Bi çocuğu sevgisiz büyütmek kadar kötü birşey var mıydı bu dünyada? Bir annenin kızının saçını hiç okşamayışı kadar? Bir babanın kızının gözlerine bakmayışı kadar?
Bir anne neden sevmezdi ki kızını yada bir baba bir kez olsun nasıl bakmaz kızının gözlerine. Sevgi bu kadar değerli miydiki o sevgiyi kızlarına bile vermiyorlardı. Halbuki ben küçükken görüyordum sınıf arkadaşlarım seviyorlardı birbirlerini. Kimisi en yakın arkadaşım deyip, kimisi ilk aşkım deyip ama canımı en çok acıtan şey okul sonlarında kızlarını almaya gelen anne- babalardı.
İlkokul zamanlarımda bir gün okuldan çıkmış eve doğru gidiyordum. Arkadan yüzünü görmediğim biri o kalabalığın arasında beni itmişti ve çakılla dolu zemine yüz üstü düşüp heryerimi parçalamıştım. Ellerim ve dizim o kadar acımıştı ki gözlerim dolmuş o an ağlamaya başlamıştım.
Kapıda bekleyen velilerden biri gelip beni kaldırmıştı. Beni kaldıran bir babaydı sanıyorum, elime bir peçete verip "annen veya baban seni almaya gelmedi mi?" Gözlerimden boncuk boncuk yaşlar düşerken kafamı salladım. Başka bir velinin arkadan konuşmasını işittim "yazık kızcağıza demek ki öldü anacığıyla babacığı" hıçkırıklar boğazıma birikmişti bu yüzden hızla oradan uzaklaştım.
Konağa gelir gelmez samanlığa girdim ve kanayan dizlerime bakıp daha da ağlamaya başlamıştım. Sinan abim beni samanlıkta ağlarken görünce hızla yanıma gelip bana sarılmıştı "kim yaptı sana bunu eylem çabuk söyle" bilmiyordum ki söyleyeyim "babam beni hiç sevmiyo dimi sinan abi... o annemi de sevmiyo, annem de beni" sinan abim hiçbir şey diyememiş sadece göz yaşlarımı silmişti.
İlkokul zamanlarımdan nefret ediyordum. Her sabah annem ite kalka kaldırır.Bağıra çağıra kahvaltımı yaptırır saçlarımı yapar ve bozmamam için sıkı sıkı tembihlerdi "bana bak kız eylem eğer bu saçlarını eve döndüğünde bozulmuş görürsem keserim onları duydun mu?" Kimseye saçlarımı dokundurmazdım
Gerçi hiç arkadaşım yoktu. Hatta sınıfta dışlanırdım, diğer kızlar beni yanlarına almak istemez benimle en ufak sohbet kuranı da dışlar zorbalık ederlerdi. Öğretmen konusunda da hiç şanslı değildim. Diğer öğrencilerden ziyade beni arka planda tutar muhabbet kurmamak birşey öğretmemek için yeminli gibiydi. Bu yüzden herşeyi çok geç öğrendim okumayı, yazmayı, matematik yapmayı.
Görüş alanıma anılın bacakları girince kafamı kaldırıp ona baktım "benim için bir şey yapmak ister misin?" Hafifçe gülümsedim "neymiş?" Sol elini bana uzattı "modelim olur musun?" Sol elimle elini tutunca gülümsemem yüzümde yayıldı. Beni ayağa kaldırınca etrafımda döndürüp elimi nazikçe öptü.
Veranda kapısının yanına bir sandalye ve kendi çizim eşyalarını koymuştu. Beni sandalyeye oturtup üzerime eğildi. Kumral saçları anında anlına dökülürken keskin yüz hatlarını inceledim. Kirli sakal bir insana bu kadar mı yakışırdı.
Sağ eli sol bacağını tuttu "bacak bacak üstüne atar mısın?" Göz kontağımızı kesmeden dediğini yaptım. İki elimi tutup dizimin üstüne koydu "ellerin böyle kalsın" sadece başımı salladım.
Anıl yüzümü inceleyip çarpıkça gülümsedi. Şovaleyin arkasına geçip fırçasını eline aldı "itiraf etmeliyim ki gördüğüm en güzel saçlara sahipsin eylem" anında kalbim hızlanmaya başladı "gerçekten böyle mi düşünüyorsun?" Başını salladı "evet neden?" Gülümsedim ve gözlerimi anıldan kaçırdım "daha önce kimse söylememişti de" anıla kısa bir göz teması kurduğumda simsiyah gözleriyle bana bakıyordu "ilk olmak güzel"
Anıl bir bana bakıyor sonra gördüklerini fırçasıyla birleştirip tuvale darbelerini atıyordu. O kadar güzel bakıyordu ki bir insanın o gözlerde kaybolmaması imkansızdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İLTİMAS
Teen FictionAilesi tarafından evden atılıp babannesi ve dedesinin yanında büyüyen bir kız. Yıllar geçip tek başına kaldığında tek bir telefonla bütün düzeni bozulur ve bu saatten sonra bozuk olan sadece düzeni değildir
