Jennifer ilk iş günü olduğu için çok heyecanlıydı. Ama aynı zamanda korkuyordu. Çünkü patronu olacak adam,sertliği ve kabalığıyla biliniyordu. Herkes ondan korkar ve kızdırmamaya çalışırdı. Kadın kendinden emin olmak için tekrar aynaya baktı ve kendini gözden geçirdi. Daha işe gitmesine iki saat vardı ve kadın yine de hazırdı. Geç kaldığını düşünmek bile midesine bir sancının saplanmasına neden oluyordu. Gerekli belge ve evrakları çantasına koyduğundan emin olmak için tekrar kontrol ettikten sonra montunu alıp kapıya doğru ilerlemeye başlamıştı. Bunu kaç kere yaptığı hakkında bir fikri yoktu.
Evden çıkıp ilerlemeye başladığında gerginliği daha da artıyordu. Acaba Alec diye bahsettikleri adam gerçekten bu kadar sert miydi? Bir yanlışını yakalarsa ona ne yapardı?Tanrı aşkına Jennifer! Sen hata yapmayacaksın. Çünkü sen bu işte en iyisisin. Kadın bunu kaçıncı kez tekrarlıyordu? Sonunda kapıya geldiğinde derin bir nefes aldı ve salık bıraktığı saçlarını,içinden gelen bir dürtüyle topladı. İçeri adımını attığında etrafına bakındı ama Alec'in daha gelmediği çalışanlardan belli oluyordu. Jennifer etrafı biraz daha izledikten sonra odasına doğru ilerlemeye başladı. Güvenliği geçerken herkesin üzerini düzeltmeye başladığını fark etti. Ne olduğunu anlamadan her yer düzeltilmişti ve herkes kendine çeki düzen vermişti. Arkasını döndüğünde gördüğü adam nefesini tutmasını sağlamıştı. Güneş ışığı kumral saçlarında şımarıyor,denizin maviliği gözlerinden çıkmaz istemezcesine saklanıyordu. Dudakları ise.. ah! Jennifer'a ne olmuştu böyle? Birkaç saniyeliğine gördüğü bir adamdan bu kadar etkilenmemeliydi. Etkileyici vücuduyla karşısında durmuş,bekliyordu.
“Ne bekliyorsun? Birkaç kişinin gelip seni götürmesini mi? Çekil şuradan!” Adam gürlemeye benzer sesiyle bağırdıktan sonra söylenerek asansöre binmişti; “Bir insan neden bu kadar salak olur ki? Tanrım!” Asansörün kapısı kapanırken adamın gözlerinden ateş fışkırıyordu. Jennifer içinin titrediğini hissetti. Denizin yanabileceğini düşünüyorsa kesinlikle yanılıyordu.
“Herkesin ilk gününde böyle şeyler olur,korkma. Aslında bir daha onu sinirlendirmesen iyi edersin,ikinci bir hatayı görmezden geleceğini sanmıyorum. Bay Feola pek anlayışlı değildir.” Kadının sevecen sesi,Jennifer'ın içini ısıtsada aklı isme takılmıştı; Bay Feola?
“Ah,teşekkürler. Sanırım benim hatam,bir daha olmaz. Ama o.. o kimdi?” Kadının sesi titremişti,etkilendiği her halinden belli oluyordu.
“O mu? Tanrım,nasıl bilmezsin? O Alec Feola. Buranın en katı çalışanıdır,herkes onu dinler ve kızdırmamaya çalışır. Sanırım kimse sana anlatmamış. Bunun için üzülme,hatırlamayacaktır. Bu arada ben Melanie.” Kadın gülümseyerek adını söylesede,Jennifer patronuna ilk günden rezil olduğu için kendini lanetliyordu.
“Bende Jennifer,sanırım patronuma ilk günden rezil oldum. İnanamıyorum! Neyse,gitsem iyi olacak,sonra görüşürüz. Bu arada,söylediklerin için teşekkürler.” Jennifer ona sıcak olduğunu düşündüğü bir şekilde gülümseyip,aceleci adımlarla asansöre yetişmişti. Asansörün içindeki adam elindeki kahveyle çok rahat görünüyor,Jennifer'ın açıktaki bacaklarını süzüyordu. Bundan rahatsız olduğunu belli edercesine kıpırdanan Jennifer'ın yüzüne sonunda bakabilmişti.
“Ah,selam. Ben Charlie,ve sende..?” Adam kızın büyüleyici etkisi altına girmişti bile. Şimdiden kızı arzuluyor ve onunla olmasını diliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız
RomanceAşkın her zaman imkansız olduğunu bilirsiniz. Ama yine aşık olmayı dener,aşık olduğunuzu sanırsınız. Oysa ki 'aşık olmak' diye bir şey yoktur. Eğer sizde böyle düşünüyorsanız, Jennifer Coronel ne yapmalı? Yıllarca aşkın saçma bir şey olduğunu düşünm...
