[21]😻

85 6 3
                                    

İyi Okumalarrr

Üstümü giyindim ve Atlas'ın yanına gittim. Onun yanına gittiğimde gözlerim ona hayranlık içinde bakıyordu.

Beyaz bir gömlek giyinmişti ve kollarını kıvırarak kaslarının görünmesini sağlamıştı. Altında da siyah bir kot pantolon vardı.

Tebessüm ederek yanına gittim ve bana aldığı ayakkabılarımı giyindim. Beraber otoparka indik ve Atlas beni siyah bir Mercedes'in yanına götürdü.

"Atlas, bu ne?"

"Mercedes güzelim."

"Hayır, onu biliyorum ama bu..."

"Merak etme, babam evden uzak durmam için herşeyi yapıyor." dediğinde içimi hüzün kaplamıştı. Aslında bu pek umurunda değil gibi görünüyordu ama annesiyle kardeşini görememesi canını yakıyordu.

"Neyse, kahvaltıdan sonra sana sürprizim var."

"Neymiş o?"

"Sürpriz."

"Hayır, sürpriz ne?"

"Onu da gidince öğren." dedi ve arabayı çalıştırdı. Şu 3 yılda ne çok şey değişmişti be. Koca bir 3 yıl. Ben 19 yaşındaydım, Atlas'ta 21.

Beraber Kahvaltı yapacağımız bir yere geldik ve birşeyler söyledik. Ben kahvaltı gelene kadar sürpriz hakkında sorular soruyordum ama Atlas Bey izin vermiyordu(maalesef).

-

Beraber kahvaltımızı bitirdik ve 'sürprize' gidiyorduk. "Görelim bakalım neymiş bu sürpriz."

"Tam da üstüne giydiğin şeye uyuyor."

"Bir dakika... Ama bugün maç yok."

"Biliyorum. Sakin ol."

"Beyefendi nasıl sakın olayım."

"Lanet kadın. Biraz sakin olsan keşke."

"Pis adam, sakin olamıyorum." dedim ve durduk. Etrafıma baktım ve halı sahada durduk. "Atlas, burada ne yapacağız?"

"Futbolcu olmak istemiyor muydun?"

"Evet de ben kursa falan da gitmedim ki."

"Biliyorum, o yüzden sana özel hoca tuttum."

"Ne?"

"Evet, ama öncelikle 5 tur koşucaksın."

"Atlas, ben nasıl koşayım?"

"Bilmem, nasıl istersen. Zaten bende seninle koşacağım."

"Off, tamam be. Yeter ki futbolcu olayım."

"Hadi gel." dedi ve beraber başlayacağımız yere gittik. Tam köşede durduk. "1..." dedi ve devam ettirdim."2..."
"3!" dediğinde koşmaya başladık.

-

İşkence gibi olsa bile 5 tur koşmayı tamamlamıştım ve şuan yerde atıyordum. "Güzelim, bu ne hâl?"

"Ne yani yoruldum. Bende insanım. Ayrıca sen neden ayaktasın?"

"Ben yorulmadım. İstersen 5 tur daha koşa-lım."

"Aman, kalsın. LÜTFEN."

"İyi, öyle olsun. Heh hoca geldi kalk bakalım." demesiyle hemen ayağa kalkt- NASIL! BU NECİP UYSAL DEĞİL Mİ? KAFAYI YİCEM YA. HAYAL Mİ BUUU!

"Atlas... O Necip Uysal mı?"

"Ta kendisi." demesiyle ağzımın 5 karış açık kalmasıyla gözlerimin hayranlıkla onu izlemesi bir oldu. Yanında Nur ve Duru'da vardı.

ALLAH'IM BEN NEDEN BU KADAR ŞANSLI VE ŞANSSIZIM. ATLAS DİYE BİR KUL YARATTIĞIN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM.

"Selam gençler."

"Siz..." dedim ama heyecandan devam ettiremedim. Benim yerime Atlas konuşmak zorunda kaldı.

"Ben Atlas, zaten biliyorsunuz. Buda kız arkadaşım Banu." dedi ve devam etti. "Kendisi hepinize âşık. Buna Nur ve Duru'da dahil."

Atlas'ın konuşmasından sonra Nur yanıma geldi ve kolunu omzuma attı. Kadın o kadar güzeldi ki bir saniye bile onu kıskanmıştım.

"Dilini mi yuttun kızım. Konuşsana." dediğinde güldüm. "Bilmiyorum ama yutmuş olabilirim çünkü heyecandan konuşamıyorum."

"Haklısın. Bende Necip'i ilk gördüğümde böyle olmuştum."

"Siz nasıl tanıştınız?"

"Orası çok karışık. Boşver."

"Tamam." dedim ve Atlas ve Necip'i konuşurken gördüm. Duru bana küçük bakışlar atıyordu. Bende eğildim ve ona baktım.

"Selam, ben Banu." dedim ve ona gülümsedim. Bana döndü ve bana bakıp güldü. Ne? Yüzümde bir şey mi var, yoksa öylesine mi gülüyor?

"İsmin ne senin bakalım?" Ben mal mıyım ya, çocuk daha 2 yaşında falan. Nasıl konuşcak ki? "Evet Banu Hanım."

"Banu deseniz yeterli Necip Bey."

"Tamam, Banu. O zaman ne ile başlayalım?"

"Bilmem... Bana fark etmez." Kalbim orada rahat dur LÜTFEN!

"O zaman biz çalışmalara başlayalım, Atlas ile Nur'da içeriye geçsinler."

"Duru burada mı kalacak?"

"Sanırım öyle istiyor." dedi ve eliyle Duru'yu gösterdi. Hsbghbk boyundan büyük topla oyun oynuyordu ama top milim bile oynamıyordu.

"Tamam, o zaman. Başlayalım." dedim. Atlas ve Nur içeriye girerken sadece biz kalmıştık.

-

Gün boyu Necip beni çalıştırmıştı ve şuan yorgunluktan ölürken televizyondan birşeyler izliyorduk. Ben kafamı Atlas'ın bacaklarına koymuştum ve Atlas'ta benim saçlarımla oynuyordu.

"Gel, sana örgü öreyim."

"Biliyor musun?"

"Evet, yani öğrendim diyelim."

"Tamam o zaman. Ör de görelim." dedi ve koltukta doğrularak oturdum. Saçım açık olduğu için toka yoktu. O yüzden hemen saçlarımı üçe ayırdı ve örmeye başladı.

Örgüsü bitmiş olmalı ki birşeyle saçımı topladı ve ona döndüm. "Bu toka benim değil mi ya?"

"Arabada uyurken düştü, bende aldım."

"Hırsız!"

"Ne zaman sevdiğimiz kişinin tokasını almak hırsızlık oldu?"

"Ben dediğim zaman."

"Öyle olsun lanet kadın."

"Zaten öyle pis adam." dedim ve ona sarıldım. Oda kollarını bana aynı şekilde ardı ve saçlarıma küçük bir öpücük kondurdu.

Birbirimize 'pis, lanet v.s.' diyorduk ama herşeyin sonunda birbirimizi seviyorduk. Beraber film izlemeye devam ederken ben yorgunluktan gözlerimi uyumak için uyumuştum.

KumralımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin