Yine erken attım baya👁️👄👍
Son sınavım haziran 3'ünde. Ona gerçekten çalışmam gerekeceği için bi tık gecikme yaşanabilir. Bir de son hafta KTT sınavlar fln....(Boş işler.)
-Bir bitsin okul valla iki-üç bölüm birden yayınlayacağım-
İstediğiniz yerden başladım.
Felix'i de yazmamı isteyen arkadaş, onu bu bölüm yazamadım. Kusura bakma. bir dahakine artık:)
--- ---
Chris Tae'nin yatağının ucunda otururken yere bakıyordu. Onun kapıyı kapattığını ve masasına yaslandığını duydu. Başını kaldırıp suratına bakmak istiyordu ama utandığı için bakamadı. Onun yerine yerde duran bozuk kullan-at telefonu izledi. Tae'nin -defalarca şahit olduğu- pis işlerinde kullandığı türdendi. Neler döndüğünü merak ediyordu. Taehyung her ne kadar kendisine cana yakın davransa da bir şeyler anlatmamakta kararlıydı. Sanki...
güvenmiyordu.
Başını kaldırıp suratına baktığında kollarını karnında bağlamış kendisini izliyor olduğunu gördü. Tüm yaşananların üst üste gelmesinin bıkkınlığı vardı bakışlarında. Kararsızlıkla dolu endişe ve güvensizliğin verdiği çaresizlik hissi işlemişti yüzüne. Utandığını hissetti. Ona acıyordu ama bunu belli etme niyeti elbette yoktu. Dışarıdan gören biri onu kıskanabilirdi belki; mükemmel bir suratı, her istediğini elde edebilme kapasitesi ve sözde 'mutlu bir hayatı' vardı. Ama gerçekleri Chris biliyordu. O ailesi tarafından yok sayılmış, yalnız büyüyen, bazı lanet insanlar yüzünden temas fobisi olan, tanrının acımadığı bir insandı. Tae birinin kendisine acımasından nefret ederdi. Bunu bildiği için asla ona öyle hissettirmezdi Chris. Belki de onun en iyi arkadaşı olabilirdi Namjoon'dan sonra. Şimdi ilk defa onun güvenini zedeleyecek böyle bir davranışta bulunmuştu. Pişmandı. Çok pişmandı. Tae'nin güveneni bir kere kaybetmek geri asla kazanılmaz yapardı. Jennie sayesinde biliyordu, öğrenmişti.
Yerde duran 90'ların karanlığı yansıtan siyah halısı ortamı daha egzotik bir hale getirmişti sanki. O an aklına sadece bu geldi.
-"Kimdi o?" diye sordu gerici sessizliği bozarken. Tae'nin yüz hatları ifadesiz kalmaya yemin etmiş gibi duruyordu:
-"Bu şekilde mi özür diliyorsun?"
-"Tae ben-"
-"Senin yanına güvenip telefonumu bırakamayacak mıyım, hep böyle meraklı mısın? Anahtarın orada olduğunu nereden biliyordun!?"
Chris kendisininkini bastıran sesi karşısında bir şey demedi. İç çekerek yüzüne baktı. Kötü bir niyeti yoktu. Sadece ona yardımcı olmak istiyordu. 'üzgünüm...' demek isterdi.
Taehyung bir eliyle yüzünü ovuşturduğunda sakin kalmak adına odada bir kaç tur attı. Chris her adımını dikkatle izliyordu. Zaten stresli olan adamı daha da germişti. Kapının olduğu tarafa bakarken aklına gelen ile başını kaldırdı:
-"Taehyung?"
-"Ne var!?"
-"O trene bineceksin değil mi?"
Tae yürümeyi bıraktığında sinirden kasılan bakışları ile kendisini olduğu yere çiviledi. Chris ciddi ifadesini korumaya çalışıyordu. Karanlık renklerin hakim olduğu oda gittikçe daha da gerici olmaya başlıyordu. Nereden bildiğini soracaktı.
-"Sen-"
-"Tek gitme." diye böldü konuşmasını. "Triad'ın olduğu hiçbir yere gitme. O adamın ne cins biri olduğunu biliyoruz..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mr. V's Bunny
Fiksi PenggemarPsikopat katil Kim Taehyung ve onun peşini bırakmayan hırslı müfettiş Jeon Jungkook Her cinayetin ardından katil tarafından bırakılan güller, müfettiş Jungkook'un koleksiyonunu çoğaltıyor. Ona bir adım daha yaklaşıyor, istemeyeceği kadar dahil oluyo...
