Araladığım gözlerimi etrafta gezdirerek nerede olduğumu anlamaya çalışırken Tarabya'daki konağa ait odalardan birinde olduğumu anlamıştım. Odanın karanlığını aydınlatan tek ışık sol tarafımdaki komodinin üzerinde duran abajurdu. Ensem de ve başımda hissettiğim ağrı gözlerimin yanmasına sebep oluyordu. Gözüm konsolun üzerindeki saate takıldığında ise saatin 23:47 olduğunu görmüş, şaşkınlıkla aralamıştım dudaklarımı. Odanın kapısı yavaşça aralandığında bakışlarım oraya kayarken, içeriye giren kişi Çınar'dı. Elinde bir tepsi vardı. Başını kaldırdığı an da göz göze gelmiştik, ve yüzüne sıcak bir gülümseme yerleşmişti. Hızlı adımlarla yanıma ulaşırken tepsiyi komodinin üzerine bırakarak, "Uyanmışsın." dedikten hemen sonra da yanımdaki boşluğa oturmuştu.
Başımın ağrısından çatılan kaşalarımı umursamadan, "Çınar." demiştim, kısık bir ses tonuyla. Ardından derin bir nefes alıp gücümü toparlayarak, "Ben..." demiştim, fakat cümlemi yarıda kesmeme sebep olan şey başımdaki ağrının ensemde yoğunlaşmasıydı.
Çınar eğilip alnıma bıraktığı öpücükten sonra, "Yorma kendini, narkozun etkisi devam ediyor." demişti, yumuşak bir ses tonuyla.
"Ne zamandır uyuyorum?"
"Dün sabaha karşı küçük bir operasyon geçirdin. Ecmel ağrın olacağını söylediği için uyutmak zorunda kaldı."
Bakışlarımı yüzünde gezdirmeye devam ederken, "Artemis, beni vurdu." demiştim, acı içinde ona bakarken. Yüzüne yerleşen mahçup bir ifadeyle cevap dahi verememiş sadece başını eğmişti. O an aklıma gelen bambaşka bir şey ise, onun yüzündeki acıdan çok daha fazlasını benim yüzüme yerleştirmişti.
Binbir güçlükle konuşurken, "Bebek düşürdüm." dedim, fısıltı gibi bir ses tonuyla. Çınar başını kaldırarak gözlerimin içine baktığında gördüğüm hüzün ile bana denk olmasa da onun da acı içinde olduğunu gördüm. Sağ elini yüzüme yerleştirerek yanağımı okşarken, "Misha, hayatımda ilk kez ne söylemem gerektiğini bilmediğim bir noktayım." dedi, boğuk çıkan ses tonuyla. Yutkundu.
Yeniden sözlerine devam ederken, "Özür dilerim, yaşadığımız bu acıya sebep olduğum her neden için özür dilerim." dedi, konuşurken kıvranıyor gibi bir haldeydi.
Gözlerimden süzülen yaşlar yastık ile buluşurken, "Bebeğimi Artemis mi düşürdü?" diye, sordum titreyen ses tonumla. Çınar başını iki yana sallayarak, "Artemis seni omzundan vurdu. Ecmel bunun vajinal kanamaya sebep olacak bir durum olmadığını söyledi. Kan testinde yüksek miktarda alkol tespit etti. Ayrıca Tünel'deki toplantıda oturduğun koltukta kan izleri bulundu. Yani kanama, Artemis seni vurmadan önce başlamış. Düşük sen vurulmadan önce olmuş." dedi, konuşurken sürekli olarak duraklamıştı.
Yeşil gözleri benim siyah gözlerim ile buluşurken, "Senin yüzünden oldu." dedim, dudağımdan kaçan hıçkırığa engel olamazken. Acı içinde ağlamaya başladığımda yanağımın üzerinde kaskatı kesilen elini ittim. Ağlamam daha sesli bir hâl alırken Çınar çaresizce, "Misha." demişti, ne söyleyeceğini bilemez bir vaziyette.
Yataktan doğrulmaya çalıştığımda kolumdaki acıyla inlediğimde Çınar telaşlı bir ses tonuyla, "Misha yapma." demişti, bana engel olmaya çalışırken. Fakat niyetimde onu dinlemek yoktu. Sağ kolumdaki damar yolu kataterini söküp fırlattıktan sonra ayağa kalktığımda üzerimde sadece saten bir gecelik vardı, ki bu gecelik muhtemelen Damla'ya aitti.
Yürümek için adım attığımda dönen başımla yeniden yatağa oturmak zorunda kaldığımda Çınar koşarak yanıma gelmiş ve ellerimi tutmaya çalışmıştı fakat ellerini iterek, "Dokunma!" demiştim, yüksek çıkan sesimle. Omzumdaki dikişten midir bilmem, sağ kolum öylece çok acıyordu ki acısına dayanamaz hâldeydim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romantizm"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
