25- Doğum Günü

1.5K 138 81
                                        

Oğuz'dan

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .


Elimde eşyalarım düşüne düşüne  gölün kenarına geldim. Kuşlar ötüyordu, onun dışında hicbir ses yoktu. Derin bir nefes aldım. Annemin samimiyetine inanamıyordum.

Beni o kadar çok yaralamıştı ki... Babam öldükten sonra doğru düzgün yüzüm hiç gülmemişti. Doğan ile tanıştıktan sonra ben ikinci kez hayata gelmiştim. Tanrı bana ikinci bir şans vermişti.

Annemin ağlayışının, annemin dediklerinin hiçbir anlamı yoktu. O kadar geç kalmıştı ki bu özür için artık bir önemi yoktu. Ondan nefret etmiyordum, onu çok seviyordum. Yaptığı şeylere kinlenmiyordum da.

Artık yaptıklarına alınmıyordum da ama Doğan benim için son noktaydı. Doğan'ın bu hâle gelmesinde annemin payı var demiyordum ama Doğan bu hâle geldikten sonra annemin bu hâle gelmesinin bir önemi yoktu.

Hatasından dönmesi için Doğan'a bir şey olması mı gerekiyordu illa?

Bu düşünceleri de yaşananlar gibi geçmişte bıraktım. Artık bambaşka bir hayatım vardı benim ve bugün resmi olarak ilk günü olacaktı.

Verandadan içeriye girdim. Kürşat ve Serkan bir şeyler hazırlıyorlardı.

"Kolay gelsin."

"Ananı sikeyim."

Kürşat geldiğimi görmediği için irkilerek bana döndü. Kahkaha attık Serkan ile onun bu haline. Şapşaldı bu adam.

"Lan çok özür dilerim, korktum bir an, ağzımdan kaçtı."

Serkan gülerek Kürşat'ın yanağından sertçe öptü.

"Sorun değil, refleksti."

Kürşat çok iyi biriydi ve onun Serkan gibi biriyle birlikte olmasına çok seviniyordum. Onu üzmeyecek ve kıymetini bilecek biriydi Serkan.

Yanlarına ilerledim. Serkan'ın omzuna elimi koyup pat patladım.

"Serkan sana ne kadar teşekkür etsem az. Topralanmamda çok büyük etkin var. O gün de bana çok yardımcı oldun."

Serkan gülümseyerek bana sarıldı.

"Lafı mı olur böyle şeylerin? Biz dostuz, sana destek olmayacağım da ne yapacağım? Ayrıca bunu yapanlarında peşindeyiz hic merak etme. Onların anasından emdiği sütü burnundan getireceğim."

Dolu gözlerimle gülümseyip ben de ona sarıldım.

"Aaaa yeter ama! İnsna bana da teşekkür eder."

Gülerek Serkan'dan ayrılıp Kürşat'a sarıldım.

"Sana da teşekkür ederim, moral olarak beni çok yükselttin. İkiniz olmasanız muhtemelen ben kafayı yerdim. Ciddiyim bu konuda."

"Sen zaten kafayı yemişsin,  biz biraz daha yemene engel olduk sadece. Neyse işin şakası bir yana biz de bu durumu yaşaya yaşaya tecrübe kazandık. İlk başlarda uzun süre toparlanamıyordum ben. Serkan bana göre daha dirayetli. Hatta ben de kötüydüm içten içe ama güçlü durmayı öğrendim. Sen de öğreneceksin hatta öğrendin bile."

Omzumu okşadı.

"Fizik tedavi başladığında her şey daha da zor olacak. Doğan yürüyemedikçe daha da kötü olacak. Hırslanacak bazen. Bazen de pes edecek. Ama biz izin vermeyeceğiz. Uine böyle birlikte olacağız. Böyle güçlü olmaya devam et tamam mı?"

Dolu gözlerimle kafa salladım.

"Odaya mı yatırdınız Doğan'ı?"

"Evet, hem yatakta daha rahat olur ve bu koltuklara sığmaz."

"İyi yapmışsınız ben de size odaya yatırın diyecektim ama unutmuşum."

"Sorun çıkarttılar mı sizinkiler?"

"Hayır, sorun çıkmadı. Annem ben demeden kendisi git dedi."

"Nasıl yani?"

"Pişman olmuş. Doğan ile ilgilenmemi ve mutlu olmamı istedi."

"İyi bari son dakika seni üzmemişler."

"Oğuz mu geldi?"

İçeriden bağıran Doğan'a görmese bile gülümsedim. Eşyalarımı da alıp odaya girdim.

"Geldim sevgilim."

Eşyalarımı dolabın yanına bırakıp odanın kapısını kapattım. Doğan'ın yanına geçtim.
Meraklı bakışları üzerimdeydi. Ama sormuyordu. Sormak istiyordu ama sormuyordu, üzülmemden korkuyordu.

"Annem pişman olmuş. Ağladı. Ben demeden bana senin yanında kalmamı söyledi. Eşyalarımı bile hazırlamıştı. Onu affedip affetmemem gibi bir durum söz konusu değil. O benim annem, hiçbir zaman ilişkimiz iyi olmayacak belki ama o benim annem işte. Yine ilk ben yardımına koşacağım, her şeyden korumaya çalışacağım. Bugün yeniden doğduğum gün olarak varsayıyorum ben Doğan. Tanrı bana bugün ikinci bir şans verdi. Yeni bir hayata başlıyorum."

Eğilip dudaklarımızı birleştirdim. Tadını ala ala öptüm. Kokusunu içime çektim. Eskisine nazaran ilaç kokuyordu. Yaraları iyileşsin diye sürülen kremlerden kokuyordu. Ama Doğan'ın tenindeydi bu koku. O bile güzeldi onun teninde. Alt dudağını dudaklarımın arasına alıp emdim.

Alt dudağını serbest bırakıp dudaklarına yumuşak bir öpücük kondurdum. Yanağına -uzamış sakallarına- öpücük kondurdum. Yemyeşil, orman gözlerine öpücük kondurdum. Tekrar dudaklarına uzandım ve yumuşakça öptüm.

"İyi ki doğdun Oğuz'um."

YeşillenmekBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin