Ciddiyetimi belli etmek isteyen bir tavırla bakıyordum Kaya'nın gözlerine, o ise bulunduğu durumu nasıl kurtaracağını düşünüyor gibiydi. Oysa, ne kadar inatçı olduğumu ve itiraf etmekten çekindiği şeyi öğrenmek için her şeyi yapacağımı bilmiyordu. Telefonumun rehberinden Çınar'ı bulup aramaya basacağım anda elimi tutarak, "Tamam dur, söyleyeceğim, dur!" demişti, sesinde kendini belli eden çaresizlikle. Telefonun ekranını kapatarak masaya bıraktıktan sonra büyük bir merakla, "Seni dinliyorum," demiştim. Kaya alt dudağını ısırarak bakarken Gaza'nın gözlerine, ondan bir çare bulmasını bekliyor gibiydi. Ve fakat anlayamıyordum bu kadar önemli olan şeyi, ne olabilirdi ki?
Gözlerimi kısarak bakarken yüzüne, "Yok, sen söylemeyeceksin galiba. Oyalıyorsun beni." dedim, sinirli bir uyarı yaparken. Kaya Gaza'nın yüzüne bakarken, "Çınar benim bunu söylediğimi duyduğu an beni yeryüzünden silecek." dedi, iç çekerek.
Kendimi tutamayıp attığım bir kahkahadan sonra Gaza'ya bakmıştım. O da gülerek Kaya'nın yüzüne bakarken, "Tutamıyorsun dilini, sonra da Çınar beni neden affetmiyor diye sızlanıyorsun." dedi, bu tavrına sitem ederek.
Kaya bana dönüp yüzüme bakarken, "Misha, eğer sana anlattıklarımdan bir kelime dahi duyarsam Çınar'dan, hayatım boyunca affetmem seni." dedi, net bir üslupla. Bende başımı sallayarak, "Söz veriyorum, ona hiçbir şey söylemeyeceğim." dedim, güven veren bir sesle.
Kaya Gaza'nın gözlerine baktıktan sonra benim gözlerime bakarak, "Senin vurulduğun gün Çınar suçlu bulduğu herkesi bir yerlere kapattı. Beni de Zetra'daki depoya kapatmıştı biliyorsun. O sırada 'Karadağ Fixer' operasyonu yapmış. Operasyon bitince benim yanıma geldi. Baya boğuştuk, kavga falan ettik. Sonra beni arabasına bindirerek evime götürdü. Bir türlü hırsını alamıyordu benden, orada da kavga ettik. Sürekli 'Misha senin yüzünden vuruldu' diyordu. Ya da 'Misha ölebilirdi' diye üzerime saldırıyordu." dedi, derin bir nefes alarak.
Yüzüne bakmaya devam ederken başımı sallayarak, "Biliyorum, sarhoş olduğun gece bunları anlatmıştın," dedim, asıl konuya gelmesi gerektiğini belirterek.
Kaya yeniden Gaza'nın gözlerine baktıktan sonra bana dönerek, "O arbedenin içinde bende Çınar'a vurdum. Daha çok hırslandı. Sürekli senden bahsettiği için kızmıştım ona, çünkü vurulan sen olsan da hedef Damla'ydı ve bende bunu hazmedemiyordum. Senden her bahsettiğinde bende ona vuruyordum. Tutamadım işte kendimi, bu seferde 'Misha'ya karşı hislerin var' demeye başladım. Bunu duydukça daha çok gerildi. İnkar etmesi de beni geriyordu. Ben 'Damla' dedikçe o 'Misha' demeye devam etti. Çünkü benim için sinir bozucu bir durumdu. Asıl düşünmesi gereken kişi Damla'ydı, onun bir suikaste uğradığını bilmesine rağmen sen diye diretmesinin altında başka bir anlam vardı. Ben kurcaladıkça elimiz yüzümüz kan içinde kaldı. Ona 'Misha'dan hoşlanıyorsun' dediğimde silahını çıkartıp beni öldüreceğini söyledi. Bende, 'Bu kadar tepki veriyorsan kesinlikle hoşlanıyorsun' dedim, çünkü kabul etmemesi beni doğruluyordu." dediğinde, nefesimi tutma ihtiyacı hissettim.
Kaya ara vermeden devam ederken sözlerine, "Eğer sessiz kalsaydı bu kadar tepki vermez ve üzerine gitmezdim. Tepkileri artmaya başladı. Biz en son böyle bir konu konuştuğumuzda Lena vardı hayatında, inkar edip saldırganlaşıyordu çünkü ona göre bir kadını sevmek kendisinde zayiat oluşturmaktı. Bir kadını sevebilme düşüncesi bile çıldırtıyordu onu, bunun farkındaydı. Ağzıma gelen her şeyi söyledim. Senden etkilendiğini, hoşlandığını, senin vurulmanın onda yarattığı depremi söyledim. Konu Lena'ya geldi. Ona, onu en son 'Lena' için bu hâlde gördüğümü de söyledim. Öfkesi arttı, artık sadece bana vurmuyordu. Sağa sola vurmaya, evdeki her şeyi yıkıp dökmeye başlamıştı. Onu durdurmak için sustum, bir süre ağzımı açmadım. Yanında sesli nefes bile almadım çünkü benden de nefret etmeye başlayacaktı. Sakinleşmesini bekledim. Bir süre sonra 'Misha orada yatıyorken ben neden buradayım amına koyayım' demeye başladı. Kendi kendine konuşuyordu. Biraz durduktan sonra bu sefer de 'Ben neden Misha için korkuyorum' deyince artık anlamıştım yani, mesele hoşlanmak değildi. Bambaşka bir duygu yaşıyordu." dedi, üzüntülü bir ses tonuyla.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romantizm"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
