"Burada daha ne kadar kalacağım?" Jennifer, yattığı yerde söylenmeye ve kıpırdanmaya başlamıştı bile. Burada olmak onu rahatsız ediyor ve bir şekilde tedirgin olmasına sebep oluyordu. Ah, lanet olasıca hastaneler neden bu kadar rahatsız ediciydi ki?
"Birkaç dakika sonra çıkacağız sevgilim. Ama sen, evde yatmaya devam edeceksin. Yoksa başka planların mı vardı?" Alec, kocaman bir sırıtışla ona dönmüş ve moralini bozmuştu. Bütün gün evde yatabileceğini düşünmüyordu kadın. Daha doğrusu düşünmek istemiyordu.
"Ben.. Daha fazla yatmak istemiyorum!" Mızmız çocuklar gibi başını sallayan Jennifer, adamı eğlendiriyordu.
"Üzgünüm, birkaç gün daha yatakla vakit geçireceksin." Alec, onu sinirlendirmeyi seviyordu. Onu kaybettiğini sandığında, o kadar kötü olmuştu ki, şimdi onu gözünden ayırmak istemiyordu. Bu yüzden doktorla konuşmuş ve kadını evde tutmak için ne söylemesi gerekiyorsa, onları söyletmişti. Aslında buna konuşma denemezdi. Tam olarak "Eğer Jennifer'a birkaç gün daha ayağa kalkmamasını söylemeyip, iyileştiğini söylersen seni öldürürüm." Demişti. Bu sayede doktor ikna olmuş ve Jennifer'a birkaç gün daha yatması ve hiç kıpırdamaması gerektiğini söylemişti.
"Peki, o kadar sürede ne yapacağım?" Jennifer, artık kendi kendine konuşur gibiydi. Ellerine bakıyor ve açıkça ne yapacağını düşünüyordu. Alec, onun bu duruşuna daha fazla dayanamadı ve yanına gidip oturdu. Kolunu onun boynuna dolayarak konuşmaya başladı.
"Sanırım, sana film getirebilirim." Jennifer, ona dönüp soğuk bir bakış attıktan sonra tekrar eski haline döndü. "Birlikte izleyebiliriz." Kadın, bu sözle direk başını kaldırmıştı. Gözleri parlıyordu. Hatta yüzünde bir gülümseme oluşmuştu.
"Bu olabilir." Derken sırıtan Jennifer'ın aklına, 'birlikte' kısmı takılmıştı. Demek ki Alec, yanında olacaktı.
"Bu kadar kolay pes edeceğini düşünmemiştim, güzel bayan." Alec ona bir öpücük vermek için eğildiğinde, Paul her zaman ki kötü zamanlamasıyla odaya girdi.
"Ah,pardon!" Tam çıkmak üzereyken, sarmaş dolay yatakta oturan çift gülmeye başladı. Paul ise utangaç bir şekilde başını onlara çevirip gülmeye başladı.
"Çıkabileceğimizi söylemek için gelmiştim." Paul'un lafıyla, Alec kadını kucağına almış ve kapıya yönelmişti. Birlikte eğlenceli bir araba yolculuğundan sonra eve varmışlardı. Jennifer, arabadan inmek için adım atarken Alec onu yakalamış ve eve taşımaya başlamıştı.
"Yürüyebilirdim, seni kaba adam."
"Yürümeyeceksin, güzel bayan." Alec ve Jennifer birbirlerine lakaplar takarak bir süre daha eğlenmiş ve eve girmişlerdi.
"Bir şeyler yemek isteyen? Kendime bir pizza söyleyeceğim. Ya siz?" Paul, onlara elinde telefonla bakıyordu.
"Bize de söyleyebilirsin, Paul." Alec, Jennifer'dan onay aldıktan sonra konuştu ve başını salladı. Paul yemekleri söylerken, Alec kadını koltuğa yatırmış, üzerine ince bir örtü örtüyordu.
"Bundan sonra burayı benimsesen iyi edersin." Alec, ona tutkulu bakışlar atıyordu. Jennifer ise bir şeyler döndüğünü anlamış ve onunla oynamaya başlamıştı.
"Yoksa ne yaparsın?" Jennifer, bunu gülerek söylemişti.
"Eğer buradan kaçmaya çalışırsan kapıda kalırsın, bir şey yapmam." Alec bunları söyledikten sonra omuz silkmiş ve kapıya yönelmişti. Jennifer ise arkasından bakarak ne söylemeye çalıştığını düşünüyordu. Bu düşüncelerini bölen, Alec odaya girdiğinde elinde bulunan bavullardı. Adam, onun bütün kıyafetlerini toplatmış, buraya taşınmasını sağlamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız
RomanceAşkın her zaman imkansız olduğunu bilirsiniz. Ama yine aşık olmayı dener,aşık olduğunuzu sanırsınız. Oysa ki 'aşık olmak' diye bir şey yoktur. Eğer sizde böyle düşünüyorsanız, Jennifer Coronel ne yapmalı? Yıllarca aşkın saçma bir şey olduğunu düşünm...
