Fısıltı

1 0 0
                                        

"Yağmur açsana kızım kapıyı, birşey mi oldu ?"

Öykü'nün sesini duyduğum anda hissettiğim çaresizliğin tarifi yoktu.
Bir yandan içinde bulunduğum durum, öte yandan sevdiğim adamın kardeşinin kapı açıldığında göreceği manzara.
O kadar çaresiz bir anın içinde gibi hissediyorum ki, tarifi yoktu bu korkumun.

Hızlıca Derinle göz göze geldik, elini ağzına götürüp "Konuşacaz daha. Sessiz ol" dedi ve yavaş yavaş uzaklaşıp boş bir tuvaletin içine doğru ilerlemesini izledim.

Doğrusu ondan böyle ince bir düşünce beklemiyordum, inadına kendini gösterir diye düşünmüştüm.

Hoş, gelenin sevdiğim adamın kardeşi olduğunu bilse, geri çekilir miydi acaba diye düşünmekten alı koyamadım kendimi.

"Yağmur, burdasın biliyorum"

Tekrar seslendiğinde, Derini kontrol ediyordum.

Girdiği tuvaletin kapısını kapattıktan sonra, aynada kendimi toparladım ve sakin kalmaya çalışarak kilidi çevirdim, ve kapı açıldı.

"Kızım bu ne hal? Yüzün kireç gibi!"

"Kireç gibi mi?" dedim, aynaya bakıyormuş gibi yaparak. "Yok iyiyim ben. Ne diye vurdun bu kadar be?"

Elini alnıma koyup ateşim var mı diye kontrol etmeye çalıştı.

"Ateşin de var gibi."

"Yok," dedim ve elini alnımdan çektim.

"Neydi o ses?" diye sorup göz ucuyla içeri baktı.

"Hangi ses olduğuna göre değişir ?"

"Bir garipsin he, niye kitliyorsun kendini okulun tuvaletine ?"

"Tuvalet ya burası, Öykü."

"Tuvalet orası. Burası lavabo."

"Off, Öykü! Bu kat tenha, kimse yok bu saatlerde. Korktum da, anla."

"Haa, sen korktun. Ben vurunca bilemedin tabii. Okula gelince gel deseydin ya bana. Dur, iki dakika elimi yıkayayım."

"Sanki bir yeri elledin, boşver. Hadi, ders başlayacak."

"Şu kapıyı tuttum ya, o pis gavurlar tuvaletten çıkarken ellerini yıkamıyorlar. Ben ne yapıyorum ? Ders boyunca elim yüzümde! Bu ellerle şuradan şuraya gitmem."

"Off, Öykü! Tamam ama acele et. Manyak titiz bir insansın, he."

"Sanki sen benden farksızsın. Kapıyı ayağınla tutuyorsun resmen," dedi doğru söylediği için içimdeki endişeye rağmen gülümsedim ve lavabodan ayrıldık. Yukarı doğru çıkarken de konuşmaya devam ettik.

Sonunda oradan kurtulduğum için rahatlamıştım. Ama hâlâ tir tir titriyordum. Hızla, minnetle Öykü'ye sarıldım.

"Boğacaksın kızım beni! Koskoca hafta sonu görüşmedik, tamam, ben de özledim seni!"

"Teşekkür ederim," dedim.

Kollarımın arasından kurtulup garipçe bana baktı.

"Niçin?"

"Beni özlediğin için."

"Garip."

"Ne garip?"

"Ben özlediğimi sonra söylemiştim."

"Sen elini yıkamak için cidden onca kat indin mi ya?"

Yinede SevdikBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin