Salonda oluşan sessizlik korkutmuyordu beni, Kaya'nın sessizliği korkutuyordu. Yakası Çınar'ın elleri arasında bir şey söyleyemeden öylece duruyor oluşu bir açıklama yapamayacağı içindi. Eğer doğruyu söylerse daha bir saat önce barışmış olmalarını dahi umursamayacaktı Çınar, belki Kaya'yı çok daha fazla kıracaktı. Buna izin veremezdim. Kardeşim demişti o bana, kardeşler birbirlerini korurdu. Bundan güç alarak ayağa kalktığımda hızlı adımlarla Çınar'ın ellerini Kaya'nın yakasından çekerek, "Benim yüzümden." dedim, savunma hâline geçerek. Kaya şaşkınlıkla bakarken bana, Çınar çattığı kaşları ile bana dönerek, "Senin yüzünden olan ne?" dedi, sert bir üslupla.
Derin bir nefes alarak, "Ben dün gece çok içtim. Çok sarhoştum. Kaya'nın kapısına dayanmışım. Eve almış beni ilgilenmiş işte benimle hatırlamıyorum bile. Beni kendi odasında misafir etmişti. Açık bir kasa gördüm. O sarhoşlukla n'aptığımı ve neden yaptığımı bilmiyordum. Kurcalamaya başladım. Kaya kızdı bana. Sonra kasadaki her şeyi alıp başka bir yere götürdü. Dokunmamam gerekiyormuş. Kanat disk deyince geldi aklıma. Sanırım benim kurcaladığım şeyler arasında disk falan da vardı. Yani ben öyle anımsıyorum." dedim, arka arkaya yalan sıralarken.
Çınar beni kenara çekerek yeniden Kaya'ya döndüğünde, "Kasa neden açıktı?" diye, sorguladı yeniden. Adam Sherlock Holmes gibi, hiçbir cevaptan tatmin olmuyor ve sürekli sorguluyor.
Kaya dudaklarını 'bilmem' der gibi büzdükten sonra, "Hatırlamıyorum, içinden bir şey almışımdır. Sonra da açık unutmuşumdur." dedi, rahat tavrıyla.
Çınar sorgulayıcı bakışlarla Kaya'ya bakarken telefondaki Kanat, "O diski yerine koyun amına koyayım. Vericinin üzerinde kalması gerekiyor, yoksa sinyal takibini yapamam." dedi, emir veren bir ses tonuyla. Kaya başını sallayarak, "Benim eve geçmem gerekiyor zaten, gider gitmez yerleştiririm." dedi, sakin bir tavırla.
Çınar elindeki telefonun aramasını sonlandırarak bana uzattıktan sonra Kaya'ya dönerek, "Hadi hemen git, diski yerine yerleştir." dedi, emir verir gibi. Kaya da başını sallayarak, "Tamam," dedi, onu onaylayarak. Ardından Kaya bana dönerek, "Sende gelsene benimle." dedi, gözlerime bakarak.
Kaya'nın yüzüne bakarken, "Neden?" dedim, hemen kabul edip dikkatleri çekmemek için. Kaya söze girerek, "Çınar yoldan geldiği için dinlenecektir. Şu Müge'nin doğum günü organizasyonunu bugün halledelim de yarın ki kurul toplantısına bende katılırım. Yardım edersin işte bana." dedi, mantıklı bir açıklama yaparken.
Ağzımı açıp bir şey diyeceğim sırada Çınar şaşkınlıkla Kaya'ya bakarken, "Kurul toplantısına mı katılacaksın? Bak korkutuyorsun beni, hastaysan söyle doktora götüreyim." dedi, alay eder gibi.
Kaya yüzüne yerleştirdiği samimiyetsiz bir gülümseme yollarken Çınar'a, "Sana da iyilik yaramıyor anasını satayım." dedi, sitem ederek. Sonra da bana dönerek, "Geliyor musun?" dedi, sorgular şekilde.
Ona bakarken başımı sallayarak, "Gelirim. Bu arada benim arabamda Beyoğlu'ndaki rezidansın orada kaldı. Dönüşte arabamı da almış olurum." dedim, gülümseyerek.
Kaya başını sallayarak konağın çıkışına yürürken bende peşinden gidecektim ki Çınar bileğimden yavaşça tuttuğunda ona dönmek zorunda kaldım. Gözlerine baktığımda ise, "Akşam evde mi olacaksın?" diye, sordu merakla. Ses tonuda yumuşacık çıkmıştı.
Başımı olumlu anlamda sallayarak, "Evet." demiştim, aynı şekilde yumuşak konuşarak.
Dudaklarını birbirine bastırdıktan sonra, "Akşam yemeği için sana gelebilir miyim?" dedi, nazik bir söylemle.
"Bilmem, gelebilir misin?"
Başını sallayarak, "Kabul edersen, gelebilirim." dedi, gülümseyerek. Alt dudağımı ısırdığım sırada Kaya geri dönerek, "Kızım hadi ya, işim gücüm var benim. Fingirdemenin sırası mı?" diye, konuştu azarlar gibi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ŞANS OYUNU (+18)
Romantizm"Tilki gibi dostun olacağına, aslan gibi düşmanın olsun." derdi, Örgüt'ün lideri Kerem Karadağ. Bir istihbaratçı ile bir teröristin aşk hikâyesidir.
