[26]😻

68 7 10
                                    

Dün ki maçtan sonra kutlama amacıyla lisedeki arkadaşlarımız ile beraber toplanma kararı aldık.

Ben, Atlas, Hira, Hayruş yani Hayrunnisa, Eray, Kaya, Ada, Baran, Poyraz ve Buse ile Manolya Cafe'de buluştuk.

Cafe'yi kendimize ayarladığımız için boştu ve bu yüzden de rahattık.

Ben Hira ve Hayruş ile beraber konuşurken Atlas bir yandan Kaya ve Eray ile konuşuyor, bir yandan da ara ara bana küçük bakışlar atıyordu.

Konuşmamız tamamen bittiğinde yemeklerimiz geldi ve hepimiz yemeğe başladık. Yemek çok güzel gidiyordu.

Herkes gülüyor ve eğleniyordu, ayrıca sevdiğim bir ortamda olmak çok huzur vericiydi. Eğlenmeye devam ederken...

Bir ses, ve hayatımı bitiren bir şey...

Arkadan gelen bir sesi ile hepimiz irkilmiştik.

1. Ben, iyiyim.

2. Kızlar, onlarda çok iyi.

3. Erkekle-

Atlas! Lanet olsun Atlas vurulmuştu! Koşarak yanına gittim ve uçarcasına yanına doğru koştum ve ilerledim.

"Atlas, canın çok yanıyor mu?"

"Biraz..."

"Tamam, sakin benimle iletişimini kesme tamam mı?"

"Ambulansı çağırdım. Hemen geliyorlar." Hira'nın sesi ile birden ayağa kalktım. "Atlas'a bakın. Birazdan gelirim."

Hemen ayağa kalktım ve hızlı adımlarla yürümeye başladım. Cafe'nin dışına çıkıp arabaya doğru ilerledim.

Futbolcu olduktan 1-2 ay sonra kendimi korumak için silah eğitimi almıştım.

Bu yüzden de nereye gidersek gidelim yanımda silah taşırım.

Elime arabanın bagajındaki silahlardan birini tutuşturdum ve şarjörünü taktıktan sonra hemen hızlı adımlarla Cafe'nin ormanlık alanına doğru ilerlemeye başladım.

Elim silahın tetiğindeydi ve silahın namlusu yere bakıyordu. "Selam Banu..."

Hırıltılı ve sert çıkan bir sesle saniyesinde arkama döndüm.

Dışarıdan sakin olarak görünüyor olabilirdim ama içimde sinirden fırtınalar kopuyordu. "Ne istiyorsun gerizekalı?"

"Hayır Banu... Beni hatırlıyorsun."

"Sen kimsin bilmiyorum ama seni görür görmez ilk işim kafana bir kurşun sıkıp beynini dağıtmak olacak."

"Tabi, ben seninkini dağıtmadan önce!" diye gürledi ve bu sefer silahın namlusu aninda kaldırdım.

"Ne bağırıyorsun be hayvan! Ben sana bağırdım mı? Aptal mısın gerizekalı."

"Ah Banu, hiç değişmeyeceksin..."

"Of, bıktım artık! Yiyosa çık artık ya!"

"Biraz daha sabretmelisin Banu. Omzuma sapladığım pergelin intikamını alıyorum, ve bu burada bitmeyecek."

"Of, mal mısın bilmiyorum ama neden bu kadar pisliksin? İntikamını benden alsana!" Kıkırdama sesi ile o pisliği bulup ona kan kusabilirdim.

Cidden bunu yapabilirdim çünkü az önce sanki birisini vurmamış gibi davranıyordu. Onu bulduğumda benden çekeceği vardı.

"Ah, Banu... Hâlâ anlamıyorsun değil mi?"

"Anlamıyorum işte gerizekalı o yüzden yüz yüze konuşmamız lazım."

"Merak etme, çok yakında beni göreceksin." diyerek güldü ve gelen çalı sesleriyle gittiğini anladım. Bende koşarak ona yaklaşmaya çalıştım ama başaramadım.

Onu es geçerek Cafe'ye doğru ilerledim ve Atlas'ın ambulansa bindirildiğini gördüm.

Durumu kötü gibi duruyordu. Elimdeki silahı yer atarak ona doğru koştum. "Atlas!"

"Yaklaşmayın, durumu ağır. Hastaneye gelicekseniz arabanız ile bizi takip edin."

Karşımdaki adamı onaylayarak Atlas'a son kez baktım ve yere attığım silahı alarak hızlıca arabaya bindim.

-

Atlas son yarım saattir ameliyatta ve durumu sanırım git gide iyiye gidiyordu. Çocuklarla beraber hepimiz bir yerlere dağılmıştık.

"Abla!" Emir'in sesiyle başımı otarafa çevirdim ve Sude ile Emir'in ağlamaktan kan çanağına dönmüş gözlerine baktım.

"Durumu git gide iyiye gidiyor, sadece bekliyoruz." dediğimde arkadan Emine Abla'nın geldiğini gördüm.

Oda köyü haldeydi. Ayakta bile çok zor duruyordu ve... En acı veren şey ise Atlas'ın babasının burada olmamasıydı.

Evet, belki oğlunu sevmeyebilirsin ama oğlun ölüm döşeğindeyken bile mi gelmezsin? Ben bunları düşünürken içeriden beyaz önlüklü, genç bir doktor çıktı.

"Atlas nasıl?" diyerek doktora doğru hızlı adımlarla ilerledim. "Hastanın durumu gayet iyi. Şimdilik normal odaya yerleştiricez. Sıra sıra ziyaret edebilirsiniz."

Doktorun cümleleriyle rahatladım ve ameliyat haneden çıkan Atlas'a baktım. Kahverengi saçları alnına dökülmüştü. Yüzündeki keskin hatlar her haliyle belli oluyordu.

Biraz bekledikten sonra nihayet ziyaretlere geçmiştik. Herkes Atlas'ı ziyaret ettikten sonra en son odaya ben geçtim.

KumralımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin