Kulaklarımı dolduran o son sözlerin yakıcılığı beynimde bir uğultu başlatmış, aynı uğultu kalbimde gezinmişti. Boğazıma oturan yumruyu bastırmaya çalışarak, "Sana aşık," diyebildim, neredeyse hiç çıkmayan sesimle.
Ağır ağır salladığı başından sonra sigarasını önündeki küllüğün içinde söndürerek, "Hiçbir zaman karşılığını alamayacağını biliyor," dedi çaresizce, ardından ellerini başına koydu.
Titreyen sesimle, "Kaya biliyor değil mi? Yani Damla'nın sana...aşık olduğunu," dedim, son kelimelerim öyle sessiz çıktı ki, ben bile zor duymuştum kendimi.
Çınar başını sallayarak, "Biliyor," dedi aynı benim gibi sessizlikle. Fakat onun sessizliği, bu derinliği belki de çaresizliğinden geliyordu.
Nasıl bir durumdu ki bu, vehameti herkesin omuzlarına sinmiş onları yavaş yavaş harap etmişti. Çaresizlik ne büyük gamdı? İnsanı kedere sürükleyen yine kendisiydi. Yaşamakta, yaşarken ölmek de ruhunun ellerindeydi. Kaya'nın gözlerindeki aşk Damla'nın ruhuydu belki de. Ve o ruhun Çınar'ın bedenine sıkışmaya çalışmasını izliyordu her gün. En yakın dostu, kardeşi onun sevdiği kadın tarafından seviliyordu. İnsanı öldürmez miydi bu duygu? Öldürmese bile süründürmez miydi? Peki ya Çınar, elinde olmadan sırtına aldığı bu yükle nasıl yaşıyor? Nasıl Kaya'nın karşısında ayakta durabiliyor.
Uzun bir süre sonra sessizliğini bozarak, "Bugün o helikopterde Damla'ya bir şey olabilirdi. Ve ben o zaman Kaya'yı da kaybederdim. Bir an olsun düşünmezdi kafasına sıkmak için, tek bir an durup düşünmezdi," deyince elimi bacağına koyarak, "Damla helikopter kullanmayı nereden biliyor?" diye sorduğumda, "Ben öğrettim..." diye mırıldandı.
"Yirmi altı tane korumanın gözü önünde nasıl binebildi o helikoptere? Bu nasıl bir cesaret."
Çınar ellerini başından indirerek kollarını bacaklarına yasladı. Sırtı kambur bir vaziyette duvara bakarken, "Gizlice binmiştir, zaten benimde hiçbir adamım cesaret edip saçının teline bile dokunamaz," dedi, sitem eder bir şekilde.
Anlayamadığım o kadar şey var ki, sormalı mıydım? Cevap verir miydi? Ya da bu denli bir sorgunun sebebini de o sorgular mıydı?
Çınar'ın elini tutarak, "Damla neden böyle bir evde kalıyor? Yani bu kadar çok koruma neden? Onu kimden koruyorsunuz Çınar?" diye sordum. Geriye yaslanıp iç çekerek, "Misha, anlattıklarımdan başka bir şey bilmeni istemiyorum," dedi.
Kızgın bakışlarla baktım yüzüne sonra da, "Siz o kızı bu evde esir tutuyorsunuz değil mi?" diye sorduğumda hiç beklemeden, "Evet," dedi. Şaşkınlıkla açılan gözlerimi üzerinde gezdirirken, "Çınar sen ciddi misin?" diye sordum. Çünkü böyle söylemesini beklemiyordum, daha mantıklı bir açıklama duymak istiyordum.
"Öyle olması gerekiyor."
Yüksek çıkan sesimle, "Bu nasıl bir açıklama ya? Ne demek öyle olması gerekiyor, siz bir suç işlediğinizin farkında mısınız?" diye bağırdım.
Sayın Zeynep Tufanlı, gerçekten bunu mu sorguluyorsun? Bu adamın bir konağı, içinde bir sürü silahlı koruması, ve belinde silah taşıyan bir arkadaşı var.
Çınar ayağa kalktı bakışları üzerimde gezinirken, "Eve gitmek istiyordun, şoföre haber vereceğim," deyince ben de kalktım ayağa sonra da, "Damla'yı bırakmak istemiyorum," dedim.
Kaşlarını çatıp, "Ne?" dediğinde kollarımı bağlayarak, "Duydun işte, ben Damla'yı bu evde sizinle bırakmak istemiyorum. O'nun yanında olmak istiyorum," dedim.
Çınar gözlerini kapattı dudaklarını birbirine bastırdı ve sonrasında yeniden gözlerini açarak, "Sana anlattığım şeyler için beni pişman etme olur mu Misha? Burada kalmana gerek yok. Beni ya da bizi yanlış tanımaman için yeterince açık konuştum. Damla bu evde korumalar ile kalmak zorunda çünkü hayatı tehlikede, ve bu tehlikenin nedenini sakın sorgulama. Zaten yeterince şey biliyorsun." dedi, onu umursamadan odadan çıktım. Siyah halı ile kaplanmış beyaz merdivenleri indikten sonra salona çıktım. Kaya koktuğa uzanmış, göğsünde yatan Damla ile birlikte uyumuştu fakat Damla'nın gözleri açıktı, öylece uzanıyordu. O kadar tatlı ve masum uzanıyor ki.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romance"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
