5

37 5 11
                                        

Öğlene kadar uyuyacaktım ya huyumu suyumu ikisini de bir araya katayım. Uyanmıştım hem de sabahın dördünde. Lanet kabuslar uyutmamıştı bu kez de. Normalde olsa Chan yanına gelmeme izin verirdi ama Changbin bizdeydi ve ikisini öyle görmek istemiyordum.

Yapacak bir işim yoktu ama en azından teknik resim için haftaya yapılacak çalışmalara şimdi başlayıp kendime zaman ayırabilirdim. Ne alaka olduğunu anlamadığım logoyu açıp çizime başladığımda hala kabusun etkisindeydim.

Küçüklük travmam yoktu ya da öyle aman aman korkularım, hatta korku filmlerinden bile korkmazdım ama nasılsa kabuslarımda kan ter içinde kalıyordum. Hiç de basit şeyler değildi.

Çizimi bitirdiğimde gün aymaya başlamıştı ama ben hala ayamamıştım. Bu seferki fena sarsmıştı. İçimde hala bir şey olacak korkusuyla sabahın köründe Chan'ın paketinden alıp balkona çıktım.

Çok içmezdim, tek tüktü içtiklerim ama şimdi ihtiyacım var gibi hissetmiştim. Sessizce sokağı izleyip geçen insanlara bakarken aklımı dağıtmaya çalışıyordum. Hyunjin'le kafeye falan çıkabilirdim. Dersim kısa sürerdi. 

Programlama hocası en sevdiğimdi, yarım saate salıyordu sınıfı. Diğerleri gibi sonuna kadar tutmuyordu ama zaten ağır bir dersti salmasaydı bir şey anlamazdık.

İzmariti balkon demirine bastırıp arkamdaki küllüğe attığımda Changbin gelmişti yanıma. Saçlarının ön kısmına yeşil attırmıştı. Güzel renkti ama bunu ona söylemeyecektim. Belki ben de saçımda onun gibi değişiklik yapabilirdim. Saçlarımdaki koyu kahve boya iyice solmuştu ve dibim de gelmişti. Çok sırıtmasa da sevmemiştim görüntüsünü.

Changbin cebindeki paketi çıkartıp içinden bir tane yakarken ben de içeri girmiştim. Her sabah Chan kahvaltı hazırlıyordu bu kez de ben hazırlamak istemiştim.

Mutfakta masayı hazırlarken sigarası biten Changbin içeri girmiş ve bana yardım etmeye başlamıştı. 

"Saçını nerede boyattın?"

Şaşkın bakışları anında beni buldu. Onunla ilk konuşmayı başlatmamıştım asla, haklıydı şaşırmakta.

"Hyunjin boyadı. Liseden bir arkadaşı saçını yeşile boyayacakmış arta kalan boyayı da bana sürdük. Neden sordun? Güzel mi?"

"Hayır kim olduğunu bileyim de oraya gitmeyeyim diye sormuştum."

Alttan alttan güldüğümde elindeki tavayla hafifçe kafama vurmuştu. Boyu da kısa olduğu için hafif parmak ucuna yükselmesi gerekmişti. 

Her şeyi bitirdiğimizde Chan dersi erken olduğu için erken kalkmış ve sofraya oturmuştu. Odadan telefonumu alıp ben de onlara katıldım. Bir yandan da Hyunjin'in mesajlarına bakmıştım. Yine aynı çocuğu soruyordu.

Telefonu o ikisine gösterip sordum.

"Bu çocuğu tanıyor musunuz? Hyunjin dünden beri soruyor. Okulun önündeymiş hep, dedikodu sayfasında gördüm."

Chan başını olumsuz anlamda sallarken Changbin elimden alıp iyice bakmıştı.

"Andırıyor ama emin değilim. Şu hukuk fakültesindeki Seungmin'in yanında görmüştüm birkaç kez."

"Hukuk fakültesi buraya ters tarafta kalıyor neden buraya gelsinler ki?"

Changbin gülerek ağzına koca parça yumurta tıkmıştı. Hala ona bakıyordum.

"Hukuk fakültesindeki Seungmin bizim fakültedeki Jeongin'le sevgili. Çocuk gelişimi bölümündeki. Neredeyse her gün çıkışta buluşup dışarı çıkıyorlar. O ikisi ayrılsa bile o çocuk hep orada ama."

EpistleHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin