9

41 4 12
                                        

Hafta geçmişti. Jisung, Felix, ben ve Chan'ın o parka gitmesi üzerinden tamı tamına bir hafta geçmişti. Okul olduğu gibi devam etse de ben devam edemiyordum.

Jisung'un mektupları bir haftadır elime gelmiyordu ve ben devam edemiyordum. Alıştırmıştı beni kendine ve ben ders ortasında bile mektupları düşünüp iç çekiyordum. Biraz sesli iç çekişim fark edilmişti herkes tarafından.

"Minho sorun mu var?"

Bana bakıp dersi yarıda kesen hocayla başımı salladım.

"Sadece biraz midem kötü de, üzgünüm."

Aniden uydurduğum yalan karşı hiçbir şey demeden önüne dönüp derse devam etmesiyle ben de telefonuma baktım. Hiçbir şey yoktu.

Ders sonunda sınavlara çalışmak için Hyunjin'le sözleşmiştik. İkimiz de batık durumdaydık. Odyoloji bölümü seçen Hyunjin'in işi basitti bana göre.

Her zaman gittiğimiz masaya geçip kitaplarımızı yığdık önümüze. Hyunjin'le deli gibi anatomi çalışmalıydık.

Çalışmıştık çalışmasına ama beynimizin suyu akmıştı. Anatominin a'sı hakkında fikri olmayan ben, oturduğum sandalyede götüme batan kemiğin adının ischium olduğunu bile biliyordum şu an.

"Hyunjin yeter, beynimin aktığını hissediyorum."

"Minho çalış lan çalış yeter."

"Sen çalış ben kahve molasına çıkıyorum."

Cevabını beklemeden yerimden kalktım. Tam o sırada mesaj gelmişti telefonuma. Sessize almayı unuttuğumdan mesaj sesi yankılanmıştı kütüphanede. Özür dileyip hızlıca çıktım oradan.

Telefonu küfür ede ede çıkartınca cebimden mesajları açtım.

Jisung nokta bırakmıştı. Jisung'dan bir hafta sonra mektup almıştım.

Hızlı hızlı tekrar kütüphaneye yürürken yine gelmişti başıma gelen. Bu kez merdivende çarpışmıştım birisiyle.

"Özür dilerim acelem vardı. Hızlıca çıkarken önüme bakmıyordum."

"Sorun değil."

Kitaplarını toplamasına yardım edip elimdekileri karşımdaki çocuğa uzattım.

"Hemşirelik bölümünde misin?"

"Evet."

"Tıp fakültesinde değil miydi o bölüm?"

"Öyleydi ama bu fakülteye taşındık."

"Anladım. Ben Minho."

Elime bakıp elini uzattığında tokalaşmıştık.

"Ben de Han. Memnun oldum."

Aceleyle elimi sıkıp gittiğinde ben de merdivenleri çıkmaya devam ettim. Kütüphaneye girmeden önce telefonumu sessize aldım. Neden bilmiyordum ama ilk kütüphaneye bakasım gelmişti.

Yine haklıydım. Jisung mektubu yine kitapların oraya bırakmıştı. Hızlıca mektubu alıp Hyunjin'in karşısına oturdum.

"Kahve almamışsın. Gidince bana da alırsın sandım."

"Ders çalışsana oğlum."

Sağa sola bakıp bana sessizce hareket çektiğinde onu görmezden gelip mektubu açtım. Bir hafta olmuştu ve ben aşırı gergindim. O gün bana sadece Alien'ı söylemiş ve yalnız hissetmediğini söyleyerek teşekkür etmişti.

Ellerim titriyordu ve ben nedenini bilmiyordum. Belki de meraktandı.

'Minho kalbim çıkacaktı. Ben yazabileceğimi sanmıyorum. Sana yemin ederim kalbimin durduğunu düşündüm o an. Hatta durmuş bile olabilir. Heyecanım yazıma yansıyor ve ellerimin titremesini durduramıyorum. Deli gibi hissediyorum şu an. Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var.'

EpistleHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin