5. Bölüm

717 35 0
                                        

İki ajanda şimdi ne yapması gerektiğini biliyordu. Aşağı inmeli ve patlamanın olduğu yere bakmalılardı. Ama ikiside bulunduğu durumda çıkmak istemiyordu. Aksine, ikiside birbirlerinin sıcaklığından memnundu. İlk adımı atan yine Jennifer olmuştu.

“Sanırım gidip patlamaya bakmalıyız.” Sesi endişeliydi. Aslında daha çok onlara bir şey olmasından korkuyordu.

“Haklısın.” Alec,yine o buz maskesini takınmıştı. Sözlerindeki soğukluk,kadının kalbine batan buzdan dikenler gibiydi. Birden ondaki bu değişim, dengesinin alt üst olmasını sağlamıştı.

Alec ise daha gergin olamayacağını düşünüyordu. Jennifer’ın bu kadar yakınında olması kanını kaynatırken, ona istediği gibi dokunamamak gerilmesine sebep oluyordu. Ayrıca kendini kaptırmaması gerekiyordu. Ona sarılmış ve kendine çekmişti. Bunu hiçbir şekilde yapmaması gerekiyordu. Kendine sinirlenmiş ve sinirlerinin daha da bozulmasına sebep olmuştu. Alec, kendi kendine bir söz vermişti. Ona ne olursa olsun dokunmayacaktı..

“Gidebiliriz.” Kadın, üzerini değiştirip bir kaban giydikten sonra salona gelmişti. Gözlerindeki hüzün her şekilde okunuyordu. Alec, bunu fark etsede umursamamayı denedi. Bunu sürdürebildiği yere kadar yapacaktı. Belki onu görmezden gelirse bu “aptal aşık” durumlarını atlatırdı. İkiside hiç konuşmadan apartmandan dikkatlice aşağıya indirler. Jennifer, neyle karşılaşacağını bilmediği halde huzursuzdu. Dudaklarını kemiriyor,saçlarıyla oynuyordu. Birinin zarar görmüş olduğunu düşünüyordu,tanıdığı birinin. Aşağıya inip, sokağa çıktıklarında Jennifer yanıldığını sanmıştı. İnsanlar etrafta toplanmış, patlamanın olduğu binaya bakıyorlardı. Binadan alevler yükseliyor ve çıkan duman insanları gölgeliyordu. Binadan gelen çığlık sesi,Alec’in dikkatini çekmişti. İçeride biri olmalıydı. Kendini önemsemeden binaya dalmış ve çığlık sesine doğru ilerlemeye başlamıştı. Yangının çıkardığı duman,nefes almasını zorlaştırıyordu. Sonunda çığlığın geldiği yere gelmişti. Ama tek gördüğü,dumanlar arasında yatan cansız bir beden ve üzerinde duran,Jennifer’a gelen kutunun bir benzeriydi. Katil, Jennifer’a zarar vermek istiyordu. Ya da onu buradan uzaklaştırmak istiyordu. Her ne olursa olsun Alec onu bulacaktı. Öldüremese bile dövebilirdi ve rahatlardı. Öksürükleri düşüncelerini böldüğünde, yerde yatan kadını ve üzerindeki kutuyu kucağına alarak çıkışa ilerledi. Artık iyice yorulmuştu ve adımlarını sayar duruma gelmişti. Buradan çıkmazsa ya dumanlarla boğularak ölecekti ya da yanacaktı. Çıkışa ulaştığında rahatlamıştı. Gözleri Jennifer’ı aramış ve bulamamıştı. Bunun verdiği telaşla kucağındaki kadını yere bıraktı ve meraklı gözleriyle kendisine bakan insanların arasına dikkatlice baktı. O içeredeyken nereye gitmiş olabilirdi?

Jennifer, bir anda içeriye dalan Alec’i anlayamamıştı. İçindeki huzursuzluk daha da artmıştı. Ona orada bir şey olursa kendini suçlu tutar ve bu mesleği bırakırdı. Daha başlamamış işine,son verirdi. Bir süre bekleyip,Alec’in çıkmadığını görünce içinden yalvarmaya ve istemsizce ağlamaya başlamıştı. Gelen itfaiye aracı ve polislere baktığında hala endişeliydi. Onu bir an önce oradan çıkarmalıydı. Bir süre daha bekledi genç kadın. Artık gözyaşları, hıçkırıklarına karışmıştı. Alec, hala o evden çıkmamıştı ve ev yanıyordu! Bir an orada uzun süre kaldığı için dumandan bayıldığını düşünmüştü. Ama hayır, o geri gelecekti. Bayılmamıştı. Jennifer’ın içini kaplayan karamsarlık, çökmesine sebep olmuştu. Vücudu onu taşıyamaz hale gelmişti. Hızlı adımlarla karşı apartmanın duvarına yaslandı ve karşısını izlemeye başladı. Gözleri odağını kaybetmişti,boğluğa bakıyordu. Gecenin bir vakti,hangi lanet olasıca insan böyle bir şey yapardı!

“Jennifer?” Alec, Jennifer’a seslenmesine rağmen kadın cevap vermiyordu. Alec, onu bir süre aramış sonunda bir duvara yaslanmış biçimde bulmuştu. Sanki boşluğa bakar gibiydi. Ruhsuz biri gibi görünüyordu.

İmkansızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin