Karanlık

0 0 0
                                        

​Birlikte alelacele kahvaltı masasını toparladık. Zaman o kadar hızlı akıyordu ki, dün giydiğim elbiseleri aceleyle üzerime geçirmek zorunda kaldım. Aynaya bakarken Görkem arkamdan yaklaştı.

"Eve uğrayacak mısın birtanem? Uğramak istersen beş dakikada bırakırım seni?"

​"İsterdim ama gerek yok, çok geç kaldım, oraya saparsam derse yetişemem" dedim, kıyafetlerimin içindeki rahatsızlığı gizlemeye çalışarak.

"Üzerini değiştirmek istiyorsun sen. Motorla yetiştiririm seni merak etme."

"Tekrar bu kıyafetleri giyip dolaşmaktan hiç memnun değilim ama şimdi gerçekten hiç vaktim yok, benim yüzümden sen de geç kalırsın."

İkimizde o an kapıyı kapatıp dışarı çıkmıştık.

​"Yok valla sorun değil, motorla beş dakika... Atla hadi," dedi o kendine has, ısrarcı sevecenliğiyle.

​"Olmaz, beni bıraktıktan sonra işe yetişmek için gaza basarsın, aklım sende kalır."

​"Vaktim var benim daha, hadi..." dediği an, daha fazla itiraz etmeme izin vermeden kaskı başımdan geçirdi.

​Motora bindiğimiz gibi rüzgarı arkamıza alıp eve doğru yol aldık. Beş dakikalık o kısa yolculuk bile onun sırtına sarılarak, sıcaklığını hissederek geçti. Apartmanın önüne geldiğimizde motoru durdurdu.

​"Aşağıda bekliyorum seni," dedi.

​"Görkem, ters istikametlere gidiyoruz, ben burdan hallederim bir şekilde, sen git aşkım."

​"Ya sen beni başından savmaya mı çalışıyorsun ?" dedi kaskını çıkarırken. Saçları hafifçe dağılmış, gözlerinde ise o muzip çocuksu bir ifade uyanmıştı.

​"Teessüf ederim, ben burada senin sunumunu, işini düşünüyorum, bugün önemli" dedim, motorun üzerinden hafifçe eğilip önce saçlarını düzeltip hemen ardından dudaklarına sıcacık bir buse kondurarak.

​"Tamam öyleyse, seni bekleyeceğim. Yol ayrımında bırakırım seni, olur mu birtanesi? Anlaştık mı ?" dedi, başparmağını sevgiyle burnuma kondurarak.

​"Tamam, hazırlanıp geliyorum hemen, çok bekletmem" dedim ve hızla yukarı çıkıp üzerimi değiştirdim.

​Aşağı geri indiğimde Görkem motoruna yaslanmış beni bekliyordu. Beni baştan aşağı hayranlıkla süzdü. "Bu ne güzellik ya? Yakıp geçiyorsun yine ortalığı... Hadi atla bakalım," diyip yeniden kaskı uzattığında arkasına otururken ona sarılarak.

"Seviyorum seni be adam" dedim.

"Fransa'ya doğru biletleri almama ramak kaldı bilesin, bende seni seviyorum be kadın," dedi munzurca "Hadi hazırım ben" dedim omzuna dokunarak ve yolumuza koyulduk

​Yol ayrımına varmamız beş dakikayı bile bulmamıştı. İstanbul trafiğinin o kaotik keşmekeşinde motorun rüzgar gibi akıp giden hızına her seferinde içten içe hayran kalıyordum. Görkem motoru hemen kenara çekip kaskını çıkardı. Ben de kaskımı saçlarımı düzelterek ona uzattım.

​"Teşekkürler aşkım. Akşama buluşuruz, değil mi?"

​"Aksinin imkanı yok," dedi muzipçe, sonra devam etti "Buluşuruz tabii. Hem düşünelim bakalım, ailelerimize en erken nasıl söyleriz, ne yaparız..."

​"Ya Görkem, heyecanlandırma beni, sen böyle söyleyince stres yapıyorum," dedim kıkırdayarak.

​"Bak," dedi, sesindeki o tatlı ciddiyetle. "Eğer sen bir plan yapmazsan, bu akşama biletleri alırım. Hafta sonu gider, ailelere söyler, sözleniriz. Buraya döner dönmez de hemen evleniriz. Hatta yok, dur... Nikahı da direkt orada kıyarız, hiç beklemeyiz."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 6 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Yinede SevdikBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin