[3]😻

228 13 1
                                    

Beraber sessizce stadyumdan çıktık ve yağmur yağdığını fark ettik. Normalde buraya gelirken hava çok güzeldi ama nedense hava birden kendini bozmuştu.

İnsanlar yağmurdan kaçmak için çeşitli yollar ararken en hızlıca yağmurun altına girdim ve yüzümü havaya doğru kaldırdım.

"Parka gidelim mi yağmur çok güzel yağıyor."

"Olur, yakınlarda bir tane park olması lazım."

Atlas önden yürümeye başladı ve bende onu arkadan takip ediyordum. Acaba yeniden maça
gelebilirmiydim? Hep bunun hayalini kurarak ders çalıştım. Belki de bu dileğim gerçekleşebilir, değil mi?

"Geldik." Atlas'ın cümlesiyle beraber kafamı kaldırdım.Park hayatımda gördüğüm en güzel 2. Yerdi. Yağmurun yağması ile beraber park çok güzel bir yer edinmişti.

Park her detayıyla mükemmeldi. Çiçekler, ağaçlar, banklar, ışıklar. Her detayıyla mükemmel bir parktı. Ben bir sürü düşünceyle beraber yürürken aklıma sadece bir tanesi takılmıştı.

'Burada saatlerce koşmak.' Burada koşmak istiyorum çünkü yağmurun altında koşmak bana fazlaca huzur veriyor.

"Koşalım mı?"

"Ne?"

"Beni duydun. Sadece biraz koşmak istiyorum."

"Normalde kabul etmezdim ama bende sevdiğim için evet diyorum."

"Tamam o zaman başlayalım. Bir..."

"İki..."

"Üç!"

İkimizde aynı anda koşmaya başladık. Atlas benden metrelerce uzaktaydı. İstesem de ona yetişemedim. Aslında o yürüse bile bana yetişebilirdi.

Çünkü o benim iki katım. Tam 15 dakikadır aralıksız koşuyoruz. Aslında ben hiç yorulmamıştım bunun sebebini ise bilmiyorum.

Atlas o kadar çok hızlı koşmuştu ki benim arkamdan geliyordu. 3 dakika sonra Atlas beni formadan yakalayıp aniden kendine çekti.

"Ne yapıyorsun?"

"Hadi artık gidelim. Saat çok geç olmuş."

"Tamam."

Her yerimiz sırılsıklamdı ve nedense yüzümüzde aptalca bir gülüş vardı. Dışarıdan bakıldığında sevgili gibi duruyorduk ama herşey tam tersiydi. İkimizde birbirimizden o kadar çok nefret ediyorduk ki.

Yürüdüğümüz yolları geri yürüdük. Vodafone Park'ın yanına tekrar gittik ve son bir bakış atarak iç çektim sonra yola geri döndük. Sürekli olarak geriye dönüyordum.

"Bir daha da geri dönemeyeceğin için mi bu kadar mutsuzsun?"

"Evet."

"Bir daha ki gelişin ya üniversite de yada hiç gelemeyeceksin."

"Biliyorum, söylemene gerek yok!" Dedim ve adımlarımı hızlandırarak yürümeye devam ettim.

"Banu?"

"Ne var?"

"Neye sinirlendin?"

"Hiç bir şeye." Sesimi bastırarak çıkartıyordum ve sinirlendiğim her yerden kolayca belli oluyordu.

"Emin misin?"

"Eminim!"

Ben yeniden adımlarımı hızlandırarak yürümeye devam ettim ama Atlas istediği zaman bana yetişebilirdi. Arkadan Atlas'ın gülme sesleri geliyordu.

KumralımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin