Vay be Görkem, ne güzel oynadın benimle, aptalım ya bende, kandım hemen bir gülüşüne.
Sahi, hala burda, onunla, hatta bunca insanın içinde kalmamın ne anlamı kaldı ki...?
Bunca kalabalığın içinde tek başıma, ortaya düşmüş bir bomba gibiyim.
Neyim ki onların gözünde?
Görkemin koynundan çıkan kız mıyım yoksa iki sevgilinin arasına giren şeytan mı ?
Hatta, kandırılmış aptal bir kız bile olabilirim, lakin buna ancak ben inanırım.
Tek bir iyi niyet çıkmaz bu düşlerin ardından. Tek bir kişi bile çıkmaz bana arka çıkan, oysa kandırılmış olan da benim, hakarete uğrayan da.
Zaten niye gelmiştim ki buraya onunla ?
Ne sanıyordum, ne bekliyordum ki ?
Her şeye rağmen görmezden gelemiyordum, ne saatler öncesinde beni heyecanlandıran adamı, ne de dakikalar önce beni bu konuma düşüreni.
Öylece bisikletime binmiş Görkem'den bir adım atmasını bekledim. Bekledim ki bir açıklaması olsun, bekledim ki diyecek tek bir sözü olsun beni rahatlatacak, ama olmadı, diyecek tek bir lafı geçtim, daha fazla yüzüme bakacak cesareti kalmamıştı.
Üzgündü, elbette planından haberdar olduğum için üzülmüştü ama bende üzgündüm, bu kadar ucuz olmamalıydı insan kullanmak.
Bu kadar kırıcı olmamalıydı insan olan.
O halde benim de bu saatten sonra burada durmak için her hangi bir nedenim de yoktu.
Etrafıma baktığımda, yavaşça herkesin yol aldığını gördüm, ve daha fazla onlarla yola devam etmek istemediğimi fark ettim. Burayı her ne kadar ezbere bilmesem de Görkemin kavgadan önce önerdiği yol aklıma gelince, herkesten ayrı aksi yönden orman yolunu alarak hızlıca evin yolunu tuttum.
Tanıdığım yollara ulaşamadıkça öfkem daha da artmıştı, ve bu sinirle hızlandım, hızlandıkça sövdüm, saydırdım.
O kız bana onca lafı ederken sözlerinin nereye gideceğini bile bile ağır konuşmuştu, beni onca insanın içinde rezil etmekti amacı. Nitekim başardı da. Belki küfür etse, sinirinden bağırsa, kızsa bu kadar kırılmaz, canım yanmazdı herhalde.
Ama başkalarının gözünde beni hiç olmadığım biri gibi görmelerine sebebiyet vermiş olması, bu denli konuşması beni küçük düşürmüştü.
Haliyle bir yerde bende kızın damarına basmıştım, o da kendince intikamını alacaktı elbet, ama bunu ulu orta yapmasını beklemiyordum.
İlk defa girdiğim bir ortamın günah keçisi oldum ben bugün. İlk defa kendi çevremden, dosluklarımdan ayrı bir gün geçirmeye niyetlendim ve sonuç: tek başıma bilmediğim bir ormandayım.
Ben tek başımayım, onlar hepsi.
Aslı yoktu bu söylenenlerin, fakat benim dışımda da bu gerçeği başka bilen yoktu. Kim inanırdı ki aksine ?
Yabancının birini yargılamak, dost bildiğini utandırmaktan daha kolaydır.
Her söylenen gerçek değildir elbet, ama eminmiyiz bunu duyanların vicdanından ? Emin miyiz ardımdan dedikodumun yapılmayacağından ? Ya da ardımdan kırıcı bir bakış atmicaklarından ?
Işte bu belirsizlik yakıyor canımı, işte bu belirsizlik kırıyor benliğimi.
Yaşananlar, söylenenler, kulaktan kulağa duyulur da dedikodu olarak bizimkilerin kulağına gidecek olursa... Neyi nasıl açıklarım ?
Ben bile bir anda ne olup bittiğini anlamamışken, nasıl savunurum kendimi...
Bir deli bir kuyuya taş atmış, bir günahsız'da etraftakiler ne düşünecek diye kendini yiyip bitirmiş.
Aklım allak pullak olmuş, neyi nasıl düşüneceğimi bilemez hale gelmiştim. Buraya niye geldim ?
Bu kız hakkımda niye böyle düşündü ?
Görkem'ın asıl amacı...
Oradaki herkese karşı duyduğum gereksiz mahçubiyet...
Bu dedikodu duyulursa anneme ve babama karşı düşeceğim durum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yinede Sevdik
RomanceÖlümün kıyısında bir kadın ve sevgisini bir silaha dönüştüren bir adam... "Ben seni sevdim! Öyle alelade değil, deli gibi...Adam gibi..." dedi sesi buz keserek. "Benden korkma diyordum ya...şimdi gerçekten korkmalısın." Kaçacak tek bir nefeslik ye...
