Hilye büyük tenbihlerden kaçabilmek için zorla atmıştı kendisini evden. Antremana bugün de kalamayacaktı. Eve erken dönmesi gerekiyordu. Yarım kalan hazırlık tamamlanacaktı. Ablasının görücüleri için. Babalarına neden bu kadar sanki Zeyneb'i vereceklermişde söz olacakmış gibi hazırlık yaptıklarını sormuşlar Mehmet Bey'de "Ilk kez kızım istenecek ve gelecek olanlar yabancı değil. Ben şu eksikti bu olmamıştı dedirtmem" demiş onlarda bir kere daha babalarıyla gurur duymuşlardı.
Babaları bunu söylemeden evvel Zeyneb'in içi kötü oluyor huzursuzlaşıyordu. Bu Hilye'ye de yansıyordu ister istemez. Neyse ki babası konuya bir açıklık getirmiş içleri rahatlamıştı. Okuldan erken çıkması gerektiğini tekrar tekrar kendisine hatırlatarak sınıfa girdi.
Bugün herkez sessiz ve kendi halindeydi. Tek tük konuşmalar vardı sınıfta. Gökçe dün mesaj atarak gelemeyecegini söylemişti. Hastaydı aramıştı te boğazları şişmiş zor konuşuyordu. Gökçe yokken okul ayrı bir sıkıcı geliyordu ona. Ders başlamıştı ve bir kelimesi bile dikkatini çekmiyordu. Aklını veremiyordu derse.
Kapı bir anda hızla açıldı ve Hamza izin almadan içeri girip sırasına oturdu. Hilye dağılmış olan bütün dikkatini Hamza'ya vermişti. Acaba hoca kızacak mı diye hocaya baktı fakat hoca sanki artık alıştım der gibi bir bakış attı. Sonra da dersi sonlandırdı. Hilye'nin aklı Hamzadaydı. Ne olmuştu acaba yine neye sinirliydi ? Neydi onu bu kadar agrasif olmasına sebep olan şey ?
Bunları düşünürken hocanın söyledikleri bölmüştü düşüncelerini "Çocuklar uzun bir süredir bu ödevi vermeyi düşünüyordum. Çoğunuz dersleri fazla takmıyor fakat ben yine de vereceğim. Bir çalışkan öğrencinin yanına dersi pek umursamayan birini vereceğim ki arkadaşlarınızı dürtün. Pazartesi ödevleri toplayacağım. Ödev kağıtlarında araştırmanız gereken şeyler yazıyor." kağıtları masaya bırakıp öğrencilere döndü. "Şimdi kim kiminle olacak söylüyorum." dedi ve isimleri söylemeye başladı.
Hilye hem kendi ismini hemde Hamza'nın isminin kimle çıkacağını merakla bekliyordu. "Hamza ve Dilek." deyince hoca hayal kırıklığıyla arka sıraya Hamza'ya baktı. Hamza dik dik hocaya bakıyordu. Bakışlarıyla sanki umurumdaydı diyordu adeta.
Önüne döndü. Acaba o kiminle yapacaktı. "Dilek nerede?" diye sordu hoca. Sınıftan Ozan diye bir çocuk "O hasta gelmedi." diye cevaplandırdı hocayı. Onlar Dilekle sevgililerdi. Hilye her ne kadar onlarla konuşup öğrenmiş olmasa bile bunu bunu öğrenmek için onlara sormuş olmak gerekmezdi. Dıştan gayet herşey ortadaydı.
Hoca bu cevap üzerine gözlüklerini düzeltip "Hilye sende Ozanla yapıyorsun." dedi. Hilye de olumlu anlamda başını salladı. -tabi bu hocaya itaat içindi. yoksa Ozanla olmayı istediğinden değil-
Ister istemez reflex olarak Ozan'a çevirdi başını. Ozan ona gülümseyip yerinden kalkarak sınıftan çıkmak üzere olan hocaya yetişti. Ozan birşeyler söyledikten sonra hoca tekrar öğrencilere dönüp " Dilek'le Ozan yapsın o zaman. Hilye sende Hamza'yla yaparsın. Kolay gelsin arkadaşlar." deyip sınıftan çıktı. Hilye şaşırmıştı çünkü böyle birşeyin olması hem istiyordu ki onunla vakit geçirebilecekti, hemde istemiyordu. Çünkü korkuyordu onu terslemesinden.
Herkez toplanırken ödev yapacağı kişiyle konuşuyor, nerede yapacaklarını ayarlıyorlardı. Hilye de kitaplarını toparlayıp kalktı. Hamza'ya bakacaktı ki Hamza yanından olanca hızıyla geçip, sınıftan çıktı.Oda arkasından yetişmek üzere gitmişti peşinden. Merdivenleri de aynı hızla inip okulun dışına çıkmıştı Hamza. Fakat at sefer içeridekinin aksine yavaş yavaş adımlarla otoparka ilerliyordu. Hilye de yavaş yürümesi neticesinde ona yetişmişti.
