3.4

165 13 79
                                        

안녕하세요 여러분✨ (hi guys!)

Bölümleri yayınlama günüm sürekli değişiyor. Çünkü asla programı olmayan ve ödevlerini son güne bırakan bir insanım 🙄

İlham da gelmeyince slk slk oturuyorum. Bu bölümü yazmamda yardımcı olan son beyin hücreme teşekkür ediyorum- 🔬🧠⛔

İyi okumalaR<333

---- ----

-"Kalk hadi kalk! Oturma öyle..."

Yongbok sustu çünkü ne diyeceğini bilmiyordu. Kıza doğru şaşkınca elini uzattı ama Nayeon kapının olduğu tarafa bakıyor, kendisini dinlemiyordu:

-"Her şeyi duydum..." dedi, kısık sesiyle. "Buraya geldiler...tekrar gelecekler!"

Kızın yanına çömeldi. Onu sakinleştirmek istiyordu ama önce hızla atan kalbini yavaşlatması gerekiyordu. Kesik nefesler alırken önüne geldi:

-"Ne oldu?"

-"Senin de yediğini düşünmüştüm. Ama ben yemedim. Çünkü...şüphelendim. Dediklerinde haklıydın. Hyunjin'in bunu yapmaması için bir sebebi yoktu." Kız hıçkırarak konuşurken anlamakta zorlanıyordu ama ona cümleyi başa almasını söylemek yerine başını sallayarak devamını getirmesini bekledi.

-"Hyunjin'in adamları buraya geldiğinde ben de başımı masaya koydum ve bekledim. Herkesi tek tek incelediler. Tanrım, çok korkunçtu!"

Onu yatıştırmak için elini kaldırdıysa da ne yapacağını bilemeyerek geri indirdi. Ona dokunmak belki hoşuna gitmezdi.

-"Sonra ne oldu?"

-"Telefonda birine buradaki herkesi kontrol ettiğini ve fabrikaya gidip ilaçları alabileceklerini söyledi...Birazdan buradakileri taşımaya gelecekler, Felix! Ne yapacağız!? Ne yapacağız!?"

Yongbok ayağa kalktı. Dudaklarını kemirirken hızlı adımlarla masaya doğru yürüdü. Yanındaki görmemiş gibi yiyen çamaşır görevlisi kadını durup izledi bir an. Annesi de vurulduktan sonra bu şekilde öne düşmüştü. Kadın annesine de çok benzediği için o sahne kolaylıkla zihninde canlandı ve kalbinde bir şeylerin acısını hissetti. Fena batıyordu.

-"Gel benimle." dedi. Kızın kıpırdamadığını gördüğünde başını arkasına çevirerek yüzüne baktı. "Acele et, zaman kaybedemeyiz!"

Nayeon ayağa kalkmaya çalıştı. Başta takılıp düşse de nihayet yaşlı gözlerini silip Yongbok'un yanına yanaşmıştı. Savunmasız bir çocuk edasıyla umutsuzca yüzüne baktı:

-"Sence ne yapmalıyız? Burada oturup ölümümüzü mü beklesek-"

-"Hayır, öyle saçma sapan konuşma..."

bir an sessizleşti ve sadece düşünmeye çalıştı. Koca malikanenin tüm 'hizmetli' görevlileri buradaydı ve Hyunjin onları baygın sanıyor olmalıydı. 'O zaman...' diye düşündü.

-"Kapıya adam koymalarının hiçbir manası olmayacaktır..."

Nayeon neredeyse içinden söylediği cümleyi anlayamadığını belirten bir ses çıkardığında çocuk kendisine döndü. Yüzünde düşünceli bir ifade vardı. Evin planının düşünüyordu:

-"Buradan çıkabiliriz."

-"İmkansız! Bir sürü adamı var!"

-"Adamların tetikte durması için bir nedenleri yok, Hyunjin kimsenin ayık olmadığından emin oldu. Adamlarının hepsini fabrikaya götürmüş olmalı...Sonuçta yapmak istediği şey için bir sürü adama ihtiyacı var."

Mr. V's BunnyHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin