Alec,anlamaz bakışlarla ortağına bakıyor burada ne aradığını düşünüyordu. Onlar sadece yemek yiyeceklerdi,başka bir şey yapmayacaklardı. Ama Alec yanılmıştı. Alec Feola, ilk defa bir kadın hakkında yanılmıştı. Onun masum bir güzelliği var gibiydi,her gördüğü erkeğin üzerine atlayan bir kadın gibi değildi. En azından önceden böyle görünüyordu. Şimdi ise onun bu yaptığına bir kelime bulamıyordu.
“Burada ne arıyorsun?” İlk kelimeler Charlie’nin ağzından dökülmüştü. İkiside bu sorunun cevabını bilmiyordu. Alec,saçma bir sebepten ötürü kadına acımış ve gelmişti. Şimdi acıyor muydu? Tabi ki hayır! Ama içinde Jennifer’a karşı olan duyguları değiştiremiyor,ona sahip olma isteğine hala karşı koyamıyordu. Onu görmek istiyordu. Evet,onu bulacak ve aşağılayıcı bakışlarını vücudunda dolaştıracaktı. İğrenir ifadesiyle gözlerine bakacak,onunda canını yakacaktı.
“Jennifer nerede?” Alec,cevap vermek yerine yeni bir soru sormuştu. O soruya ne cevap vereceğini bilmiyordu. Doğruları söyleyemezdi. Charlie derin bir nefes alıp, arkadaşına anlayışlı bir bakış attı. Eğer Alec sorusuna cevap vermediyse,önemli bir şeyler olmalıydı. Alec’in, Jennifer’a kapılmış olacağı,hevesli genç adamın aklından bile geçmemişti.
“İçeride,uyuyor.” Charlie tam devam edecekti ki,Alec’in bakışlarıyla kendini susmak zorunda hissetti. Bu adamın neyi vardı? Neden ona düşmanıymış gibi bakıyordu? Eğer eline geçirirse öldürecekmiş gibiydi.
“Dostum,neyin var? Bu ara sinirli gibisin. Ayrıca,Jennifer’a verdiğin dosyalar da neyin nesi? O daha yeni! Tanrı aşkına görmüyor musun ne adar yorulduğunu? Bu gece ona yardım ettim ama eğer bunlara devam edeceksen,bende dayanamayabilirim. Boynum tutulmuş.” Charlie,elini boynuna götürüp,başını yana yatırmıştı. Aynı zamanda Alec’i gülümsetmeye ya da tam olarak düşünülürse ‘yumuşatmaya’ çalışıyordu. Alec,karşısında yıkılmaz bir dev gibi dururken onunla konuşmak gerçekten rahatsız ediciydi. Neyse ki bu gergin ortam uzun sürmedi. Jennifer,eli saçlarında yavaş adımlarla kapıya doğru ilerlerken iki erkekte onu izliyor ve farklı şeyler düşünüyolardı. Ama ikiside aynı anda mırıldandı; “Mükemmel.” Jennifer iki erkeğinde aklını başından almıştı,hemde uykulu haliyle. Ama ne yazık ki kadın bunun farkında bile değildi. Hatta Alec’in ondan tiksindiğini düşünüyordu. Aynı zamanda sevmediğini de.
Jennifer gözlerini açıp kapıda duran Alec’e baktı. Uykusu bir anda kaçmıştı. Bu adamın burada ne işi vardı böyle? Ne demeye gelmişti? Sabah söyledikleri yetmezmiş gibi bir de şimdi evinde mi azar işitecekti?
“Burada ne arıyorsun?” Bunları söylerken,Jennifer gerçekten merak ediyordu. Evine gelecek kadar önemli şey ne olabilirdi ki?
“Sanırım kendini bilmez bir katilimiz var. Ayrıca bizi tanıyor.” Bu lafı sadece Charlie üstüne alınsada,Alec başını Jennifer’a çevirdiğinde kadının gözleri büyümüştü. Daha yeni gelmişti ama şimdiden katiller tarafından tanınıyordu. Kadın,biraz düşününce o gece gittiği evi hatırladı ve kadının kopmuş kafasını.. Tekrar hatırlamamak için gözlerini kapatsada, görüntüler zihnine üşüşmüştü bile. Gözlerini kapatmasaydı belki Alec ve Charlie’nin ona uzanan ellerini görebilirdi. Kadın gözlerini kapatınca ikiside bayılacağından korkmuş ve ikiside kollarını onu tutmak için uzatmışlardı. Alec, ilk geri çekilen taraf olmuştu. Charlie ise hala elleri ona uzanmış bir pozisyonda bekliyordu.
Jennifer kendini toparlayıp gözlerini açtığında Charlie’nin ellerine aldırmadan Alec’e döndü ve aklına ilk gelenleri söyledi.
“O kadınla bir ilgisi var mı?” Alec,ne dediğini çok iyi anlamıştı.
“Ne kadar istemesemde evet,var.” İkisinede fazla bilgi vermemişti. Charlie buradayken konuşmak dahi istemiyordu. Yüzüne bir yumruk atmamak için kendini zor tutuyordu. Daha fazla konuşmak onu iyice gerecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız
RomanceAşkın her zaman imkansız olduğunu bilirsiniz. Ama yine aşık olmayı dener,aşık olduğunuzu sanırsınız. Oysa ki 'aşık olmak' diye bir şey yoktur. Eğer sizde böyle düşünüyorsanız, Jennifer Coronel ne yapmalı? Yıllarca aşkın saçma bir şey olduğunu düşünm...
