taehy-"

-"Senden hoşlanmalı ama gider gitmez seni unutmalı. Anladın mı,Jeon?"

Dişlerini birbirine bastırırken bakışları odada gezdi. Eski bir stüdyoydu. Eskimiş koltukların deri kısımları yırtılmıştı. Yukarıdaki soluk ışık kendisini 90'ların Hollywood flimlerindeymiş gibi hissettiriyordu. Başı dönmeye başladığında tutunacak bir yer aradı.

Tae kolunu yakaladı:

-"Anladın mı diye sordum?"

-"Plana sadık kalabileceğimi sanmıyorum."

Su bulabilmek için etrafına aç gözlerle baktı. Bir anda şekeri düşmüştü ve bayılmak üzereydi.

-"Hayatta kalmak istiyorsan plana da sadık kalırsın. Hadi bakalım."

Onun ayağa kalktığını gördüğünde oturduğu koltuktan destek aldı. Neden bir anda midesinin yanmaya başladığını bilmiyordu.

-"Neden bu kadar acelecisin. Hazır değilim!"

Tae arkasını döndüğünde yüzünde durumun saçmalığını yansıtan bir ifadesi vardı. Dilini ağzının içinde yanaklarına çarptırırken ona doğru yaklaştı:

-"Seni kucağıma almamı ister misin?"

-"Hayır!"

-"O zaman yürü."

-"Bekle!...Bay Park anlarsa ne olur?"

-"En fazla ölürsün."

-"Sağol ya."

Tae güldü.

-"Prosedür böyle, bebeğim. Sadece dediklerimi yap."

Jungkook alnını kırıştırdı. Yere çömeldi ve gücünü toplamaya çalıştı:

-"Tamam...diyelim sesi duydum ama aradığımız adamın o olmadığını anladım..."

Başını kaldırdığında bacak tahtalarına tutunup çömeldiği sandalyeye Tae'nin oturduğunu gördü. Devam etti:

-"...O zaman ne yapacağız?"

-"Daha sırada 79 kişi var, sıradakine geçeceğiz"

Jungkook küçük bir çocuk gibi dudağını büzdüğünde sinirle söylenmeye başladı. 79 kişi?? İçinden bir ses ondan kurtulamayacağını söylüyordu. Kol saatine baktı. Harekete geçmek için daha yarım saat vardı. Başını sandalyeye dayamak yerine çömeldiği yerde oturdu. Dün gece fazla koşmamış olsaydı bugün ayakları ağrımazdı:

Mr. V's BunnyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin