19. Bölüm

406 27 2
                                        

Rose’un dedikleri, Alec’in beynine resmen işkence ediyordu. Jennifer, karşısında öylece dururken bir şey yapamayıp Rose’u dinlemek adamı yeterince üzüyor ve kendisine lanet etmesine sebep oluyordu.

“İğrenç birisin, Rose.” Bunu tekrarlamak adama değişik bir şekilde güç veriyordu. Rose’un o eski halinden, gerçektende eser yoktu.

“Sanırım dinlenmelisin, bende uyumalıyım. Ama istersen bana eşlik edebilirsin?” Kadının arsızca sorduğu soruya cevap gecikmemişti. Tek farklılık, cevabın Jennifer’dan gelmesiydi.

“Seninle gelmektense, burada kalmayı tercih edeceğine eminim.” Jennifer, Rose’un tiz sesine uyanmış ve başı ne kadar ağrısada kadına cevap vermişti. O lanet olasıca kadın, tırnaklarına bütün vücudunu kanatmıştı. Alec’i sevdiğini düşünsede, artık hepsinin bir saplantı olduğunu anlamıştı Jennifer. Rose, Alec’i saplantı haline getirmişti.

“Sana sorduğumu sanmıyorum, sürtük!” Rose’un sesi tıslamayı andırmıştı. Kullandığı kelimeyi severdi aslında. Ama artık bunu yakıştırabileceği tek insan Jennifer’dı, Rose için.

“Gelmeyeceğim, Rose.” Alec, kadının adını bastıra bastıra söylüyordu. Onu sinir ettiğini bilmek adamı azda olsa eğlendiriyordu.

“Sen bilirsin. Ne de olsa yarın bu sürtüğü geberteceğim.” Rose, kıvırtarak kapıdan çıkarken, Alec ve Jennifer’ı başbaşa bırakmıştı.

“Seni tek bıraktığım için üzgünüm.” Alec’in sözleri, Jennifer için çokşey ifade ediyordu. Adamın gözlerindeki hüzün, bütün acısının kaybolmasını sağlamıştı. Alec, onun için üzülüyor ve bu duruma kendisinin sebep olduğunu düşünüyordu. Tabi ki Charlie’nin onu buraya getireceğini bilemezdi.

“Senin suçun değil, beni buraya getiren Charlie’ydi. Onun için üzgünüm doğrusu.” Kadın, bir şeyleri anlaması için bu ismi söylemişti. Alec’te tam demek istediğini anlamış ve alayla karışık bir şekilde sormuştu.

“Kim öldürdü?”

“Brad.” Jennifer, ismi o kadar duygusuz söylemişti ki,  duyanlar onu hiç tanımadığını düşünebilirdi. Bu isim ortamı germişti ama kadın konuyu dağıtmayı başarmıştı.

“Bunun için gerçekten mutluyum.” Jennifer, ona dönüp gülümserken Alec düşünceli bir şekilde sordu.

“Neden öldürdü peki?” Adamın aklından, Brad’in bir tanıdığını niye öldüreceği sorusu geçiyordu. Cevabı düşünmek istemese de, Jennifer söylemişti.

“Beni eve sokmaya çalışırken öpmeye kalkınca, Brad onu öldürdü.” Kadın anılarını hatırlamak istemiyordu. Onu bakan gözleri düşündükçe ürperiyordu. Kapının aralanmasıyla ikisi de kapıya döndü. Yorgun ve bitkin vücutları, artık onları taşıyamaz hale gelmişti. Ne kadar süredir, orada asılı kaldıklarını önemsemiyorlardı. İçeri Adrian girdiğinde, Jennifer’ın tepkisini fark eden Alec’te gerilmişti.

“Burada ne işin var?” Jennifer’ın nefret saçan sözleri, adamı tereddüte düşürmüştü.

İmkansızBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin