Jeongin
"Jungwon sen çok aptalsın! Ne gerek vardı ya?"
"Gelemiyorum oraya bende hediyemi göndermek istedim kuzum, beğendin değil mi? Beğenmezsen sıçarım ağzına"
Şirince gülüp korkunç yüzünü sakladı. Onun bu haline gülüp kafamı salladım. Gerçekten çok beğenmiştim.
Doğum günüm yarındı ancak yarın işleri olduğu için arayamaz diye önceden arayıp kutlanmıştı şapşal. Off yerim ama ben bunu.
"Jeongin o değil de saçların çok güzel olmuş ya, hyunjin'e ben de ayrı bir teşekkür etmeliyim."
"Ben ettim sana gerek yok."
"Kıskanç"
"Yok canım."
Dedim şakayla gülerek. Jungwon'a şimdiye kadar yaşadığım her şeyi anlatıyordum. Anlatacak birisi olması iyidi, bana tavsiyeler verip neşemi yerine getiriyordu.
Saçımı boyama olayından sonra jungwon garip bir şekilde beni hyunjin ile shiplemeye başlamıştı ama aynı zamanda minho da hoşuna gidiyordu. Dengesizliğimiz benziyor biraz.
"Aşkım ben okula gidicem şimdi, tekrar doğum günün kutlu bebeğim."
Ekrana öpücük atınca bende karşılık verdim sonra da telefonu kapattık. Chris de sanki telefonu kapatmamı bekliyormuşum gibi bir anda odaya girdi.
Masamın üzerindeki kutuya kaşlarını çatarak bakınca arkadaşımın hediyesini çekmeceme koydum.
"Ne saklıyorsun sen?"
"Off! Sana ne?"
Beni ittirip çekmecedeki kutuyu eline alınca hızla sandalyeden kalkıp üzerine çıktım.
"Bıraksana!"
"Kim aldı bunu?" Dedi sinirle. Elindeki kar küresini çıkarıp incelerken göğsüne vurup düşmesini sağlamaya çalışıyordum.
"Seni ilgilendirmiyor, verir misin şunu?" Dedim daha sakin bir tonda, belki insan gibi muamele edersem anlardı.
Ancak hayvan olduğunu unutmuştum.
"Minho mu aldı?"
Başladık yine.
Dün hyunjinle geldiğimde bile neler söylemişti bana. Aklıma geldikçe sinirleniyorum.
"O almış sanırım. İki kişiyi aynı anda idare mi ediyorsun bakalım"
Ne diyor bu orospu çocuğu ya?
"Beni kendinle karıştırma, arkadaşız sadece ve şunu verir misin artık?" Diye yükselttim sesimi.
O ise yarım ağız gülmüştü bana. Kar küresini yukarıya kaldırınca kafamı iki yana sallayıp ona bağırdım. "Sakın!" Desem bile beni dinlemedi, kar küresini hızla yere attı ve paramparça olmasını sağladı.
"Bok gibiydi zaten"
Odadan çıkınca arkasından kapıyı kilitleyip yerdeki parçalara ayrılan hediyemin yanına eğildim.
Yerdeki ıslaklığa benim de göz yaşlarım eklenirken sessiz bir şekilde ağlamaya çalıştım çünkü duyup benimle dalga geçebilirdi.
Minho'nun aldığını zannettiği için kırmamıştı, sırf beni üzmek için yapmıştı. Kim almış olursa olsun zarar verecekti zaten.
Yerdeki cam kırıklarını elimle temizlemeye çalıştım. Temizlerken elime batan camla birlikte ağlamam şiddetlendi. Şuan o küçük acıyı bahane ederek ağlıyordum. Aslında acımamıştı bile.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mokita, hyunin
Teen FictionAilesini yangında kaybeden jeongin hiç bilmediği teyzesiyle yaşamaya başlar. -- Mokita, Herkesin bildiği ama konuşmadığı gerçekler. se-le-na, selena, selena. Selam kızlar😉☝️ ❗Yazım yanlışlarının ve olası cringe sahnelerinin kusuruna bakmayın. Takı...
