"Henüz yatak odanın projesiyle ilgilenmiyorum. Ve fakat ilgilenecek olursam, bu konuda sana mutlaka haber vereceğim."
Karşılık olarak sadece gülümsedi. Bakışlarındaki şehveti görmemek ne mümkündü, fakat kolay teslim olmayacağımı da belli etmem gerekirdi öyle değil mi? Çünkü karşısında kimin oturduğunu bilmeyen ve de kendi aklınca küçük denemeler yapan bir adamın gözlerine bakıyordum şuan.
Masanın üzerindeki kadehini kavrayarak gözlerimin içine bakarken şarabından aldığı bir yudumun sonrasında, "Seninle büyük işler başaracağımıza inanıyorum," demişti, kendine olan büyük güveniyle.
Seni bilmiyorum Çınar Atabey fakat ben Milli İstihbarat Teşkilatı adına büyük işler başaracağımı biliyordum. Kadehimi kaldırarak aynı şekilde bir yudum aldığım şarabımın ardından, "Henüz onay görmemiş bir projenin yatırımcısı da olsam, buna ben de inanıyorum," dedim.
Yemeklerimizi yediğimiz andan sonra cebinden çıkarttığı sigara paketinin içinden aldığı sigarasını dudaklarına götürüp göğüs cebinden aldığı altın rengi zippo çakmağı ile yakınca şaşkınlıkla etrafıma bakındım, kapalı bir alandaydık ve ben kimsenin sigara içtiğini görmedim.
Yüzünü incelerken masaya gelen garsonun bıraktığı gümüş rengindeki küllükten sonra ellerini önünde birleştirerek, "Efendim, viski servisine başlayalım mı?" diye, sordu.
Başını sallayarak, "Olur," dedi, yüzüne bakmaya devam ederken, "Kapalı alanda sigara içmek, işletmeci olsaydım benim pek hoş karşıladığım bir durum olmazdı." dedim, gülümsemesi genişledi önce, sonra da "O zaman iyi ki işletmeci değilsin Misha." dedi, cevapları sinir bozucuydu.
Ardından paketini bana uzatarak, "Denemek ister misin?" diye sordu. Paketin üzerinde yazan 'Black Galleon' yazısına gülümseyip, "İsviçre sigarası," dedim.
Kaşlarını kaldırarak, "Bir tutkunu daha öğrendim, sigara markaları..." dedi naif bir ses tonuyla, başımı sallayarak elinden aldığım paketten bir sigarayı dudaklarıma götürdüm. O sırada masaya viski servisi yapan garsonlardan birisi cebinden çıkarttığı çakmağı yakarak "Buyrun efendim," dedi, ardından sigaramı yaktı.
İki parmağımın arasındaki sigaradan çektiğim derin bir nefesten sonra ağzıma yayılan zehir gibi tat karşısında gülümseyip, "Ağır... Ama mayhoş," dedim, başını salladı.
Sigarasından bir nefes daha aldıktan sonra, "Kapalı alanda sigara içiyorsun, işletmeci olsaydım bunu sorun etmezdim." dedi, yüzüme yerleşen tebessüm ile "O zaman iyi ki sen de işletmeci değilsin, ticarette kötü örnek olarak gösterilirdin." dedim, bir nefesi daha içime çekerken.
Kapıda oluşan bir hareketlilikten sonra birkaç garson kapının önünde hizaya geçerek ellerini önlerinde birleştirdiğinde, biraz sonra açılan kapıdan içeriye giren kişi Kaya Bağdat olmuştu.
Peşindeki üç garson ile birlikte restoranın mutfağına ilerlediğinde Çınar Atabey'e dönerek, "Kaya Bey burada olduğumuzu biliyor mu?" diye sordum, merakla.
Sigarasını gümüş küllüğün üzerinde söndürdükten sonra başını olumsuz anlamda sallayarak, "Hayır," dedi, gülümseyerek "İlginç bir tesadüf," dedim.
Biraz sonra restoranın mutfağından yalnız başına çıktığında bizim masaya doğru ilerleyince göz göze geldik,. Gülümsedi önce sonra da, "Afiyet olsun," dedi.
Uzattığı elini sıkarak, "Teşekkür ederim," dedim. Ardından sandalyeyi göstererek, "Buyrun, sizde bize eşlik edin," dedim.
Çınar Atabey ile göz göze geldiler, Çınar Atabey bakışlarını pencereye çevirip caddeyi izlemeye başladığında Kaya Bey bana bakarak, "İş yemeği mi?" diye sordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romance"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
