Final

753 34 0
                                        

"O köpeğin olduğu yere kesinlikle inmeyeceğim!" Jennifer, Alec'in karşısında eğlendiğini gördükçe daha da sinirleniyor ve sesini yükseltiyordu.

"Sana bir şey yapmadığını söylemiştim, sevgilim." Alec, onu sakinleştirmeye çalışsa da gülmesi bunu kolaylaştırmıyordu. Ama kadın karşısına geçmiş, küçücük bir köpekten korktuğunu söylüyordu.

"Olabilir. Onunla kahvaltı yapabilirsin." Jennifer bozulmuş bir şekilde yatağa tekrar oturmuş ve ellerine bakmaya başlamıştı. Alec'te ona son bir kez bakıp, aşağı inmiş ve durumu Paul'le Eva'ya anlatmış, köpeği dışarı çıkarmalarını istemişti. Onlarda bunu kabul etmiş ve odaya bırakmışlardı. Bu sayede Jennifer aşağı inmeyi kabul etmiş ve kahvaltı masasına oturabilmişlerdi.

"Çocuk yapmayı düşünüyor musunuz, Paul?" Alec, arkadaşını utandırma şansını elinden elbette ki kaçırmayacaktı. Paul'ün bunu düşünmüş olması bile saçmaydı.

"Bilemiyorum.. Eva isterse, neden olmasın?" Paul utanarak bir cevap vermiş ve sözü Eva'ya bırakmıştı. Ama kadında aynı çekingenlikle kızarmış ve başını tabağına eğmişti.

"Belki." Kısa cevaplar, Alec'i oldukça eğlendiriyordu.

"Kız mı olsun isterdiniz, yoksa erkek mi?" Paul ve Eva, bu sorunun üzerine birbirine bakıp cevap vermişti.

"Kız." Paul, kız demişti.

"Erkek." Eva ise erkek bir bebek istiyordu. Cevaplarıyla birlikte ikisinin bakışları da tekrar birbirine dönmüştü.

"Bir kadının erkek çocuğu olmalı." Eva, kesin bir şekilde söylemişti bunu. Ama Paul ise utangaçlığını çoktan atmış, tartışma havasına uyum sağlamıştı.

"Bir kızımız olmalı. Kız çocukları her zaman babalarını daha çok sever." Paul, bir kızının olmasını çok istiyordu. Ama sebebi bu değildi. Eğer bir kız olursa, Eva'ya benzeyebilirdi. Yine de genç adam, bunu arkadaşının yanında söyleyememişti.

"Şaka yapıyor olmalısın. Bir oğlumuz olacak." Eva, bundan o kadar emindi ki.

"Pekala, o zaman ikinci bir bebek yapmamız gerekecek." Paul, bu dediğini anladığı anda kızarmıştı. Jennifer ise onlara bakıyor ve bu görüntünün tadını çıkarıyordu. Belki ilerde onlarda bu tartışmayı yapardı. Ne de olsa Alec, onunla evlenmek istediğini akşam belli etmişti.

"Peki ya siz?" Paul, ilgiyi onlara çekmeye çalışmış ve başarmıştı da.

"Erkek!" İkisi de aynı anda söylemişti bunu. Uyum sağlıyor olmaları ikisinin de hoşuna gitmiş ama aynı zamanda bazı şeyleri düşünmelerini sağlamıştı. İkisi de bu işte çalışıyorken böyle bir şey olamazdı. Bunun getirdiği olumsuz düşünceler, ikisini de sessizliğe boğmuştu.

"Ah, aynı fikirde olmanız çok güzel." Eva, bu sessizliğin sebebini anlamasa da toparlamaya çalışmıştı.

"Ben Eva'yı gezdireceğim. Sizin de işe gitmeniz gerekiyor, sanırım." Paul, Eva'yı alarak çıkmış ve onları baş başa bırakmıştı.

"Buna bir çözüm yola bulacağız, sevgilim." Alec'in bakışları kadının içini ısıtmıştı. İkisi de birbirlerine bakarak, bunu gerçekleştireceklerine dair sessi bir söz vermişlerdi.

"İşe gelmeyi bile özlemişim." Jennifer, çalışanlara bakıyor ve gülümsüyordu. Alec ise gergindi. Bir şeyler olduğunu düşünüyordu. Bunu hissetmişti.

"Odama gidip yığılan belgelere gömülmeliyim. Erkenden işe koyulmamız gerekecek sevgilim." Bunları söyledikten sonra kaçarcasına odasına giden Alec, kadını güldürmüştü.

"Bay Feola ile görüşme yapmam gerek. Odası burası değil mi?" Jennifer, kimin konuştuğunu anlamak için başını kaldırmış ve tanımadığı biriyle karşılaşmıştı.

"Biraz beklerseniz, geldiğinizi söyleyebilirim." Jennifer, Alec'in odasına girmiş ve kadının dediklerini tekrar etmişti. Kısa bir duraksamadan sonra cevap veren Alec, o kadının ne konuşmak istediğini anlamıştı. Sabahtan beri aklına gelen tek düşünce buydu. Belki bu sayede Jennifer'la birlikte olabilirdi.

"Bay Feola, sizi bekliyor." Jennifer kadının arkasından odaya girişini izlemişti. Ne konuşacağını o kadar merak ediyordu ki, yerine oturmayıp ayakta beklemeye başladı. Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen dışarı çıkmayan kadın, Jennifer'ın heyecanına yardımcı olmuyordu. Bir süre daha bekledikten sonra, içeri girmeyi düşünen Jennifer kapıya doğru ilerledi. O sırada açılan kapı, kadını şaşırtmıştı.

"Tebrik ederim Bayan Coronel." Kadın onu tebrik etmiş ve gitmişti. Jennifer onun arkasından bakarken, Alec onu belinden kavramış ve odasına çekmişti.

"Benimle en yakın zamanda evleneceksin." Alec'in gözlerinden bunun mümkün olduğu belliydi. Kadın bir süre düşündükten sonra, onun işi bırakacağını düşündü. Diğer türlü bu olamazdı. Alec, o kadar duyarlıydı ki, ondan işi bırakmasını da isteyemezdi.

"Bunu.. bizim için yapamazsın. Ajanlığını bırakmana gerek yok." Jennifer hüzünlenmişti. Ağlayabilecek bir duruma gelen kadın, kendini sevgilisinin kollarında bulmuştu.

"İkimizin de bir şey yapmasına gerek yok. İncelemelerin sayesinde, terfi edilmişsin. Büyük şubeye bekliyorlar seni, yarın." Alec, o kadar mutluydu ki, kadın tepki veremeden onu kendine çekip öpmeye başlamıştı.

"Tanrım, ciddi olamazsın!" Aynı mutluluk Jennifer'ı da sarmıştı. Şimdi ikisi de birbirine sıkıca sarılmıştı.

"Sanırım artık burada işim kalmadı, Bay Feola." Jennifer, onu kızdırmıştı.

"Burayla işiniz bitse de, benimle daha çok işiniz olacak Bayan Coronel." Alec, eğilip onu öpmeye başlamıştı bile.

"Ah, yanlış bir zamanda girdik galiba." Kapı bir anda açılmıştı. İçeriye gelen Eva ve Paul, onları bu şekilde bulacaklarını düşünmüyorlardı.

"Birlikte evleneceğimizi söylemeyin sakın! Nedimem olmanı istiyorum, Jennifer." Eva'nın bu tutumu ortamı iyice yumuşatmıştı.

"Pekala, o zaman bir gün arayla evleniriz." Alec'in cevabı herkesi güldürmeyi başarmıştı. Arkadan gelen bir havlama sesi, Jennifer'ın geriye kaçmasını sağlamıştı. Alec ise iyice gülerek kadını kucağına almış ve kapıdan çıkarmıştı.

"Alec! Ne yapıyorsun, birileri görebilir!" Kadın, onun kucağında çırpınırken Alec daha da neşeleniyordu. Onu susturmak için bir öpücük veren Alec, onlara bakanlara sırıtıyordu.

"Umurumda değil, görebilirler." Alec bu sözleriyle dışarıya adım atmıştı bile. Arabaya kadar kadını taşımış ve oturması için beklemişti.

"Nereye gidiyoruz?" Jennifer meraklanmıştı. Nereye gidiyor olabilirlerdi?

"Sürpriz." Alec'in sırıtışı daha da genişlemişti.

"Sürprizleri sevmem." Jennifer'ın katı sesi adamın tutumunu değiştirememişti.

"Bunu seveceksin. Ayrıca alışsan iyi edersin."

"Peki ya sevmezsem?" Jennifer, sürprizleri sevmezdi. Hem de hiç. Yine de içinden bir his bu sürprizin iyi olacağını söylüyordu.

"Seveceğine eminim. Birkaç dakika sonra öğreneceksin." Alec, arabadan inip onu da beraberinde uçurum gibi bir yere getirmişti. Aşağısı çok güzel görünüyordu. Ama etraf o kadar soğuktu ki, kadın adama daha da yaklaşmaktan kendini alamadı.

"Ah, sürprizin beni üşütmekse hiç beğenmedim. Şimdi geri gidebilir miyiz?" Jennifer, sabırsızlanmaya başlamıştı.

"Burası, babamın anneme evlenme teklifi ettiği yer. Bende geleneklere bağlı kalmalıyım değil mi?" Alec'in sözleri kadını şaşırtmış ve sevindirmişti.

"Bayan Coronel, benimle evlenecek misiniz?" Alec ve Jennifer birbirine o kadar yakındı ki, Jennifer cevap vermek yerine, ona bir öpücük vermeyi seçti. Bu da, kadının cevabını açıklamıştı.

İmkansızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin