26. Perde

254 21 50
                                        


Duyduğum ismin bende oluşturduğu yıkımı tarif bile edemezdim. Bir gece yazdığı bir not ile beni arkasında bırakan adamın yatağına gittiği kız yüzünden vuruluşumu ne hazmedebiliyor ne de hissettiğim bu tarifsiz acıyı anlatabiliyordum. Benim vuruluşum bir yana, hedefinin Damla olduğunu biliyor olmakta uçuklatıyordu dudağımı. Aldığım derin bile yetmemişti akciğerlerimin havayla dolmasına. Beynim ve vücudumun her bir yeri uyuşuyordu. Kaldığım uzun süre sessizliği Damla'nın, "Misha," deyişi bölmüştü. Kendimi toparlamaya çalışırken, "Nasıl öğrendiniz?" diye, sordum büyük bir endişeyle.

Damla da derin bir nefes alarak, "Karadağ'ın Midyat içerisine yerleştirdiği bir adamımız var. Gülce bu suikast için Midyatlılar'dan yardım almış. Biliyorsun Kerem Karadağ yer altında ve üstünde bu suikasti düzenleyen adamın peşindeydi. Bizim yerleştirdiğimiz adamın bu suikastten haberi olunca Kaya'yı aramış. Hainin 'Gülce Ulukan' olduğunu söylemiş. Kaya da direkt buraya geldi. Az önce operasyon kararı verildi. Gülce'nin evi abluka altında, sabaha karşı yakalanacak ve Zetra'ya götürülecek." dedi, büyük bir öfkeyle.

Gülce'nin böyle bir cesaret gösterisi yapmasının sebebini düşünürken, "Gülce ile aranda bir sorun mu vardı? Yani, sonuçta hedefi sendin." dedim, merakla sorarken.

"Gülce'nin sorunu benimle değil, Çınar'ın etrafında olan bütün kadınlarla. Çınar'a fazlasıyla takıntılı. Aslında en başından Gülce'yi de düşünmeliydik suikasti düzenleyenler arasında. Neyse ki haberimiz oldu, sabah karşı yakalanacak."

Daha fazla konuşamayacağımı düşünüp kapatmak isteyeceğim sırada Damla, "Olan Gaza'ya olacak." dedi, sitemkar bir şekilde. Çatılan kaşlarımla birlikte, "Gaza ne ilgisi var?" diye, sordum şaşırarak.

"Gülce Gaza'nın kuzeni, Çınar Gülce'yi infaz ettiğinde Gaza için büyük bir yıkım olacaktır. Çınar için ben neysem, Gaza içinde Gülce o'dur."

Damla'nın söylediği şeyden sonra Çınar'ın telefonundaki mesajları okuduğum gece geldi gözlerimin önüne. Rehberine 'Gülce Ulukan' diye kayıtlıydı. Demek kuzenlermiş. Damla'nın da dediği gibi, Gaza gerçekten 'büyük bir yıkım' yaşacaktı.

Telefonu kapattığımızda yatağa uzanarak boş gözlerle tavana bakmaya başladığımda iç çektim. Gaza'nın üzülmesini istemiyordum. Fakat Gülce'nin yaşamasını da istemiyordum. Hedef aldığı kişi Damla'ydı. Damla'yı korumaya aldığımda gözünü kırpmadan benim de vurulmamı isteyen de Gülce'ydi. Beynimdeki düşünceler ile daha fazla mücadele edemedim. Ve kendimi uykuya teslim etmek istedim.

Telefonumun melodisiyle aralayınca gözlerimi, sabah olduğunu fark etmiştim. Telefonumu komodinde göremeyince yatağın içinde çaldığını anlayınca doğrularak telefonumu aramaya başladım. Ayak ucuma kadar sürüklenen telefonu bulduğumda Gaza'nın arıyor oluşunu gördüm.

"Efendim?"

"Bende Misha hanım uyanmıştır bizim için kahvaltı servisi açtırmıştır diyordum. Yazık oldu benim güzel hayallerime."

Burukça gülümseyerek, "Çok uyuyorum değil mi?" demiştim, kendime olan sistemimle. Gaza küçük bir kahkaha atarak, "Sanırım ben çok az uyuyorum." dedi, o da kendine sitem ederek.

"Neredesin?"

"Restorana geçiyorum."

"Hazırlanıp geliyorum."

"Tamam, bende kahvaltı siparişi veriyorum."

"Olur."

Yataktan çıkarak banyoya gittiğimde ılık bir duş aldım. Saçlarımı kurutarak odaya döndüğümde dolabın başına geçtim. Altıma lacivert İspanyol pantolon üzerine de dantel yakalı dar ve yarım bir gömlek giyindim. Kırmızı ince topuklu ayakkabılar giyindim. Saçlarımı da at kuyruğu yapmıştım. Çantamı ve telefonumu alarak çıktım odadan. Dün sabah kahvaltı yaptığımız restorana geldiğimde Gaza kahvaltı masasını hazırlatmıştı.

ŞANS OYUNU (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin