Bizi ateş hattında bırakan Çınar umursamaz bir tavırla merdivenleri çıkarken Kaya elindeki silaha bakakalmıştı. Bakışlarımız karşılaşınca yüzündeki ifadeye bir anlam verememiştim. Başımı çevirip Gaza'nın gözlerine baktığımda ise aynı ifadeyi onun gözlerinde görüyor olmak da canımı sıkmıştı. Kaya elindeki silahı kavrayarak yere dönük şekilde tutarken, "Gaza," demişti, ne diyeceğini bilemez bir şekilde cümlesine devam edemezken. Gaza elimdeki elini çekerek, "Kaya, ben buradan Misha'yla beraber çıkacağım." demişti, net bir ifadeyle.
Kaya başını olumsuz anlamda sallayarak, "Hayır Gaza, sen buradan yalnız çıkacaksın." demişti, başka seçeneğinin olmadığını anlatmak ister gibi. Bakışlarıma yerleşen hayal kırıklığı ile, "Yalnız çıkmazsa ne olacak Kaya, vuracak mısın beni?" demiştim, vereceği cevaptan korkarak. Kaya az önce Çınar'ın vurmuş olduğu heykel parçasına bakarak, "Misha, bu senin anlayabileceğin bir şey değil." demişti, kendini açıklamak yerine konuyu kapatmak ister gibiydi.
Birkaç adım atarak tam karşısında durduğum anda başını kaldırarak gözlerime baktığı an, "Anlayabileceğim şekilde konuş o zaman. Söylesene, eğer bu kapıdan Gaza ile çıkarsam beni vuracak mısın?" diye sordum, ısrarla.
Kaya gözlerine yerleşen çaresiz ifadeyle başını yavaşça sallayarak, "Çınar bana bir seçenek sunmadı. Bu kapıdan beraber çıkarsanız seni vurmamı emretti. Onun emirlerine karşı gelmem mümkün değil." dedi, kendini açıklayarak.
Dolduğunu hissettiğim gözlerimle yüzüne bakmaya devam ederken, "Onun emirlerine karşı gelemezsin ama beni yok sayabilirsin. Öyle mi?" diye, sordum öfkeyle. Kaya başını iki yana sallayarak, "Meseleyi içselleştiriyorsun. Ortada Çınar'ın verdiği bir emir var. Ona karşı gelecek değilim. Çünkü bunu ben yapmasam kapıdaki itleri yapacak." dedi, hırsla.
Yüzündeki buruk ifade ile gülümserken başımı sallayarak, "Bırak o zaman, kapıdaki itleri yapsın." dedim. Arkamı dönerek Gaza'nın kolunu tuttuğumda, "Gidiyoruz." demiştim. Fakat Kaya öyle bir, "GAZA!" diye bağırdı ki, Gaza olduğu yerden hareket dahi etmedi.
Kaya sert adımlarla yanımıza gelerek tam Gaza'nın karşısında durdu. Onun yüzüne bakarken, "Yapma Gaza, Misha'yı vurmama sebep olma. Bu kapıdan yalnız çık." dedi, sakince konuşarak.
Gaza yüzüme baktıktan sonra dönüp Kaya'nın gözlerine baktığında Kaya yeniden söze girerek, "Çınar'ın verdiği emre karşı gelmeyeceğimi, bu kapıdan ikinizin çıktığı anda Misha'yı vurmak zorunda kalacağımı biliyorsun. Eğer beni düşünmüyorsan Misha'yı düşün. Sizin aptal inadınız yüzünden istemediğim bir şeyi yapmak istemiyorum. Anla beni, lütfen." dedi, sanki yalvarır gibi.
Gaza derin bir nefes alarak başını salladı. Sonra da yanıma gelerek, "Misha, bana kızma olur mu?" dedi, naif bir ses tonuyla. Sinirli bir şekilde gözlerine bakarak, "Gerçekten bensiz mi gideceksin?" diye sordum, öfkeyle. Gaza iki elini omuzlarıma yerleştirerek, "Çınar'ın emri olduğu için değil, Kaya'nın seni vurmasını istemediğim için yapıyorum bunu." dedi, açıklama yapar gibi.
Omuzlarımı silktikten sonra, "Vurulmak umrumda bile değil Gaza, ben Çınar'a boyun eğmek istemiyorum. Ya bu kapıdan benimle beraber çıkarsın ya da birdaha asla karşıma çıkmazsın." dedim, her şeye kafa tutarak.
Kaya sinirli bir şekilde yanıma gelerek sert bir hamle ile kolumu tuttuktan sonra beni kendine çevirerek, "Amına koyayım, ölmek mi istiyorsun?" diye, bağırdı var gücüyle. Kolumu elleri arasından çekerek, "Bu sefer olmayacak Kaya, bu sefer o Çınar denen adamın dediği olmayacak. Sen onun emirlerine göre yaşıyor olabilirsin ama ben onun emirlerine göre yaşamayacağım." dedim, tıpkı onun gibi bağırarak.
Kaya başını sağ tarafa yatırıp burnundan soluyarak, "Çınar'a boyun eğmemek için benim de Gaza'nın da başını yakacaksın. Gaza ile bu kapıdan çıktığında seni vurmazsam, Gaza'yı vuracaklar. Neyini anlamıyorsun?" diye bağırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romantizm"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
