8- Kulübe

3.4K 281 224
                                        

Hoş geldiniz canlarımmmmm, çok güzel olduğunu düşündüğüm bir bölümle geldim. Umarım siz de beğenirsiniz, keyifli okumalar 💖😽

. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

Issız sokaklarda ilerleyip onların evinin olduğu sokağa girdim. Bir o yana bir bu yana baka baka evlerinin önüne geldim ama yoktu. Sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdim. Yoktu. Belki bir ümit görürüm ümidiyle geldiğim yolu tekrar dönüp adımlamaya başladım.

Bir çatırtı sesi geldiğinde sesin geldiği tarafa baktım. Bir şey görünmüyordu. Karanlıktı. Belimdeki silahımı çıkartıp sesin geldiği tarafa ilerledim yavaş adımlarla.

Mahmut Amca'nın evinin bahçesinden gelmişti ses.

"Doğan, benim Oğuz! İndir silahını."

Daha o tarafa varmadan gelen sesle kaşlarımı çatarak silahımı indirdim. Karanlığa doğru ilerlediğimde bahçedeki kulübenin önünde dikilen Oğuz'u gördüm.

"Ne yapıyorsun burda?"

"Bugün burada kalacağım."

Kaşlarım çatıldı.

"Neden?"

"Öyle gerekiyor. Sen neden geziyorsun yine?"

"Yine uyku tutmadı, ben de yine dolaşayım dedim."

"Her gün her gün böyle dolaşıyor musun?"

"Dolaşıyorum."

"Ben de genelde bu saatte uyanık olurum. İstersen yanıma gelebilirsin."

"Gelirim."

Küçük kulübenin kapısını açıp içeriye girdi, açık kapının önünde boşluk bırakıp durdu.

"Gel."

Bıraktığı boşluktan içeriye girdim. Kulübe küçüktü ama çok güzeldi. İki-üç adımlık bir yerdi kulübenin içi. Küçük, sıcak bir atmosferi vardı. İki tane tahtadan yapılmış sedir vardı. Karşılıklı konulmuştu. Üzerine döşek serilmişti. Minik bir tane soba vardı. Soba iki sedirin ortasında duruyordu. Köşede de üç dört tane tabak, bardak ve kitabın olduğu bir masa vardı.

"Çok güzelmiş burası. Sen mi yaptın?"

Oğuz kapıyı kapattı ve geçip sedirlerden birine oturdu. Ben de karşısındaki sedire tam onun karşısına gelecek şekilde oturdum. Kulübe küçük olduğu için karşısında olmama rağmen yakındık.

"Evet ben yaptım. Çoğunlukla bu kulübede kalıyorum."

"Neden?"

"Az çok anlamışsındır işte Doğan, Mahmut denen adamla aram iyi değil. Elimden geldiğince uzak duruyorum bende ondan."

Kafamı salladım anladım dercesine. Doğru düzgün bir evi, yuvası bile yoktu bu çocuğun. Canım sıkılmışti bu duruma.

"Burayı yapmana nasıl izin verdi Mahmut Amca? Hiçte izin verecek gibi durmuyor."

"Arazi babamın. Ölmeden önce anneme vermişti. O yüzden bir bok diyemez."

Biliyordum. Bu kadar pasif bir karakter olmadığını biliyordum. Konuştukça o karakteri kendini daha çok ortaya çıkarıyordu. Onun bu haline gülümsedim. Benim yanımda kendi karakterini saklamıyordu artık.

"Her gün gelsem buraya, her gün beni alır mısın bu kulübeye?"

Birkaç saniye gözlerime baktı. Hayır derse fena bozulurdum.

YeşillenmekBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin