Hıçkırarak ağlamaya başladığım o an Kaya'nın kollarında bulurken kendimi, bunun bir teselli değilde veda sarılması olduğunun farkında olmak bütün benliğimi yok ediyordu. Kollarımı beline sarmış başımı boynuna gömmüş bir hâlde henüz iki buçuk aydır tanıdığım adamın benden gidecek olmasını kabullenemiyordum. Öyle ki tabiri caizse yalvaracak bir ses tonunda, "Gidemezsin." diye, haykırıyordum kollarında. Sağ elini saçıma yerleştirmiş sanki bir kardeş şefkatiyla okşarken başımı, "Yapma Misha, ağlama. Nereye gidersem gideyim ulaşabileceksin bana. Ne zaman ararsan açacağım telefonunu." dedi, bir teselli verir gibi. Başımı göğsünden kaldırıp yüzüne bakarken, "Telefondan çorba yapamazsın Kaya. Telefondan menemen yapamazsın. Telefondan sarılamazsın ki bana." dedi, şikayet eder gibi.
Gülümseyerek alnıma bıraktığı öpücükten sonra, "Biliyor musun ben kimsenin sevgisini bu kadar çok hissetmedim. Tamam Damla da ağladı benim için, ya da İrem... Ama şimdi bir karşılaştırma yapacak olursam kimse senin kadar samimi dökmemiş gözyaşlarını. İrem onu mutlu ettiğim için katlanıyordu bana. Damla ona duyduğum aşka vermediği karşılık için vicdanından ağlıyordu. Sen öyle değilsin. Şu kısacık zamanda çok sevdirdin kendini çekirge." dedi, gururla bakarak bana.
Başımı hızlı hızlı iki yana sallarken, "Gitmeni istemiyorum." dedim, ona kızarken. Derin bir nefes alarak kollarını benden ayırdıktan sonra, "Biletimi aldım. Kararım da kesin. Gideceğim." dedi, ciddi olduğunu anlatmak ister gibi.
"İzin vermiyorum."
"Çekirge, kavga mı edelim istiyorsun? Ben istemiyorum."
"Gidersen, küserim."
"Küsemezsin."
"Hayır küserim, gerçekten küserim. Bir daha hiç konuşmam seninle."
"Kıyamazsın sen bana."
"İnanmıyor musun bana? Eğer beni burada yalnız başıma bırakıp gidersen küserim Kaya. Bir daha asla bakmam yüzüne."
Kaya derin bir nefes alarak beni arkasında bıraktıktan sonra eve girdiğinde bende peşinden gitmiştim. Yatak odasına çıkıp hazırladığı bavulunu ve yatağın üzerindeki telefonuyla pasaportunu aldığında gözümden kayıp giden yaşları dahi umursamıyordu.
Yanıma gelerek yüzüme bakarken, "Uçağım iki saat sonra. İndiğimde ararım seni." dedi, ciddi bir tavırla.
"Beni umursamıyorsun peki ya Damla? Gideceğini ona söylemedin. Onunla vedalaşmadın bile."
Kaya başını iki yana sallayarak, "Beni görmeyen birine veda etmek bana yakışmaz. Boşver... Zamanında kıymetimi bilseydi." dedi, söylediklerine tezat gülümseyerek.
Elimin tersiyle silerken yanaklarımı, "Sen Damla'yı çok seviyorsun. Sen onun için herkesi karşına alırsın. Herkesi öldürürsün. Kendin söyledin, babam bile olsa vururum dedin. Hani söz vermiştin Çınar'a? Hani sen hayatta olduğun sürece Damla'da yaşayacaktı? Sen Çınar değilsin. Sen verdiğin sözleri tutarsın. Gidemezsin Kaya." dedim, ağlamaya devam ederken.
Kaya derin bir nefes alarak, "Yapma Misha, o kadar da büyütmeyelim bunu. Tamam çok seviyoruz birbirimizi, ama yıllardır da hayatında değilim sonuçta. Damla bile ağlamazdı bu kadar. Sil gözyaşlarını, toparlan ve evine dön." dedi, yeniden başıma bir öpücük bırakarak.
Yatak odasından çıktığında ne yapacağımı bilemedim. Önüne geçip durdurmaya çalışsam da buna gücümün yetmeyeceğini biliyordum. Öyle bir kafaya koymuş ki gitmeyi, o yolda onu döndürebilecek kişi ben değildim. Sokak kapısının kapanma sesini duyduğumda çok geçmeden gaza yüklendiği arabanın sesinide duymuştum. Neden ölüme gittiğini hissediyordum? Çünkü İran'a gidiyordu. Babasının onu sevmediği, kovduğu topraklara gidiyordu. Burada köpek yerine koyulmadığını düşünürken orada mutlu olabilir miydi sanki? Oturduğum yerden kalkarak ayağa fırladım. Telefonumu bulmam gerekiyordu fakat telefonumu en son elime ne zaman aldığımı bile hatırlamıyordum. Salona inip bakabileceğim her yere baktım ama yoktu. Aklıma gelen şey ile evden çıkıp arabama koştum. Arabaya bindiğimde sağa sola bakarken telefonumu yan koltuğun altındaki yerde, boşlukta buldum. Telefonu elime aldığımda Çınar'ı aradım fakat ulaşılamıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romansa"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
