Zeynep okula geldiğinde dersler bitmişti. Ve okulda neredeyse kimse kalmamıştı. En iyisi Ayşe'yi aramaktı.
Işe başta hiç olumlu bakmamıştı. Üniversiteyi tamamen bitirip öyle çalışacaktı. Ama şimdi o işe girmişti.
Bunu duyunca arkadaşı çok şaşıraracaktı.Hayat sürprizlerle doluydu. Insana düşündüğü , hayal ettiği şeyleri sunmuyordu.
Derin bir iç çekerek çantasından telefonunu çıkarıp Ayşe'yi aradı. Telefon çalıyordu fakat Ayşe cevap vermiyordu.
En iyisi yarın yüzyüze anlatmaktı.
Hem diğerleriyle beraber anlatırdı.
Böylece ayrı ayrı anlatmak zorunda kalmayacaktı."Bir taşla iki değil daha fazla kuş :-)"
Içinden aldığı akıllıca karardan sonra evine gitmek üzere düşünceleriyle başbaşa durağa doğru yürüdü...
~ ~ ~ ~ ~
Yine bir akşam yemeğinde toplanmıştı Yıldırım ailesi.
Hülya Hanım'ın ve Feride Hanım'ın bu gün şirkette olanlardan sonra canı sıkkındı.Taner Bey de stresli bir gün geçirmişti. Bütün herkezde bir durgunluk hakimdi. Hiç kimse bir konu açmıyordu.
Oğlunun moralinin bozuk olması Hülya Hanım'ın gözünden kaçmamıştı. Tam karşısında masanın diğer başında oturuyor, hemen sağ tarafında Ahmet, sol tarafında da Ömer oturuyordu.
Hilal ve Çisem de onların yanlarında ortama yayılan negatif enerjiden paylarını alıyorlardı.Çisem 20 yaşında inşaat mühendisliği okuyordu. Onunda ileride çalışacağı yer belliydi.
Kendi şirketleri..Ahmet, Ömer'den bir yaş küçüktü. 25 yaşındaydı.
Şirketin avukatlığını yapıyordu.Ömer mimarlık okumuştu. Şimdi şirketin müdürü olmasına rağmen yapılacak çizimler onun elinden geçecekti. Işte zaten iki yıl öncede çalışmış olmasına rağmen, çalışamadığı iki yıldan sonra, yeni başlamış gibiydi. O yüzden işe alışması ve sıkılmaması için yanına bir yardımcı asistan bulmak istemişlerdi. Oda buna pek ses çıkarmamıştı
Hilal 19 yaşında ailesinin tam aksine inşaattan uzak bir meslek olan stilistliği seçmişti.
" Aile şirketinde ölürüm çalışmam" diyordu her seferinde annesi ve babasına. Onlarda kızlarının fikrine saygı göstermişlerdi..Feride Hanım çocuklarına bakınca yılların ne çabuk geçtiğini çok iyi anlıyordu.
Hayat onlara neleri göstermişti. Zorluklarla, güçlüklerle hep beraber mücadele etmeye çalışmışlardı çoğu zaman.
Eşinin kederli suratında kalmıştı bakışları. Ortamda ki sessizliği eşine yönelttiği soruyla bozmuştu."Taner! Birşey mi oldu? Neyin var Hayatım."
Eşinin kendisine yönelttiği soruyla kaldırmıştı bakışlarını içmeyip soğuttuğu çorbasından.
"Efendim Canım. Birşey mi dedin?"
"Neyin var diyorum."
"Selim Bey'i düşünüyorum. Bugün ortak olduğumuz şirketin sahibi. Ortak olmakla iyi mi yaptık acaba?"
