dakikalar sayılmaması gereken, illegal bir oluşum ve elijah, dudaklarının üzerindeki baskının ne kadar dakikadır devam ettiğini bilmiyor. aralanmış dudaklarının arasındaki ıslaklık, ron'un o huzur verici kokusu ve kesik nefesindeki, yalnızca kendisine yönelik duyulan o ihtiyaç; dakikalar sayılmayı hak etmiyor.
dilinin üzerindeki tat sırtını dikleştirip bedenini ona yaslamasına sebep oldu. eğer dakika ve saniye gibi kısıtlamalar olmasaydı elşjah, günlerce ron'u öpebilirdi. parmaklarının arasına karışan sarı saçları yumuşacık ve yalnızca ona ait; elijah, ron'un üst dudağını emerken sanki tüm dünya ona aitti.
belinde, üzerindeki önemsiz kumaş parçasının altında tenine değen parmaklarla inleyişini durduramadı. her bir parçası ron'a yönelik bir ihtiyaçla titriyor, dudaklarını tek bir salise dahi ondan ayırmak istemiyordu. ron'un baş parmağı teninde küçük daireler çizerken elijah, ellerini onun çenesine indirdi ve yanaklarını hafifçe sıkarak onu biraz daha büyük bir istekle öptü. ya o an gerçekti ya da elijah, artık daha gerçekçi rüyalar görüyordu.
ron, nefes nefese ondan ayrıldığında kısık gözleri, onun aralanmış dudaklarını izliyordu. "elijah," dedi fısıltıyla. "...beni durdur."
eli çenesinden boynuna doğru inerken güldü elijah. "durmanı istemiyorum."
ron, dudaklarını onun dudağının kenarına, tam gülüşünün çizgisine bastırırken parmaklarını onun belinde usulca dolaştırıyordu. fısıltıyla "çok güzelsin." dediğinde sıcak teni, onun tenini ısıtıyordu.
"ron," dedi elijah gözlerini kapatarak. "...durmak istiyorsan şu an dur." dediğinde sesi isteksizdi.
belinin üzerindeki eli hafifçe yukarı çıktı. göğüs kafesinin üzerinden onun tenine dokunurken dudakları, yavaşça çenesine doğru indi. bulunduğu her noktayı öperken elijah, nasıl nefes alabileceğini bilmiyordu. boynunu küçük öpücüklerle doldururken elijah, belki de uzun zamandır ilk defa bu denli huzurlu hissediyordu. doğrusu, huzurun ne demek olduğunu unutmuş elijah için boynunda hissettiği küçük baskı, ona gerçekten yaşadığını hatırlatıyordu.
ron, hafifçe geri çekilip boynundaki ufak bir bölgeye çıkardı bir elini. "bu izi," kısık gözleri elijah'ın boynundaydı. "...benim evimin mutfağında, tezgahtaki bıçağı alırken yapmıştın." baş parmağı, boynundaki küçük lekeyi okşadı. "daha sonra bıçaktan korktuğun için kahvaltıda peyniri ben kesmiştim." nefesi, onun boynuna çarparken bulunduğu bölgeyi bir kez daha öptü ron. "hâlâ aynı çocuksun, elijah." dediğinde belindeki eli, onun tenini ısıtmaya devam ediyordu.
"ron," eli onun saçını okşarken yutkunma ihtiyacı duydu elijah. "...sana daha fazla âşık olamam." boynunda hissettiği sıcak dudaklar bedenindeki stresi tümüyle uzaklaştırıyordu. o an sanki sadece ron ve elijah vardı. almanya, dünya ve evrene ait diğer her şey; küçük yıldızlar gibi dağılan var olan her şey, olabileceği en uzak noktada ve yalnızca elijah ve ron var. "bana o kadar güvende hissettiriyorsun ki," fısıltıyla çıkan sesi titrekti. "...sana karşı koyamıyorum."
tişörtünün üzerinden aşağı inip beline dudaklarını bastıran ron, sıcak nefesi her onun tenine değişinde elijah'ın küçük titreyişini hissediyordu. karnının hemen üzerinde, göğüs kemiğinin üzerine değen dudakları, tenini öpücüklere boğuyordu. göğüs ucuna gelen dudaklarıyla elijah, inlemesini tutamadı. "özür dilerim." dedi fısıltıyla. "ron," dediğinde yüzündeki kızarıklıkla nasıl göründüğünü tahmin bile edemezdi. "...tanrım..." dediğinde gözlerini kapatmıştı. göğüs ucunda hissettiği ıslaklık zihnindeki her bir düşünceyi kenara itiyor ve onu tamamen boşluğa teslim ediyordu. ron ve dudakları; galiba adem ve havva'dan daha etkileyici olan tek ikili buydu.
göğüs ucundaki baskı tekrar inlemesine sebep olduğunda ron yüzünü onun bedeninden uzaklaştırdı. "elija-"
"özür dilerim." dedi yalvarır gibi bir yüzle.
"inlemeye devam ederse-"
"inlemeyeceğim."
"tamam," hafifçe ondan uzaklaştı ve elijah'ın üzerindekini aşağı çekti. "...buna şu an devam etmeyeceğiz."
"söz," dediğinde yüzünde anlamsız bir ifade vardı. "...inlemeyeceğim."
gülerek onun dudaklarına uzanırken "beni neye ikna etmeye çalıştığının farkında mısın?" dedi ron.
mırıldanarak onu onayladığında elini aşağı indirdi ve ron'un pantolonunun üzerinden ona dokundu. ron, bunu beklemediği için açıkça dudaklarını araladı ve yüzünü onun boynuna bastırdı. "inlemeyeceğim," bulunduğu noktayı hafifçe okşarken sesi kesikti. "...yemin ederim."
ron, nefesindeki kesintiye engel olamadan "benim ne kadar iradeli bir birey olduğumu bilmiyorsun, elijah katz."
"evet," elini biraz da ileri itip nazikçe bastırdığında ron, sessizce inlemişti. "...bilmiyorum."
"istediğini yapabilirsin," derken gülümsemişti. "...şu an buna devam etmeyeceğim."
"bu durum beni biraz utandırabilir."
"yüzün kızardığında çok sevimli oluyorsun."
"kendimi reddedilmiş gibi hissediyorum." diyerek güldü.
"e-" eli, pantolonunun içinden penisine dokunduğunda ron, konuşamamıştı. "elini çekmeni isteyebilir miyim?"
"inl-" kapı çalma sesiyle elijah korkuyla elini çekmişti.
ron hafifçe ondan ayrılıp elijah'a bakarken "beni kapıya nasıl gönderdiğinin farkında mısın?" diye sormuştu.
"neden çaldılar?"
"bilmiyorum." kalkıp saçını düzelttiğinde "yok taklidi yap." demişti.
"yok taklidi?" dedi gülerek. "olmayan bir şeyi nasıl taklit edebilirim?"
ron ona yanıt vermeden kapıya yöneldi. çok kısa süren bir konuşmanın ardından kapıyı kapattığında sıkıntıyla kapıya yaslanmıştı. "uzun bir süre," dedi sessizce. "...seninle toplum içinde yalnız kalmamam lazım."
"ne dediler?" dedi yorganın altından.
"ses duyar gibi olmuşlar."
"duymuşlar mı?"
"duyar gibi."
"ne dedin?"
"uyuyordum dedim."
"gel o zaman."
ron, birkaç saniye kaşlarını kaldırarak onu izledi. daha sonrasında ise derin bir nefes vererek başını yukarı.kaldırdı ve gözlerini kapattı. "şu an," dedi sessizce. "...sadece tuvalete gitmem gerekiyor."
"korkunç bir insansın."
"beni bu kadar tahrik ettiğin için utanmalısın."
"beni utandırmaya mı çalışıyorsun?"
"sayılır."
"başarılı olmadı."
yutkunarak onu izledi. "bu gece," dediğinde sırtını kapıdan ayırmıştı. "...ne kadar iradeli bir insan olduğumu beraber göreceğiz." gerisinde elijah'ın kısık gülüşünü duyarken odadan çıkmış ve kapıyı kapatmıştı.
.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
kangren
Historische Romanemekanik veya termal hasarın neden olduğu karakterize kayıp
