"Şifre doğrulandı hoşgeldiniz"
"..??"
"Şifre Katsuki mi yani?"
Bir kaç dakika şaşkınca birbirimize baktık bunun ne anlama geldiğini anlamıyorduk. Az sonra gelme sebebimizi hatırlayıp harekete geçtik.
Girdiğimiz oda öncekinin tam aksiydi. Tavanda dahil olmak üzere her bir köşe siyaha bürünmüştü. Bir anda önümüzde başka bir kapı kendiliğinden açıldı ve benim yaşlarımda garip görünümlü bir kız yanında çok sayıda robotla beraber bizi karşıladı.
"Demek Katsukimi unutmayan iki arkadaş sizsiniz!"
"Katsuki'm derken?"
"Kacchan nerde?"
"Ah Katsukim şu anda sizi görmeye müsait değil aslında çok özel bir anın ortasındaydık" diyerek yüzünü kendi avuçları arasına alıp arzu dolu bakışlarını bir kaç saniyelik geldiği yere çevirip başını iki yana salladı.
"Ne saçmalıyorsun sen?!" Diye bağırdım kızın üzerine atlamamak için zor dayanıyordum.
"Herneyse buraya kadar gelebileceğinizi düşünmemiştim gerçi yinede takdir ediyorum. Özellikle sen Sofya demin çok cesurdun."
Normalde odaklanmak için nefes almalıydım ancak şu an içimde biriken nefret ve öfke buna müsaade etmiyordu. Aynı anda oluşturduğum kanat ve kılıçla bir göz kırpımında kızın dibindeydim. Saniyelik de olsa gözlerinde ki olağanüstü şaşkınlığı ve korkuyu gördüm. Hızlı davranıp kaçmış olsada bir kulağını tamamen kesmiştim.
"Sen!" Dedi hiddetle bağırarak "bunun bedelini ödeyeceksin!"
"Gelde ödet bakalım"
Şimdiye kadar karşılaştığımız robotların iki katı büyüklüğünde olanları üstüme yönlendirdiğinde halletmesi için Kurogiri ve Dekuya baktım. Komutu almışlardı bu sırada bende ucubeyle ilgilenecektim.
Düşmanın gücünü bilmiyordum bu yüzden her ihtimale karşı birde kalkan yapmıştım.
"Noldu? Korktun mu? Gelsene hadi" dedi meydan okuyan gözlerle bakarken.Elinde kırbaç görünümlü bir alet belirdi odanın diğer ucunda olmama rağmen ne kadar sıcak olduğunu hissedebiliyordum.Vakit kaybetmeden koşmaya başladı diğer yandan kocaman kırbacı hiç zorlanmadan kaldırıp yere vuruyordu. O şey kesinlikle bana dokunmamalıydı, aksi takdirde küle dönen bilirdim.
Saldırılarından mümkün olduğunca kaçıyordum fakat bunun uzun sürmeyeceğini de biliyordum. Bende onunkine benzer alevden bir kırbaç yaptım ve karşılık verdim. Arada uçları birbirine karışıyor daha sonra geri çekip kurtarıyorduk. Bunun da bir sonu yokmuş gibi geliyordu.
"Katsukiye ne yaptın?" Diye bağırdım ona karşı bir kez kırbacı sallayarak
"Ne yani mahremiyetimi seninle bölüşmek zorunda mıyım?" Verdiği yanıt karşında sinirden kıpkırmızı olduğuma emindim. Ne zırvaladığı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Her kelimesi saçmalık gibi geliyordu.
"Bir kez daha soruyorum ne saçmalıyorsun?! Ne mahremiyeti? Ne hatlar yiyorsun bilmiyorum ama senin yedi ceddinin içinden geçeceğim"
"Çok korktum şu an biliyormusun"
"Korksan iyi edersin"
Yukarı doğru havalanıp ikinci bir kırbaç yarattım ve aynı anda ona doğru fırlattım. Kendi elinde tuttuğuyla benimkinin sadece birini savuşturdu ancak diğeri ile bacağını yakalamayı başardım. Onu yerde sürüklerken yere indim. Kurtulmasına izin vermeden uzun saçlarını elime doladım ve ayağa kaldırdım. Bir zamanlar üvey babamın bana yaptığı o hareketi şu an ben başka birine yapıyordum. Kendi duyduğum acıyı hatırlayıp onu biraz daha yukarı çektim böylece çığlıkları daha da artmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
~İkiz Alevler~
De TodoAnnesinin benliğini yani akıl okuma gücünü miras aldığı için arkadaşları tarafından dışlanan bir kız, 15 yaşına girdiği gün aniden ölen babasının benliğini kontrol dışı kullanır ve yanlışlıkla önce üvey kardeşini sonra ise üvey babasını öldürür. Kı...
