3- İnekler

4.9K 286 211
                                        

Keyifli okumalar canlarımmmm, hoş geldiniz💖

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Öğlene doğru yorgun argın hepimiz karakola döndük. Ne gelen ne de giden olmamıştı. Muhtemelen dağ yolunu kullanan diğer köylülerden birileriydi. Yine de Murat Komutan bir ekiple dağda gündüz gözüyle arama yapmaya gitmişti.

Karakola girer girmez herkes üstünü çıkartıp yatağına uzandı. Ben kendime kıyafet çıkartıp duşa girdim. Vücudum çok yorgundu. Üç gündür hiç uyumuyordum. Bir haftadır sürekli bir orada bir burada görevdeydim zaten. Uyuyamadığım için zihnim de çok yorgundu.

Duştan çıkıp üzerimi giydim ve bahçeye çıktım. Banka oturdum. Cebimdeki hiçbir boka yaramayan ama yalnızlığıma dost olan sigaramı çıkarttım. Ucunu alevlendirip derin bir nefes çektim.

Elimin birini alnıma koyup ovaladım. Burda küçük bir köyde yapabileceğim şeyler çok sınırlıydı. Hatta neredeyse hiçbir şey yoktu burada yapabileceğim. Bir gölü izlemek, köydekilere işlerinde yardım etmek, dağın tepesinden gün batımını izlemek gibi şeylerdi yapabileceğim tek şey. Ama bundan hiçbir şikayetim yoktu. Şehrin sürekli temposu beni daha da kötü hale getiriyordu. Burada göreve başladım başlayalı kendimi daha iyi hissediyordum.

Yalnızdım burada. Bir tek Kürşat vardı. Onunla da sohbet muhabbet dışında çokta bir yakınlığımız yoktu aslına bakarsanız. Özel hayatımız hakkında pek konuşmazdık.

Bu yalnızlık içten içe beni yiyip bitiriyordu. İçten içe kendimle konuşa konuşa bazen delirdiğimi düşünüyordum. Her sorumluluğu tek başıma üstlenmekten yorulmuştum ama bu yükümü başkasının omzuna bırakmaya da hakkım yoktu.

"Görmemen çok normal! Sütüne, etine, peynirine gelince hayvanlar senin ama bakmasına gelince hepsini oğlanın üzerine atıyorsun!"

Bağırış sesleriyle elimi alnımdan çekip kafamı kaldırdım. İki dakika kıçımın üstüne oturamıyordum cidden. Elimdeki sigaradan derin bir nefes daha çekip sigarayı söndürüp çöpe attım, ayaklandım.

Karakol bahçesinin önüne çıktım. Mahmut Amca ve tanımadığım bir adam kavga ediyorlardı.

"Noluyor burda!?"

Bağırmamla ikisi de bana döndü.

"Sen kimsin? Ne karışıyorsun işimize?"

Üzerimde üniformam yoktu. Muhtemelen bu adam da benim onu tanımadığım gibi beni tanımıyordu ama bu kadar yükselmesine gerek yoktu bence. Sinirle gülümsedim.

Eşofmanımın cebindeki cüzdanımı çıkarttım ve adama gösterdim. Bir bana bir de cüzdandaki askeri kimliğime bakıp derince yutkundu.

"Asıl sen kimsin de karakolun önünde böyle bağırabiliyorsun anlat bakalım?"

"Komutanım, aha bu Mahmut denen adamın hayvanları benim tarlama girmiş. İnekleri yemiş her şeyimi."

"Ne her şeyi ya abartma! Üç dört tane mısırını yemişler. Oğlan sonra çekmiş hayvanların hepsini."

"Ben bilmem, bakacaktı hayvanlarına Mahmut Efendi Komutan. Ben geçimimi ondan sağlıyorum. Malım zarara uğradı."

"Ben şimdi sizinle gelip bakacağım tarlanıza. Hasar neyse de Mahmut Amca parasını öder. Oldu mu?"

"Oldu Komutan."

"Komutan, üç dört mısırın parası mı ödenir ya? Helal etsin bitsin gitsin işte. Allah Allah!"

"Sen bize parasını verdiğimiz süte bile su katıp veriyorsun. Ne hakkından bahsediyorsun lan!? Sana helal edecek bir gram bile hakkım yok benim. Zararımı karşılayacaksın."

YeşillenmekBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin