Mühür

0 0 0
                                        

Yaşadığım en güzel, en huzurlu dönemlerden biriydi. Görkem'le her şey o kadar yolundaydı ki, mutluluktan ayaklarım yere basmıyordu. Günler önce bana verdiği o tatlı müjde hala kulaklarımdaydı:

​"Sana bir sürprizim var. Bizim ofis haftaya sizin üniversitede bir mimarlık atölyesi düzenleyecek. Sevgilin de destek ekibinde!" demişti gururla.

​Ben de imalı bir gülüşle, "Saka yapıyorsun !?" dedim heyecanla ve devam ettim "Şimdi sen orada harikalar yaratırsın. Hemen kaydolmam lazım, Emre Arolat mimarlarıyla çalışmak büyük prestij," diye takılmıştım. O da kendine has o dik duruşuyla, "Adımız henüz geniş kitlelerce bilinmiyor diye kendimizi hafife almayalım, Emre Arolat'tan önce de biz vardık," diyerek göz kırpmıştı. Onun bu özgüvenine, mesleğine olan tutkusuna hayrandım.

" O kadar haklısın ki."

​Ne yazık ki o çok merak ettiğim atölyeye, hocaların tam da o güne koyduğu ani bir quiz yüzünden katılamamıştım. Ama nasılsa Görkem daha sonra yine gelecekti, bu yüzden durumu çok dert etmedim. Sınav çıkışı Görkem'le bahçede buluşmak üzere sözleşmiştik. Hemen okulun kafeteryasına indim, sıraya girip ikimize birer çay alacaktım. Her şey mükemmel gidiyordu; ta ki arkamdaki kuyrukta duran kızların konuşmalarına kulak misafiri olana kadar.

​"O mimarlık atölyesindeki çocuk kimdi öyle ya, Leyla görmen lazımdı" diyordu bir ses, adeta ağzını yaya yaya.

​Gruptan Leyla isimli olanı, konudan tamamen habersiz bir merakla sordu: "Çok mu yakışıklıydı? Bizim okuldan mı?"

​"Hayır, okulda daha önce hiç görmedim. Atölyeyi yönetenlerden biriymiş, Emre Arolat Architecture'dan gelmiş. Adam yürüyen karizma."

Diğer kız, yani Leyla, arkadaşının bu aşırı heyecanına hafifçe göz devirerek araya girdi: "Havalıdır tamam da, abartma istersen Esra."

Azra, eleştirileri hiç umursamadan hayran hayran iç çekti: "Ay ne abartması Leyla ? Çocuk hem genç, hem karizmatik."

"Adı neydi ya... Hah, Görkem ve bombadan haberin var mı ?"

"Hayır ne oldu ?"

​O ismi duyduğum an damarlarımdaki kanın çekildiğini hissettim. Gayriihtiyari arkama döndüm. Karşımda daha önce de topluca katıldığımız anfide karşılaştığım kusursuz görünen, adeta Barbie bebek gibi giyinmiş üç kız duruyordu. Bakışlarımı fark etmediler bile, kendi dünyalarındaydılar.

​"Azra çocuğu görünce ufak çaplı bir şok geçirdi zaten, dili tutuldu resmen," dedi Esra.

"Kızım adamı tekrar karşımda görünce bocaladım hâliyle"

Leyla ise hala olayı anlamaya çalışıyordu: "Tekrar karşımda görünce derken Azra ? Sen bu çocuğu tanıyor musun ki?"

​"Daha önce görüşmüştük..." dedi Azra, sesine gizemli bir hava katarak.

"Nerde ? Nasıl ?"

"Onu geçen hafta babamın ofisinde görmüştüm, orada tanıştık. Kızım, çocukta bir karizma, bir bakış var ki... Anlatılmaz, yaşanır "

​İçime kor bir ateş düşmüştü. Sıradaki yerimi unuttum, sadece arkadaki bu üçlünün fısıldaşmalarına odaklandım. Görkem'in bahsettikleri o duruşu, o naif tavırları şimdi başka bir kızın diline sakız olmuştu. Neredeyse arkamı dönüp 'O bahsettiğiniz adam benim sevgilim!' diyecektim ama içimdeki o korkunç merak beni durdurdu. Gerçekten aralarında bir şey mi geçmişti, yoksa kız sadece kendi kendine mi gelin güvey oluyordu?"

Yinede SevdikBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin