50. Perde

360 27 46
                                        


Yüzüme yerleşen muzip gülümsemeye engel olamazken, "Bu bir evlilik teklifi miydi?" diye, sorarken bulmuştum kendimi. Aynı muzip gülümsemeyi kendi yüzüne yerleştirirken, "Hayır." dedi, yüzümün asılmasına sebep olurken.

Kaşlarımı çatarak bakarken, "Sen evlensene ya benimle dedin, evet öyle dedin." diye, söylendim. Başını geriye yatırarak attığı küçük bir kahkahanın ardından ellerimi tutarken, "Karşında Çınar Atabey yok, Kerem Karadağ var. Sevdiği kadına yapacağı teklif bu kadar basit olmamalı, sevdiği kadın da bu kadar basit bir teklifi kabul etmemeli." dedi, göz kırparak.

Ellerimi ellerinden çekerek, "Zaten, basit bir teklif olmasaydı da kabul etmezdim." dedim, ellerimle saçlarımı savurarak. Attığı kahkahayı duymazdan gelerek yanından geçip bahçıvan odasının önüne geldiğimde Kanat ve Kaya, Ecmel ile Damla'yı izleyip kahkaha atıyordu.

Elimi kaldırıp cama tıkladıktan sonra, "Siz n'apıyorsunuz orada? Çıksanıza." demiştim, tuhaf bir bakış atarak.

Kaya omuzlarını silkerek, "Çıkalım da Çınar'a domalalım değil mi?" dediğinde Kanat araya girerek, "İyiyiz biz böyle." dediğinde, gözlerimi devirdim. Bahçenin diğer ucuna ilerlediğimde Başak ve Artemis telefondan bir şeye bakarken Ecmel de Damla'yı omzuna almış bahçenin ortasında gezinirken, "Ben sana uslu dur demedim mi?" diye, kızıyordu. İkisinin bu hâli kahkaha atmama sebep olmuştu.

Başak ve Artemis'in yanına ilerleyerek, "Kızlar, ben diyorum ki... Mutfağa geçeyim, bize şöyle güzel bir akşam yemeği hazırlayayım. Sonra diğerlerini de ararız, hep birlikte yemek yeriz." dedim, tatlı bir tebessüm ile.

Çınar yanımıza gelerek, "Duş almam gerekiyor." dedikten sonra, cevap vermemi beklemeden eve girmişti. Başak başını kaldırarak, "Yorma kendini dışardan söyleriz bir şeyler." dedi, gülümseyip.

Başımı olumsuz anlamda sallayarak, "Yok, canım ev yemeği istiyor. Hallederim ben." dedim. Artemis başını sallayarak, "Nasıl istersen canım, sen ne pişireceğine karar ver. Yardıma geliriz bizde." demişti, yumuşak bir ses tonuyla.

Başımı salladıktan sonra, "Tamam." dedim. Ardından arkamı dönerek, "Ecmel." dediğimde omzundaki Damla ile dönüp bana baktığında, "Sana Çınar'ın kıyafetlerinden ayarlayayım, sende duş al. Hasta olacaksın." demiştim.

Ecmel başını sallayarak, "Çınar çıksın da, alırım. Ayrıca kıyafete gerek yok arabamdaki spor çantasında kıyafet var." dedi, göz kırparak.

Başımı sallayarak eve girdikten sonra merdivenleri çıkarak yatak odasına geldiğimde dolabımı açtım. Çınar'ın burada kalan eşofman altını ve beyaz tişörtünü yatağa bıraktığım sırada odanın kapısı açıldı. Çınar belindeki havlu ile yanıma gelirken, "Bende kıyafet soracaktım." demişti, gülümseyip.

Bir şey söylemeyip odadan çıkacağım sırada koluma dikkat ederek elimi tuttuğunda durup ona döndüm. Gözlerine bakarken aramızdaki mesafeyi kapatarak iki eliyle belimi kavradı. Dudaklarıma yumuşak bir öpücük bıraktıktan sonra, "Ne zaman konuşacağız?" demişti, kısık bir ses ile.

"Bilmiyorum."

İhtiras dolu ses tonuyla, "Misha." dediğinde, "Efendim." demiştim, onun gibi kısık konuşurken. Elini kaldırıp saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdıktan sonra, "Gitmeni istemiyorum." demişti, burnuma da bir öpücük bırakarak.

Derin bir iç çekerek, "Bunları konuşmak için zamana ihtiyacım var, kendimi hazır hissetmiyorum. Lütfen." dedim, yeşil gözlerine bakarak.

Çınar başını sallayarak, "Merak etme, bu konuda üzerine gelmeyeceğim. Sen ne zaman hazır olursan, o zaman konuşacağız." dedi, tebessüm ederek.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 13 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

ŞANS OYUNU (+18)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin